1 Eylül 2009 Basın Özeti

Afganistan'daki Amerikan güçlerinin komutanı General Stanley McChrystal'ın raporu İngiliz gazetelerinin geniş yer ayırdığı konulardan.

McChrystal, raporunda özetle Afganistan'da izlenen stratejinin işe yaramadığını ve Taliban'ın yenilmesi için Afgan halkının kazanılması gerektiğini söylüyordu. Guardian, McChrystal'ın raporuyla ilgili haberinin hemen yanında, gazetenin diplomasi editörü Julian Borger'in imzasını taşıyan bir analize yer veriyor:

"Bu sonbahar aylarında McChrystal ve Amerikan Merkez Kuvvetleri Komutanı General David Petraeus, büyük ihtimalle stratejilerini uygulamak için daha çok Amerikan ve müttefik askeri isteyecek. Ancak Afganistan'ın Irak'a kıyasla 'doğru savaş' olduğu inancı Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa'da zayıfladığından, daha çok asker istemek için kötü bir zaman.

"Bu inancın zayıflamasını, Afganistan'dan her gün gelen toptan oy çalma vakalarıyla ilgili haberler de hızlandırdı. Afganistan'da meşruiyeti olmayan bir hükümetin ortaya çıkması savaşı ülke dışında pazarlamayı daha da zorlaştıracak. Ama Afganistan'ın kendi içinde de tüm askeri stratejileri tamamen anlamsız hale getirecek."

Sovyet işgaliyle benzerlikler

Guardian yazarlarından Jonathan Steele de bugün Afganistan'daki durumu işleyen bir yazı kalame almış. Steele, ülkede durumun giderek, 80'li yıllardaki Sovyet işgaline benzemeye başladığını söylüyor.

"Büyük ve çok kanlı bir 'Ben bu anı daha önce yaşamıştım" hissi. General McChrystal raporunda başkanı Barack Obama'ya 'Afgan halkı bir güven krizi yaşıyor çünkü Taliban'a karşı savaş yaşamlarında bir iyileşme yaratmadı" diyecek. 'Taliban' kelimesini 'Mücahit' ile değiştirin, Rusların çeyrek yüzyıl önce fark ettiği şeyin tam bir tekrarını görürsünüz.

"Bugün NATO'nun yaptığı gibi, Kremlin de askerlerinin şehirlerin dışında pek kontrolü olmadığını fark etmişti. Benzerlikler bununla da bitmiyor. Ruslar Afgan düşmanlarına 'Duhi', yani 'hayaletler' derdi. Hep ortadaydılar, ancak görünmüyorlardı. Ölürken de, yaşarken de saklanıyorlardı. Geçenlerde Sean Smith'in Helmand'daki çatışmalarla ilgili yaptığı haberi ve yanındaki İngiliz askerlerinin tek bir Taliban militanı genci bulamamasına çok benziyor."

Kaddafi'nin halefi

Libya'da Muammer Kaddafi'nin işbaşına gelmesinin 40'ıncı yıldönümü kutlamaları, Lockerbie bombalamasından hüküm giyen Abdülbasit el Megrahi'nin salıverilmesiyle ilgili tartışmalar ışığında İngiliz basınında geniş şekilde işleniyor. Financial Times, Kaddafi'den sonra kimin işbaşına gelebileceğini irdeleyen bir habere yer vermiş. Gazete, Muammer Kaddafi'nin oğullarından Seyfül İslam'ın son yıllarda Libya adına Batı'yla görüşmeler yapan başlıca isim olduğunu belirtiyor.

Financial Times, bu durumun da Seyfül İslam Kaddafi'nin en şanslı aday olduğu yönündeki spekülasyonları artırdığını belirtiyor.

Ancak gazete, Seyfül İslam'ın değişimi teşvik eden son girişimlerinin rejim içindeki muhafazakârları korkuttuğunu, bu yüzden de yıldızının söndüğünü kaydediyor.

Gazete ibrenin şimdi Seyfül İslam'ın küçük kardeşi Mutassım'dan yana döndüğünü belirtiliyor.

Libya'dan IRA tazminatı sinyali

Independent'ın manşetinde de Libya var.

Gazete, Libya'nın ilk kez, İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu IRA'nın eylemlerine kurban gidenlerin yakınlarına tazminat ödenmesi sinyali verdiğini yazıyor. Haberde, Libya lideri Muammer Kaddafi'nin IRA'ya silah ve patlayıcı sağladığı hatırlatılıyor.

Libya'nın Uluslararası İşbirliğinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhammed Siala'nın, "Bu özel bir konu. İngiltere'yle iyi bir anlayış birliğimiz var. Ancak yine görüşmeler henüz olgunlaşmadı" dediği kaydediliyor.

Siala ayrıca, 1984'de Londra'da Libya Büyükelçiliği önündeki bir gösteri sırasında öldürülen polis memuru Yvonne Fletcher konusunda bilgi sağlamalarının, 1996'da Kaddafi'ye karşı düzenlenen bombalı suikast girişiminde İngiltere'nin oynadığı iddia edilen role dair bilgiler verilmesine bağlı olduğunu söylüyor.

Rusya'da artan yoksulluk

Guardian'ın dünya haberleri sayfalarında dikkat çeken bir haber Rusya'da yoksulluktaki büyük artışla ilgili.

Haberde resmi rakamlara göre Rusya'da yoksulluk sınırının altında yaşayanların sayısının geçen yıl sonundan bu yana yüzde 30 arttığı kaydediliyor. Guardian, Rusya'da yoksulluk sınırı olarak kabul edilen ayda yaklaşık 180 doların altında gelirle yaşayanların sayısının bu yılın ilk üç ayında 24,5 milyon kişiye çıktığını yazıyor. Geçen yılın sonlarında bu sayının 18,5 milyon civarında olduğu hatırlatılıyor.

Gazete, Rusya'nın Vladimir Putin'in başkanlığı döneminde, artan petrol ve doğalgaz fiyatlarının da etkisiyle yaşadığı refah artışının sona ermiş gibi göründüğü yorumunu yapıyor.

Putin özür dileyecek mi?

Times, bugün Polonya'nın Gdansk kentinde İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasının 70'inci yıldönümü için yapılacak anma töreninde tüm gözlerin Rusya Başbakanı Vladimir Putin'de olacağını yazıyor. Times'ın haberine göre, törende en çok merak edilen Putin'in yapacağı konuşmada, İkinci Dünya Savaşı'nın başındaki Alman-Sovyet ittifakının, Polonya'nın bölünmesindeki rolü nedeniyle özür dileyip dilemeyeceği.

Gazete, Rusya'dan son üç haftada gelen işaretlerin, bu özrün pek ihtimal dahilinde olmadığını gösterdiğini kaydediyor.

'Uyuşturucuyla savaş'a isyan

Guardian, Latin Amerika ülkelerinin uyuşturucu kullanımını yasallaştırarak Washington'un uyuşturucuyla savaşına karşı isyan başlattığını yazıyor.

Haberde Arjantin'de yüksek mahkemenin kısa bir süre önce şahsi kullanım için esrar bulunduranlara ceza verilmesinin anayasaya aykırı olduğuna hükmettiği hatırlatılıyor. Meksika'nın da düşük miktarlarda uyuşturucu bulunduranları cezalandırmak yerine tedaviye göndermeye karar verdiği belirtiliyor.

Brezilya ve Ekvador'un da benzer adımları değerlendirdiği vurgulanıyor.

Haberde, bunun Latin Amerika'da Washington'un yıllardır izlediği sert yaklaşımdan uzaklaşma anlamına geldiği kaydediliyor.

İlgili haberler