Cumhuriyet gazetesi iddianamesi kabul edildi: İlk duruşma 24 Temmuz'da

Cumhuriyet gazetesi önü Telif hakkı Getty Images

Cumhuriyet gazetesinin üst düzey yöneticileri, yazarları ve avukatlarının da aralarında olduğu 19 kişi hakkındaki iddianame İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi tarafindan kabul edildi.

12'si tutuklu 19 şüpheli hakkındaki davanın ilk duruşması 24 Temmuz'da yapılacak.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede gazetenin yöneticisi ve yazarlarından oluşan 17 kişi "silahlı terör örgütlerine üye olmamakla birlikte örgüte yardım etmekle" suçlanıyor.

İddianamade ayrıca, "@jeansbiri" adlı twitter hesabını yönettiği iddia edilen Kemal Aydoğdu hakkında ise "silahlı terör örgütü yöneticisi olmak", Washington'da yaşayan gazeteci İlhan Tanır hakkında ise "silahlı terör örgütü üyesi olmak" suçlamalarıyla yargılama talep ediliyor.

Gazetecilerin köşe yazıları ve haberlerinin yanı sıra attıkları tweetler; icra kurulu üyelerinin ise çoğunlukla tweetleri "suç unsuru" olarak iddianamede bulunuyor. İddianamede ayrıca "gazetecilerin ByLock kullanıcıları ile telefonla görüşmüş olması" da yer alıyor.

HTS kayıtlarına göre verilen bilgilerde gazetecilerin ByLock kullandığı tespit edilen kişileri aramış olması, bu kişiler hakkında soruşturma bulunması da deliller arasında yer aldı. Gazetecilerin aradığı isimler arasında eski İstanbul Valisi Hüseyin Avnu Mutlu da bulunuyor.

Telif hakkı Getty Images
Image caption Aydın Engin dava kapsamında tutuksuz yargılanyor.

İstenen cezalar

Ahmet Şık'ın "PKK ve DHKP/C Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etmek" suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istenmişti.

Eski Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmenleri Can Dündar ve Murat Sabuncu ile birlikte yazardan Kadri Gürsel ve Aydın Engin ile Bülent Yener ve Günseli Özaltay'ın da "Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme" suçundan 7,5 yıl 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti.

Cumhuriyet Gazetesi İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Mehmet Orhan Erinç ve Önder Çelik'in "Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme" ve "Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" suçlarından ayrı ayrı 11,5 yıldan 43 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenmişti.

Bülent Utku, karikatürist Musa Kart, Hakan Karasinir, Mustafa Kemal Güngör, Hikmet Çetinkaya'nın ise "Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme" ve "Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" suçlarından 9,5 yıldan 29 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaları talep edilmişti.

Geçen yıl Ekim ayında Murat Sabuncu, Kadri Gürsel, gazetenin kitap eki genel yayın yönetmeni Turhan Günay, Musa Kart, avukatlardan Bülent Utku ve Akın Atalay gibi isimlerin de bulunduğu 10 Cumhuriyet çalışanı gözaltına alınmış ve bu isimler çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklanmışlardı.

Cezalandırılmaları istenen 19 kişinin 12'si tutuklu, diğer 4 kişi de tutuksuz yargılanıyor. ABD'de yaşayan İlhan Tanır ve Almanya'da bulunan Can Dündar hakkında ise yakalama kararı çıkarılması istenmişti.

Telif hakkı Getty Images

'Kuruluş felsefesinin aksi yönünde değişti'

İddianamede, Cumhuriyet gazetesinin kuruluş felsefesine atıfta bulunularak, gazetenin buna aykırı yayınlar yaptığı, "son 3 yıllık dönemde bilhassa da 15 Temmuz kanlı darbe teşebbüsüne uzanan süreç ve sonrasında gazetenin yayın politikası, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulunda yaşanan değişikliklerle eş zamanlı olarak, 90 yıllık geçmişinin ve kuruluş felsefesinin tam aksi yönde değişime uğradığı" yazıldı ve ayrıca şu ifadelere yer verilmişti:

"Gazetenin terör örgütleri FETÖ/PDY, PKK/KCK ile DHKP/C terör örgütlerinin amacına uygun hareket ederek iç kargaşa çıkartmaya ve ülkeyi yönetilemez hale getirmeye yönelik haber ve yazılara imza attığı müşahade edilmiştir."

İddianamede, 2013 yılında Can Dündar'ın gazetenin genel yayın yönetmenliğine getirilmesiyle birlikte Cumhuriyet'in, kurucusu Yunus Nadi'nin... amaç ve hedeflerinin dışına çıkarak farklı bir yörüngeye oturduğu" ve bu dönemde "adeta FETÖ/PDY, PKK/KCK ve DHKP/C terör örgütlerinin savunucusu ve kollayıcısı olduğu" öne sürülüyor.

Ayrıca, Atalay'ın da gazetenin yönetimini ele almasıyla birlikte gazeteden Atatürkçü yönetici ve yazarların tasfiye edildiği, bazı şüphelilerin ByLock kullanan ve haklarında Fethullah Gülen yapılanmasıyla bağlantılı oldukları iddiasıyla soruşturma açılan bazı kişilerle de temas halinde oldukları iddia ediliyor.