Abdülaziz Arslan Cizre'deki çatışmalarda ölen kızını ve oğlunu anlattı
Cihazınızda ses/video gösterim programı bulunamadı

'Devletten kızımın cenazesini vermesini istiyorum'

Haber ve Video : Çağıl Kasapoğlu

Şırnaklılar ve Cizreliler, son bir yıllık süre içinde sokağa çıkma yasakları ve çatışmalar ile 1990'lı yıllardan daha ağır travmalar yaşadıklarını söylüyor.

Hafızalarında 1992 Cizre Nevruz kutlamalarındaki kayıplar var bodrumları anlatırken.

Yakınlarını kaybeden ailelerden biri Arslan ailesi.

Nur Mahallesi'ndeki evlerinde görüştüğüm Abdülaziz Arslan ve eşi Hüsna Arslan, kızları Hacer Arslan, oğulları Mehmet Sait Arslan ve Hüsna'nın ağabeyini kaybetmişler.

Fakat Hacer Arslan'ın cenazesi hala yok. Cizre'de 33 isimsiz mezarlık olduğu, 10'a yakın kişinin cenazelerinin bulunamadığı belirtiliyor.

Aile, geçen yıl Mart ayında Şanlıurfa Kimsesizler Mezarlığına defnedilen cenazelerden birinin Hacer Arslan olduğu bilgisi üzerine gittikleri şehirde, Hacer yerine ağabeyi Mehmet Sait Arslan'ın cenazesiyle karşılaşmış...

"Kızım Hacer hemşireydi, acil tıp teknisyeniydi" diyor babası ve ekliyor:

"Üniversite hazırlığı yapıyordu, doktor olma hayali vardı."

Annesi Hüsna da "Anne kız gibi değil, iki arkadaş gibiydik. Çok iyiydi, hep bizi düşünürdü, eve 10 dakika geç kalsa söylerdi, çocuklarım arasında en duyarlısı oydu. Zaten okuyordu. Okuldan başka bir şeyle uğraşmazdı..." diyor.

Ailenin tek isteği kızları Hacer Arslan'ın cenazesinin bulunması:

"Sadece kızım değil, 10-11 kişinin kayıp cenazeleri verilmedi. Kızımın yandığını düşünüyorum. Külü bile kalmamıştır. Ölü olarak ellerine geçseydi mutlaka verirlerdi. Kızım sağ olsaydı mutlaka bir şekilde bana ulaşırdı. Sağ olmadığını düşünüyorum. Devletten kızımın cenazesini vermesini istiyorum."