6 Ağustos 2009 Basın Özeti

Guardian bugünkü manşetine, İngiliz ekonomisinden alınan son verileri taşıyor ve "İngiltere'nin ekonomik durgunluktan çıktığına dair yeni umutlar" diyor.

Gazete emlak, imalat ve ülke ekonomisinin motoru olan hizmet sektörlerinden beklenmedik derecede olumlu veriler geldiğini belirtiyor.

Guardian, ülke ekonomisi son beş üç aylık dönemde küçülse de, hem söz konusu sektörlerden alınan olumlu verilerin hem de başlıca bankaların bu haftaki kâr açıklamalarının, yıl sonuna doğru ekonominin yeniden büyüyeceğine işaret ettiğini söylüyor. Ancak gazetenin görüşlerine yer verdiği bazı uzmanlar, işsizlik ve şahsi borçlanma oranlarının artmaya devam edeceğini söylüyor ve bu iki faktörün, krizden çıkışı engelleyebileceği uyarısında bulunuyor.

İngiliz ekonomisinden olumlu işaretler

Financial Times da İngiliz ekonomisiyle ilgili olumlu gördüğü bir gelişmeyi manşetine taşıyor.

Gazete ülkenin en büyük bankalarından Lloyd's TSB'nin 4 milyar sterlin zarar ettiğini açıklamasına karşın, bankanın hisse senetlerinde yüzde 11'lik bir artış yaşandığını duyuruyor.

Gazete hisse senetlerindeki bu artışı, yatırımcıların bankanın elindeki karşılığı olmayan borçların artık zirve yaptığına inanmasına bağlıyor.

Artışın bir başka nedeni olarak da, bankanın emlak fiyatlarıyla ilgili tahminlerini yenilemesi gösteriliyor.

Lloyd's TSB daha önce bu yıl ev fiyatlarının yüzde 15 düşeceği tahmininde bulunmuştu.

Ancak banka, şimdi bu yılki düşüşün yüzde 7 civarında olacağını, gelecek yılsa küçük de olsa bir artış yaşanacağını tahmin ediyor.

'Mesaj Clinton'ın kendisiydi'

Bill Clinton'ın Kuzey Kore'ye gidip, bu ülkede hapsedilen iki Amerikalı gazeteciyle beraber geri dönmesi, İngiliz basınının ilgi gösterdiği konulardan.

Başyazılarından birini Clinton'ın gezisine ayıran Independent, Clinton'ın görevini tamamladığını ve topu Kuzey Kore'nin sahasına attığını söylüyor. Dikkat çeken satırlar şöyle: "Clinton'ın heyetinde eski Beyaz Saray genel sekreterinin ve Dışişleri Bakanlığı'ndan eski bir Kore uzmanının bulunması, belki de gazetecilerin salıverilmesinin ötesinde birşeyler olduğunu gösteriyor.

"Beyaz Saray ve Dışişleri Bakanlığı Clinton'ın, Pyongyang'ın nükleer programı ya da başka herhangi bir şeyle ilgili şahsi bir mesaj ilettiğini reddetti. Aslında gerek de yoktu. Çünkü mesajın kendisi Clinton'dı. Diyalog kapısının kapalı olmadığı yönünde bir mesajdı.

"Eğer Kuzey Kore'nin istediği kabul görmekse, Clinton, Kuzey Kore liderine bir sonraki adımının ne olması gerektiği konusunda çok net bir mesaj verdi. "

'Asıl galip K.Kore'

Daily Telegraph ise Clinton'ın gezisine çok farklı bir pencereden bakıyor. Gazeteye göre tüm bu olan biten Kuzey Kore için bir propaganda zaferi:

"Asıl galip Kuzey kore oldu. Olanlar insanları rehin almanın işe yaradığını gösterdi. Tehlikeli, beş para etmez bir diktatörün, eski bir Amerikan başkanıyla aynı platformda gözükmesine izin verdi. Clinton'ın soğuk yüzü ve Kim Jong-İl'in sırıtışı çok şey anlatıyordu.

"Belki de, tüm bu olup bitenden alınacak en iyi ders, Amerikan vatandaşlarının Kuzey Kore'den uzak durması olur. Gazetecilerin salıverilmesi için eski bir başkanı ayağına kadar getirmeyi başaran Pyongyang, aynı şeyi bir daha yapmak isteyebilir."

'Kendisini haçlı gibi görüyordu'

Times, özellikle Irak'ta yaptıklarıyla haberlere konu olan Blackwater özel güvenlik şirketiyle ilgili iddiaları haberleştiriyor.

İddialar, iki eski şirket mensubu tarafından, Blackwater çalışanlarının yakınlarını öldürdüğünü savunan Iraklı aileler adına ABD'de açılan davada dile getiriliyor. Can güvenliği kaygısı nedeniyle isimsiz yeminli ifade veren eski Blackwater çalışanlarından biri, şirketin kurucusu Erik Prince'in kendisini Müslümanları öldürmekle ve İslam inancını yeryüzünden silmekle görevlendirilmiş bir haçlı gibi gördüğünü söylüyor.

Prince'in Iraklılar'ın öldürülmesini teşvik ettiğini ve öldürenleri de ödüllendirdiğini savunuyor.

Aynı çalışan ayrıca, Prince'in şirketle ilgili soruşturmalarda yetkililere bilgi veren bir ya da daha fazla şirket üyesini öldürdüğünü söylüyor.

Bu iddiasını da eski iş arkadaşlarından duyduklarına dayandırıyor. Adını XE olarak değiştiren şirketse iddiaları reddediyor.

'Lockerbie sanığı serbest kalabilir'

Guardian, Lockerbie bombalamasından ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Libyalı Abdülbaset el Migrahi'nin salıverilebileceğini yazıyor.

Prostat kanserinin son aşamalarını geçiren el Migrahi'nin ülkesinde ölmek istediğini belirten gazete, İskoç Adalet Bakanı'nın bu isteği ele aldığını ve bu ay sonuna doğru bir karar verebileceğini yazıyor.

Ancak gazete özellikle ABD'nin, el Migrahi'nin Libya'ya gönderilmesine karşı çıktığını kaydediyor.

'Muhafazakârlar açık ara önde'

Independent'ın yaptırdığı bir kamuoyu yoklamasına göre, İngiltere'de muhalefetteki muhafazakârlara verilen destek, iktidardaki İşçi Partisi'nin tam 14 puan önünde. Muhafazakârların yüzde 40 oranında destek aldığını gösteren çalışmaya göre, İşçi Partisi'nin oy oranı yüzde 26'da kalıyor.

Bu oranların gelecek yıl yapılması planlanan genel seçimlerde de tekrarlanması halinde, muhafazakârların çok net bir seçim zaferi kazanacağı belirtiliyor.