31 Ağustos 2009 Basın Özeti

Lockerbie bombalamasından hüküm giyen Libyalı Abdülbasit el Megrahi'nin İskoçya hükümetince serbest bırakılmasıyla ilgili tartışmalar, İngiliz basınında geniş yer bulmaya devam ediyor.

Tartışmanın son halkası, Adalet Bakanı Jack Straw'un açıklamaları.

Straw, el Megrahi'nin bir petrol anlaşması uyarınca serbest bırakıldığı iddialarını reddetmişti. Times ise manşetinde, el Megrahi'yi iki yıl önce Libya'yla yapılan suçluların iadesi anlaşmasından yararlandırmanın, Straw'un kişisel kararı değil, hükümetin müdahalesiyle atılmış bir adım olduğunu yazıyor.

Times'ın haberine kaynaklık eden Straw'un yakın bir arkadaşı da, "Buna karar veren Jack değildi. Hükümetin kararıydı. Jack bunu tek başına yapmadı." diyor.

BP anlaşması ve el Megrahi

Independent ise suçluların iadesi anlaşması görüşüldüğü sırada British Petroleum'un Libya'daki büyük bir petrol sahası için Trablus yönetiminden onay beklediğini hatırlatıyor.

Gazete anlaşmaya el Megrahi'nin de dahil edilmesinden sadece birkaç hafta sonra Trablus yönetiminin BP'ye yeşil ışık yaktığını belirtiyor.

Independent, İngiltere-Libya ilişkilerinde sorun çıkarabilecek bir başka konuya da dış haberler sayfalarında yer vermiş. Gazete İngiltere'nin, Libya'da Muammer Kaddafi'yi iktidara getiren "Yeşil Devrim" in 40. yıl kutlamalarına kimi göndereceğine karar veremediğini yazıyor.

Gazete, el Megrahi'nin bir petrol anlaşması karşılığında salıverildiği iddiaları sürerken, daha fazla sıkıntı yaşamak istemeyen Londra'nın bir hafta devam edecek görkemli kutlamalara kimin katılacağını belirleyemediğini belirtiyor.

'Kralların Kralı Kaddafi'

Independent, bu haberinin hemen altında da Kaddafi'nin kariyerini özetleyen "Albay'dan Kralların Kralı"na başlıklı bir yorum yazısına yer veriyor.

Daniel Howden imzalı makalede, Kaddafi'nin Arap Birliği konusunda hayalkırıklığına uğradıktan sonra, dikkatini Afrika'ya yönelttiği belirtiliyor. Yazar şöyle devam ediyor:

"İlk kez Afrika Ulusları Örgütü'nün toplantısında Afrika Birleşik Devletleri fikrini öne sürdü. Bunu, Libya'nın petrol gelirleriyle Afrika'da nüfuz satın almak için girişilen bir kampanya izledi. Sonuçlar müthişti. Geçen yıl Ağustos'ta Afrika'da 'Kralların kralı' ilan edildi. Bu yıl Ocak ayında da sonunda, gıptayla arzulanan Afrika Birliği Başkanlığı'nı elde etti. Libya'nın enerji gelirlerinin böyle boşa harcanması, sokaklarda sessiz bir kızgınlık yarattı. Bir diplomat, 'Sağlık sistemi burada çok kötü olduğu için, hastalandıklarında Tunus'a gitmek zorunda kalan insanlar, paranın Afrika'ya harcanmasından bıktı' diyor. "

Hatoyama'nın zorlukları

İngiltere basını Japonya'daki genel seçimlerde, muhalefetteki Japonya Demokrat Partisi'nin 50 yılı aşkın Liberal Demokrat Parti iktidarına son verişini geniş haber ve yorumlarla ele alıyor.

Times yazarlarından Richard Lloyd Perry, parti lideri Yukio Hatoyama'nın önündeki zorlukları şöyle özetliyor:

"İlk görevi, ülke ekonomik durgunluktan kesin olmayan bir çıkış yaparken, ekonomiyi canlandırmak için ek bir bütçe geçirmek olacak. Sonra cömert çocuk ödemeleri, eğitime destek gibi harcama sözlerini yerine getirmek için yasalar çıkartmak zorunda. Parlamentonun alt kanadındaki çoğunluğu sayesinde bu, işin kolay kısmı.

"Asıl zor olan, sosyal yardım ödemeleri yaparken, kamusal inşaat projelerinde kesintiye giderek bütçeyi tutturmak. Daha da zor olanı, ülkeyi ABD'den çok Asya'ya yakınlaştırmak ve bürokrasinin gücünü budamak gibi, seçim bildirisinde yer alan diğer vaatler. Ancak aklı varsa, bu mücadeleleri vermek için en az bir yıl bekler. Çünkü sadece o makama seçilerek tarih yazdığının bilincinde olmalı."

Merkel'in hayalkırıklığı

Financial Times ise Almanya Başbakanı Angela Merkel'in, genel seçimlere dört hafta kala yapılan eyalet seçimlerinde hayalkırıklığına uğradığını yazıyor.

Gazete Merkel'in Hristiyan Demokrat Birlik Partisi'nin üç eyaletteki seçimlerin ikisinde eyalet meclislerindeki mutlak çoğunluğunu kaybettiğini belirtiyor.

Ancak gazete küçük partilerin kazançlı çıktığı seçimlerin , Merkel'in en büyük rakibi Sosyal Demokratlar açısından da iyi haber olmadığını kaydediyor. Times'ta akılları biraz daha karıştırabilecek bir sağlık araştırması haberi yer alıyor.

'Günde bir aspirin aslında zararlı'

Avrupa Kardiyoloji Kongresi'ne sunulan araştırmaya göre, sağlıklı insanların kalp krizi ihtimaline karşı her gün bir aspirin alması, sanılanın aksine yarardan çok zarar getiriyor. Habere göre aspirin ile ilgili araştırma Edinburgh Üniversitesi'nde yapılmış.

Sekiz yıl boyunca her gün bir aspirin alan denekler arasında görülen kalp krizi ve felç vakalarında, almayan deneklere göre kayda değer bir düşüş görülmemiş.

Hatta aspirin alanların bir kısmı, bu ilacın yan etkisi olarak bilinen mide kanamasından hastaneye kaldırılmış.

Daily Telegraph, başyazılarından birinde özellikle bu yaza dair yanlış hava tahminleriyle tepki çeken İngiliz Meteoroloji Dairesi'ni esprili bir dille eleştiriyor.

"Meteoroloji kurumu bu yaz yaptığı yanlış tahminlerden pek yılmamış olacak ki, şimdi yüzyılın geri kalanı için hava tahmini yapmaya niyetleniyor. Cenevre'de bugün başlayacak Üçüncü Dünya İklim Konferansı'nda 2100 yılında sel, kuraklık ve sıcaklık değişimleri anlamında ne beklememiz gerektiğini tahmin edecek bir 'Dünya İklim Servisi' kurmak gibi cesur bir plan ele alınacak.

"Bizim Meteoroloji Dairesi de bu çabaya liderlik ediyor. Hatta kendi tahminlerini yapmışlar bile. Tabii hevesleri teşvik edilmeli. Ama torunumuzun torunu terleyecek mi, yoksa titreceyecek mi bilmek yerine, bu haftasonundaki hava durumuyla ilgili doğru bir tahmini büyük bir mutlulukla kabul ederdik."

İlgili haberler