21 Ağustos 2009 Basın Özeti

Bugünkü İngiliz gazetelerin tümünün ilk sayfalarında aynı kişinin resmi var.

1988 yılındaki Lockerbie saldırısından suçlu bulunan ve dün İskoçya'dan ülkesine dönen Libya vatandaşı Abdül Basit el Megrahi bu kişi...

Ömür boyu hapis cezasına çarptırılan ve ileri derecede prostat kanseri olduğu belirtilen el Megrahi'nin, son günlerini ailesiyle geçirmesine izin verilmişti.

İngiliz gazetelerinin ilk sayfalarındaki resimlerde ise el Megrahi, ülkesine dönüş yolculuğu için Glasgow Havaalanı'nda Libya lideri Muammer Kaddafi'nin özel uçağına binerken görüntülenmiş.

Merhamet mi, hakaret mi?

Guardian'ın ilk sayfasında erkek kardeşi Peter'i, 1988'de Lockerbie üzerinde infilak eden uçakta kaybeden Pamela Dix'in yazısı yer alıyor. "Megrahi'nin eve gitmek üzere uçağa binerken çekilmiş görüntüsü, sonsuza dek benimle kalacak." diyor Pamela Dix...

Independent gazetesi de ilk sayfasında el Megrahi'nin serbest bırakılmasıyla ilgili tartışmayı iki soruyla özetlemiş:

"Merhamet göstermeye yönelik bir hareket mi, yoksa ölenlere hakaret mi?".

Financial Times, "Lockerbie bombacısı" olarak nitelendirdiği el Megrahi'nin artık özgür olmasının tartışma yarattığını söylüyor. Aynı ifadeye yani "Lockerbie bombacısı"na, Daily Telegraph ve Times'ın ilk sayfalarında da rastlamak mümkün.

Daily Telegraph, Abdül Basit el Megrahi'nin serbest bırakılmasının, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama'yı, çok öfkelendirmesini manşetine taşımış.

Times ise manşetinde, el Megrahi'nin ülkesinde bir kahraman gibi karşılandığını aktarıyor. Gazete, Libyalılar el Megrahi'nin dönüşünü kutlarken, Barack Obama'nın onun ev hapsinde tutulmasını talep ettiğini belirtiyor.

Konuyu başyazılarına da taşıyan gazetelerden Daily Telegraph, el Megrahi'nin serbest bırakılmasını Libya'ya yönelik "kötü planlanmış bir jest" olarak nitelendiriyor.

Times'a göre de bu karar, üzerinde ne kadar uzun süre düşünülerek ve merhamet duygusu eşliğinde alınmasına karşın, yanlış.

Independent ise başyazısında, İskoçya'da yargının, muhtemel ölümlerinden üç ay önce mahkumların serbest bırakılmalarına izin verdiğini hatta bunu teşvik ettiğini söylüyor. Gazeteye göre bu nihayetinde merhameti yansıtan bir hareket ve İskoçlar da yaptıklarından dolayı tebrik edilmeli.

Abdül Basit el Megrahi'nin yargılandığı davada Birleşmiş Milletler gözlemcisi olan Hans Köchler de, yine Independent gazetesindeki yazısında el Megrahi'ye "Lockerbie bombacısı" olarak hitap edilmesinin kendisini hep şaşırttığını söylüyor.

Hans Köchler, Lockerbie Davası'yla ilgili olarak hala bilinmeyen çok şey olduğunu belirtiyor. Köchler, İngiltere'de Avam Kamarası'nın ya da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun verdiği yetkiyle olayın kamuoyuna açık bir şekilde soruşturulmasını istiyor.

'Afgan seçmenler korkutulup yıldırıldı'

İngiliz gazetelerinin sayfalarında geniş yer ayırdıkları diğer gelişme ise Afganistan'da dün yapılan seçimler. Financial Times'a göre Taliban'ın saldırı tehdidinin neden olduğu korku ve siyasi sıkıntıların yol açtığı ilgisizlik, Afganları seçim günü evlerinde tuttu.

Times da seçmenlerin korkutulup yıldırıldıkları görüşünde. Ancak gazete, yapılan usulsüzlüklerin de seçimlere zarar veren bir diğer faktör olduğunun altını çiziyor.

Afganistan'da seçimlere katılım oranının yüzde 40'larda olduğu sanılıyor. Guardian'a göre seçimlere katılım oranı, Amerikan Yönetimi açısından, Afganistan'da gelecekte izlenecek strateji için hayati önem taşıyor. Gazete, Taliban'ın tehditlerinin özellikle ülkenin güneyinde etkili olduğunu, seçimin meşruiyetine yönelik şüphelerin de arttığını belirtiyor.

Independent'tan Robert Fisk'in bugünkü yazısının başlığı ise "Demokrasi özgürlük getirmeyecek". Yazara göre Afgan halkı Taliban'ın tehditlerine karşın oy kullanarak büyük bir cesaret örneği gösterse de, ortada bir sorun var.

"Afganistan'da herhangi bir kişinin benimsedikleri cumhurbaşkanı adayına, politikalarından dolayı oy verdiği yönünde şüphelerim var." diyor Fisk..."Etnik grupların liderleri kime oy verilmesini istedilerse ona oy verildi" diye de ekliyor.

Robert Fisk, bu liderlere örnek olarak gösterdiği Özbek Abdül Raşid Dostum'un Kabil'de değil, işlediği savaş suçları yüzünden Lahey'deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'nde ve demir parmaklıklar arkasında olması gerektiği kanısında.

Fisk, etnik grupların liderlerinin Afgan halkını özgürleştiremeyeceğini söyleyip, yazısını şu sözlerle noktalamış: "Evet, ben de kadınlı erkekli herkesin oy kullandığını görmek istiyorum. Afgan halkının da oy kullanmak istediğini düşünüyorum. Ancak bu insanlar özgürlük de istiyorlar. Ve özgürlük ille de demokrasiye eş gibi birşey yok.".

Soruşturma kapsamında Porsche merkezine baskın

Financial Times ise bugün manşetine, Almanya'da yürütülen bir soruşturma kapsamında, otomotiv şirketi Porsche'nin Stuttgart kentindeki merkezine yapılan baskını çekmiş.

Gazete, Alman savcıların, Porsche'nin eski yönetim kurulu başkanı Wendelin Wiedeking hakkındaki iddiaları soruşturduklarını belirtiyor. Wiedeking, piyasalarda manipülasyona neden olmakla suçlanıyor.

Wendelin Wiedeking'in, Volkswagen'in Porsche'yi satın alma girişimiyle olarak şirketle ilgili bazı bilgileri sızdırdığı öne sürülüyor.

Daha önce ise kendisinden çok daha büyük bir şirket olan Volkswagen'i satın alma girişimi, Porsche'yi iflasın eşiğine geçirmişti.

Financial Times son soruşturmanın ise Almanya'nın mali denetim kurumunun şikayeti üzerine açıldığını duyuruyor. Alman basınında daha önce Porsche'nin Volkswagen'i satın alma girişimi isteğiyle ilgili olarak piyasaları yanılttığı yönünde haberler yayınlanmıştı.

'Bolt, dünyanın gördüğü en iyi sprinter'

Jameikalı atlet Usain Bolt dün Berlin'deki Dünya Atletizm Şampiyonası'nda, 100 metreden sonra 200 metrede de dünya rekoru kırarak altın madalya kazanmıştı.

Guardian gazetesi ilk sayfasında, 200 metre finalini 19.19 gibi müthiş bir dereceyle kazanan Usain Bolt için "Dünyanın bugüne dek gördüğü en iyi sprinter" diyor.

Gazete spor ekinde de Jamaikalı atlet için şu ifadeyi kullanmış: "Dünya onun ayakları altında.".

Times, Usain Bolt'un 9.58'le 100 metrede dünya rekorunu kırmasının ardından dünkü yarışla ilgili olarak "Başka bir gün. Başka bir mucize" diyor.

Daily Telegraph ise Bolt'un 200 metrede dünya rekorunu kırdığı yarış öncesi kendisini "yorgun" hissettiğini söylediğini aktarıyor.

Bolt, 200 metre finali sonrası "Gerçekten kendimi yorgun hissediyordum. Şimdi ise yorgunum." demişti. Gazetenin, Dünya Atletizm Şampiyonası'nı izleyen muhabiri Simon Hart, Bolt'la ilgili bir tespitte bulunmuş:

"Ürkütücü olan şey Usain Bolt'un hala daha hızlı koşabilecek gibi görünmesi. Dünkü yarış, saniyede 0,3 metre esen rüzgara karşı koşuldu. Hafif bir rüzgarı arkasına alması halinde, Usain Bolt'un 200 metreyi 19 saniyenin de altında koşması kesinlikle mümkün.".

İlgili haberler