29 Temmuz 2009 Basın Özeti

Guardian yazarı Simon Tisdall, Türkiye'deki Kürt açılımı tartışmalarını ele aldığı yazısında, kendi ifadesiyle, Atatürk'ün aşınmakta olan aşırı milliyetçi mirasına Başbakan Erdoğan'ın en büyük darbeyi vurmak üzere olabileceğini öne sürüyor.

Ancak yazara göre, olayın tezat oluşturan yönü ise, son dönemdeki tartışmalar dikkate alındığında, bu adımın hükümetin sözde İslamcı gündemini yaşama geçirmesi değil; Türkiye'nin 12 milyonu bulan, Atatürk döneminde baskı altında tutulan güçlü etnik Kürt azınlığın haklarıyla ilgili olması.

Guardian yazarı Erdoğan'ın bu girişimi konusunda; kendisini ve lideri olduğu partiyi gizli dinci gündemi yaşama geçirmeye çalışmakla suçlayan asker ve sivil laik muhafazakâr çevrelerce durdurulabileceğine de dikkat çekiyor.

Tisdall, MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin ''İmralı kasabının rehberliğinde Türkiye'yi bölmeye hazırlanmakla suçladığı başbakanın Türkiye için ciddi bir risk haline geldiği'' iddialarına yer veriyor yazısında.

Tisdall, Erdoğan'ın planının ayrıntılarının bilinmediğinin altını çizerken, Türk basınında yer alan haberlere atfen, ''PKK'lılar için genel af, siyasi, ekonomik, dil ve eğitim hakları, Güneydoğu'da Kürtçe isim yasağının kaldırılması'' gibi adımlardan söz edildiğini aktarıyor.

Guardian yazarı, PKK'nın cezaevinde bulunan liderinin de bir ''yol haritası'' hazırlığında olduğu yönündeki haberlere atıfla da, Öcalan'ın ''silahsızlanma, PKK üyelerinin siyasi entegrasyonu, yerel yönetimlerin özerkliğinin arttırılması ve ulusal diyalog süreci başlatılması'' çağrısında bulunmasının beklendiğini yazıyor.

Tisdall öte yandan da iki emekli orgeneralin de sanıkları arasında olduğu Ergenekon davası, geçen yıl türbanın üniversitelerde serbest bırakılması düzenlemesi gibi örneklerde ortaya çıkan ve bir süredir yaşanan iç gerilimlerin, Erdoğan'ın Kürt açılımını rayından çıkarma riski taşıdığını, ama söz konusu barış sürecinin kökleşmesinin ise, bazı çevrelerde, Atatürk'ün milliyetçi ideallerinin baltalanması olarak görüleceğini savunuyor.

Tisdall, ''Zaman değişiyor, Türkiye'nin tutuculukta direnen devletçileri de değişmek zorunda kalabilirler.'' diyor.

Tarihçi Andrew Mango'nun, ''Sultan'dan Atatürk'e'' adlı yeni kitabında, Atatürk'ün o dönemde kendini ''ulus-devlet'' kavramına adadığı ve bu nedenle ne din, ne ayrılıkçılar, ne de azınlıklara ayıracak zamanı olmadığı, 1925'teki Kürt isyanını acımasızca bastırdığı ve kültür devriminin de ivme kazandığı tespitlerini aktaran Tisdall, ama Türkiye'yi kuran Lozan Anlaşması'nın üzerinden 86 yıl geçtikten sonra Atatürk'ün biçtiği dar gömleğin gevşetilmesi yönünde direnmesi zor baskılar bulunduğunu savunuyor.

'Hint Okyanusu'nda tehlikeli gerilim'

Times gazetesi Hindistan'ın nükleer denizaltısının Asya'da yarattığı tartışmaları başyazısında irdeliyor.

Pakistan'dan bu denizaltının tehdit olarak değerlendirilmesinin öngörülebilir bir gelişme olduğuna dikkat çeken Times, ''ama denizaltının silahlarının tahmini hedefi Pakistan değil, Çin olacaktır'' görüşünde.

''İki ülke silahlanma yarışına girişmiş durumda. Hindistan'ın 2007 yılındaki savunma bütçesi bir önceki yıla göre, yüzde 8'e yakın artış gösterdi. Çin de, aynı dönemde savunma bütçesinde yüzde 17'lik bir artışa gitti. Her iki ülke de, donanmalarına yatırım yapıyor.''

''Her ikisi için de stratejik rekabet alanı Hint Okyanusu. Ama burada tezat oluşturan olgu ise, Yeni Delhi ile Pekin ilişkilerinin, 1962'de giriştikleri kısa savaştan bu yana en yakın noktaya erişmiş olması. İkili ticaret hacmi 40 milyar dolar civarında. İki ordu, ilk ortak tatbikatlarını gerçekleştirdi.''

''Ama Hindistan'ın Amerika Birleşik Devletleri'yle imzaladığı nükleer işbirliği anlaşması, bu ülkenin dış politikasında Batı'ya doğru bir kayma olduğu saptayan Çin'i sarstı... Sonuçta ise, bir zamanların barışçı okyanusu Asya'nın öne çıkmakta olan güçlerinin kendilerini kanıtlama çabalarına sahne olma tehlikesiyle karşı karşıya.''

Domuz gribi ölü sayısı bini aştı

Independent iç sayfalarında yer verdiği haberinde, domuz gribi hastalığı nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının bini aştığını duyuruyor okurlarına.

Avrupa Hastalıkların Önlenmesi ve Kontrolü Merkezi'nin tespit ettiği bu veriler, Dünya Sağlık Örgütü'nün açıkladığı ölümlü vaka sayısından 200 daha fazla.

Independent, 31 Avrupa ülkesinden 30'unda hastalığın tespit edildiğini belirterek, İngiltere'nin, hastalıktan hayatını kaybedenlerin sayısı en yüksek ülke olduğuna dikkat çekiyor.

Gazete, hükümetin salgına ne kadar hazırlıklı olduğuna ilişkin de soru işaretlerinin giderek daha yüksek sesle dile getirildiğini aktarıyor.

Lordlar Kamarası'nda bilim ve teknoloji komitesinin dün bu konuda tereddütlerini dile getirdiğini kaydeden gazete, sonbahar aylarında İngiltere'nin hastalığın yeni bir dalgasına hedef olmasının beklendiği dikkate alındığında, özellikle yoğun bakım ünitelerinde yatak sayısının yetersiz olduğuna işaret ediyor.

Hükümetin istihdam atağı

Daily Telegraph, resesyonun istihdama ağır darbe vurduğu İngiltere'de hükümetin iş yaratmak için bir milyar sterlin harcamaya hazırlandığını manşetinden duyuruyor okurlarına.

Ayrıntıları bugün açıklanacak plana göre, ''yumuşak işler'' olarak adlandırılan alanlarda istihdam yaratılması hedefleniyor.

Turizm elçiliği, güneş enerjisi sistemleri mühendisliği, dans asistanlığından orman işçiliği, çocuk bakım uzmanlığına kadar çok sayıda alanda binlerce kişi için iş olanakları yaratılması umuluyor.

Planla 150 bin kişinin istihdam edilmesi, bunun üçte birinin de 18 ila 24 yaşları arasındaki gençler olması hedefler arasında. Merkezi hükümetin kaynak sağlayacağı projeyi ise, ağırlıklı olarak yerel yönetimler uygulayacak.

Ancak plana karşı çıkanlar da var. Vergi mükelleflerinin paralarının yerinde harcanıp harcanmadığını izleyen bir sivil toplum örgütü, planı ''gerçekçi olmadığı'', ''dar görüşlü olduğu'' ve kamunun borç yükünü arttıracağı gerekçesiyle eleştirdi.