18 Eylül 2009 Basın Özeti

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama'nın, doğu Avrupa'ya füze savunma kalkanı yerleştirilmesi planından vazgeçmesi İngiltere gazetelerinde etraflı bir şekilde yorumlanmış.

Konuyu manşetine taşıyan Times gazetesi şöyle yazıyor.

Barack Obama, dün dış politika alanında çok büyük bir kumar oynadı. Füze savunma sisteminden vazgeçmek Rusya'ya karşı ciddi bir ödün. Plan, Polonya ve Çek Cumhuriyet'ine radar ve füze sistemleri yerleştirerek Avrupa'yı İran'dan gelebilecek bir füze saldırısına karşı koruma önlemlerini içeriyordu.

Obama bu stratejik değişikliği, yeni elde edilen istihbarat raporlarının, İran'ın uzun menzilli füze sisteminin önceden tahmin edildiği kadar gelişmediğine işaret etmesi üzerinden meşrulaştırıyor.

Dolayısıyla, Avrupa'nın güneyindeki ve Orta Doğu'daki Amerikan müttefiki ülkeler, müttefik ülke topraklarındaki kalıcı üslerle değil, denizlerdeki mevcut sistemlerle korunacak.

"ABD Rusya ve İran'a teslim oldu"

Eski başkan George Bush döneminin sertlik yanlısı BM büyükelçisi John Bolton, Obama'nın kararının, "Daha saldırıya uğramadan Ruslara ve İranlılara teslim olmak" anlamına geldiğini söylüyor.

Obama, İngiltere Başbakanı Gordon Brown, Nato Genel Sekreteri Anders-Fogh Rasmussen ve Almanya Başbakanı Angela Merkel'den ise destek görüyor.

Financial Times gazetesi ise füze savunma sistemini kaldırma kararını değerlendirdiği başyazısında, yeni Amerikan siyasetinin anlamlı olduğunu ancak çok iyi yönetilmesi gerektiğini savunuyor. "Füze planında yeni Amerikan gerçekçiliği" başlıklı yazıdan bazı ayrıntılar şöyle:

"Yeni Amerikan gerçekçiliği"

Obama yönetimi füze savunma sisteminden vazgeçebileceğine dair daha önce de işaretler vermişti. Bu yüzden bu karar bir sürpriz değil. Karar hakkında pek çok iyi şey söylenebilir.

Fakat farklı savunma planları ve düzenlemelerle desteklenmezse, Rusya'nın "Amerika Birleşik Devletleri zorlandığında geri adım atar" diye düşünmesine neden olabilir.

Obama bu yüzden Polonya ve Çek Cumhuriyeti'ne karşı taahhütlerine bağlı olduğunu gösterecek yeni yollar bulmalı.

Daily Telegraph gazetesi yazarı Con Coughlin ise Obama'nın kararının Amerika Birleşik Devletleri'ni zayıflatacağı ve düşmanlarını cesaretlendireceği kanısında.

"Ödün vererek, çatışmadan kaçmak"

70 yıl önce, Batı'nın Nazi Almanya'sına verdiği ödünler, Polonya'nın işgal edilmesi ve İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla sonuçlanmıştı. Barack Obama'nın Washington’un planladığı füze savunma sistemlerini iptal etme kararı aynı kıyamet senaryosuna yol açabilir gibi görünmüyor.

Fakat bu karar, ödün verme ruhunun hala Beyaz Saray'da yaşamaya devam ettiğinin bir göstergesi. Obama, dün yaptığı gibi, Batı ülkelerini İran gibi saldırgan devletlerden korumanın daha iyi yollarını bulacağını söyleyebilir ama füze savunma sistemi kurulması, Batı Avrupa'yı saldırgan devletlerden korumanın ötesinde anlamlara sahipti.

Savunma sistemleri, Polonya ve Çek Cumhuriyeti gibi Doğu Avrupa ülkelerinin özgür kalmaya devam edecekleri yolunda Batı'nın sağlam bir taahhüdü anlamına gelecekti.

Şimdi ise, Obama, planı değişen istihbarat verileri ışığında iptal ettik dese de, Moskova ve İran'ın alacağı mesaj, "Obama çatışmadan kaçmak için her şeyi yapabilir" mesajı olacaktır.

İngiliz komutan: Pek çok Taliban üyesi yanlış bir şey yapmadı

Independent gazetesinin Afganistan'daki savaşı sona erdirmek için yardım etmekle görevlendirilen İngiliz Korgeneral Sir Graeme Lamb ile yaptığı röportajda Lamb, Taliban üyelerinin öfkelerini dindirmek için de bir şeyler yapılması gerektiğini savunuyor.

Taliban ılımlılarıyla görüşerek, hareketi silah bırakmaya ikna etmekle görevlendirilen Korgeneral Lamb, Taliban saflarında savaşan birçok kişinin aslında yanlış bir şey yapmadıklarına inanıyor. SAS komandolarının eski komutanı, Afganistan'daki yeni Amerikan stratejisinin uygulanmasına yarım etmek ve Taliban içindeki bazı ılımlı grupların taraf değiştirmesini sağlamaya çalışacak.

Afganistan'da şiddet olayları en son, NATO birliklerine bağlı altı İtalyan askerin öldürülmesiyle devam ederken, Avrupa'da da çatışmaya karşı olan muhaliflere destek artıyor. İngiliz komutan ise, başarılı olacağına inanmasa bu görevi kabul etmeyeceğini fakat zaman gerektiğini söylüyor.

İran: Türkiye'ye giren para araştırılsın

Guardian gazetesi, İranlı yetkililerin, Uluslararası Para Fonu IMF'ye Türkiye'ye girdiği iddia edilen 18 buçuk milyar dolar civarındaki kaynağı belirsiz paranın araştırılması başvurusu yaptığını duyuruyor.

Paranın Türkiye'ye kamyonlarla taşındığı iddialarına da yer veren gazetenin İstanbul'daki yazarı Robert Tait'in yazısından öne çıkan satırlar şöyle: "Konu, küresel bir finans kuruluşunun soruşturacağı bir konu olmaktan çok bir Hollywood filmi senaryosunu andırıyor. Aralarında eski İran Dışişleri Bakanı İbrahim Yezdi'nin de bulunduğu üç muhalif İranlı siyasetçi IMF başkanı Dominique Strauss-Kahn'a bir mektup yazarak İran'dan kaçırıldığı iddia edilen bu paranın, ülkelerine ait olduğunu ve iade edilmesini istedi.

"İranlı işadamı İsmail Seferyan-Nasab'ın, bu miktarı nakit ve altın olarak Almanya üzerinden Türkiye'ye getirdiğini iddia etmesiyle birlikte dikkatler, Türkiye ekonomisine istikrar getirdiği belirtilen paranın kaynağı konusuna çevirdi. Türkiye medyasında çıkan haberlerde, bu miktarın, Başbakan Erdoğan tarafından geçen yıl açıklanan 18.5 milyar dolarlık miktarla da örtüştüğü belirtiliyor."

"Kaynağı belirsiz para Türkiye'yi IMF borcundan kurtardı"

Bazı iktisatçıların, "Bu para Türkiye'yi IMF'den borç almaktan kurtardı." dediğini aktaran gazete şöyle devam ediyor:

"Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bu parayı Tanrı'nın inayetinin bir sonucu olarak açıklıyor gibi görünüyor. Türkiye Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz bu paranın İran parası olduğu iddialarını reddediyor.

"Bazı Türk iktisatçılara göre, bu para, hükümetin, yurt dışında varlıkları olan yatırımcıların, bu paralarını ceza ödemeden Türkiye'ye geri getirebilmeleri için ilan ettiği affın bir sonucu olabilir.

"Eski İran Dışişleri Bakanı, İbrahim Yezdi Guardian'a yaptığı açıklamada, "Paranın kendisine ait olduğunu söyleyen kişi, paranın İran'dan geldiğini söylüyor" dedi. İranlı siyasetçiler, IMF başkanına yazdıkları mektupta da,"paranın asıl sahibi İran ulusudur" diyor."

"Ayakkabıyı neden fırlattım?"

Guardian'da yer alan bir başka yorum yazısının başlığı ise "Ayakabıyı neden fırlattım?." Makalenin yazarı ise Başkan Bush'a ayakkabı fırlatan Iraklı gazeteci Muntazar ez-Zeydi.

"Ben kahraman değilim. Masum insanların karşı karşıya kaldığı katliam ve acılara tanıklık etmiş bir Iraklı gibi davrandım yalnızca. Ben özgürüm ama ülkem hala bir savaş esiri durumunda. Eğer bunu yaparak, mesleğime, gazeteciliğe aykırı davranıp meslektaşlarımı utandırdıysam özür dilerim.

"Bu eylemi, adım tarihe kazınsın ya da maddi birtakım kazançlar elde etmek için yapmadım. Tek istediğim ülkemi savunmaktı."

İlgili haberler