1 Ekim 2009 Basın Özeti

Financial Times bugünkü başyazılarından birini, Doğan Medya Grubu'na kesilen vergi cezasına ayırmış.

"Erdoğan, Doğan Medya Grubu'na kesilen 3,2 milyar dolarlık cezayı iptel etmelidir" başlığını kullanan Financial Times şöyle devam ediyor: "Bu keyfi ceza, AKP hükümetinin en sert muhaliflerine Tanrı'nın bir lütfu adeta. İçerdeki darbeci Kemalistler ve Avrupa Birliği'ndeki yabancı düşmanları şimdi, kısmen de haklı olarak, Erdoğan'ın Türkiye'sini Putin'in Rusya'sına benzetecek."

"Doğru, Türkiye'de birçok holding, bünyelerindeki medya organlarını çıkarları doğrultusunda kullandı. Doğan da öyle. Özellikle, ordu ve yargının AKP'nin altını oyma girişimlerini görmezden geldiği izlenimi yaratarak hükümeti kızdırdı."

"Erdoğan da hafif kurnaz bir ifadeyle, kimsenin hukukun üzerinde olmadığını dile getiriyor. Ancak bu ceza, Doğan Grubu'nu iflasa götürecek kadar orantısız."

"Ayrıca Türkiye'nin Erdoğan yönetiminde gerçekleştirdiği demokratik ilerlemeye gölge düşürüyor. Erdoğan 2007'deki seçim zaferini, askerler yerine demokrasiye oy veren Türklere borçlu olduğunu hatırlamalı."

İrlanda'da Lizbon referandumu

İrlandalılar bugün sandık başına giderek Lizbon Anlaşması için oy kullanacak. Avrupa Birliği'nin yönetim mekanizmalarında reform öngören anlaşma, Haziran 2008'de de referanduma sunulmuş ve reddedilmişti.

Ancak Financial Times bugünkü referandumda evet oylarının ağırlıkta olacağını aktarıyor. Gazetenin aktardığı kamuoyu araştırmasına göre evet oyları yüzde 55 civarında. "Ancak" diyor Financial Times, "Lizbon Anlaşması'nın hayata geçmesi için asıl engeli İrlanda değil Çek Cumhuriyeti oluşturuyor." Haberde dikkat çeken satırlar şöyle: "17 senatörün Çek Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı başvuru nedeniyle, İrlandalılar evet dese bile, Lizbon Anlaşması 2010'a kadar hatta belki de hiçbir zaman yürürlüğe giremeyebilir. Çek parlamentosu anlaşmaya Mayıs ayında onay vermiş olsa da, bunun geçerli hale gelmesi için cumhurbaşkanı tarafından onaylanması gerekiyor."

"Ancak Avrupa Birliği'ne şüpheyle yaklaşan Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus, Anayasa Mahkemesi senatörlerin başvurusunu karara bağlamadan bunu imzalamayacağını söylüyor." Peki İrlanda'da yaklaşık bir yıl içinde ne değişti de, halkın bu sefer Lizbon Anlaşması'na evet demesi bekleniyor?

Independent bu sorunun yanıtını şöyle veriyor:

"İlk referandumda seçmenin büyük bölümü, Lizbon Anlaşması'nın Avrupa Birliği ordusunda zorunlu askerliğe kapı aralayarak İrlanda'nın geleneksel tarafsız tutumuna gölge düşüreceğinden endişeliydi. Bir başka endişe de, kürtajın yasal hale gelmesiydi. Bu referandumda ise, ekonomi öne çıktı. Hayır oyu vermenin yeniden düzlüğe çıkmaya başlayan ekonomiye zarar vereceğinden endişe ediliyor."

Çin Halk Cumhuriyeti 60 yaşında

İngiltere basınında bugün geniş yer bulan konulardan biri de, Çin'de 60'ıncı yılını kutlayan komünist rejim. Times gazetesinin başyazısında, Çin'e uyarılar göze çarpıyor.

"Çin liderliği 60 yılın ardından hala, muhalefete hoşgörü göstermeyi ya da Tibetlilerden Uygurlara, tüm vatandaşlarına eşit davranmayı öğrenebilmiş değil. Ekonomide elde ettikleri ilerleme ile gurur duyabilirler. Ancak hala, halka kendi yöneticilerini demokratik bir şekilde seçme özgürlüğünü verebilecek kadar güvenemiyorlar kendilerine."

"Çin, uluslararası platformdaki sorumluluklarıyla da yüzleşmeli artık. Devlet Başkanı Hu Jintao, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda iklim değişikliği konusunda liderlik üstlenerek iyi bir başlangıç yaptı. Pekin yönetimi bugün de, İran'ın nükleer programıyla mücadele konusunda Batı'ya yardımcı olarak, ağırlığını hissettirme şansına sahip."

"İran, Zimbabwe ya da Darfur konusunda sert bir tutum takınması gerektiğini anlamadıkça, Çin'in arzu ettiği dünya gücü statüsüne ulaşması mümkün olmayacaktır."

"İran'a yaptırım işe yaramaz"

İranlı yetkililer bugün Cenevre'de, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyesi beş ülke ve Almanya'dan muhataplarıyla bir araya gelecek ve nükleer programı müzakere edecek.

Financial Times'ın Orta Doğu editörü Roula Khalaf, Batı'yı İran'a daha sert yaptırımlar konusunda uyarıyor.

"Yeni yaptırımlar sadece İran için değil Batı için de bir tuzağa dönüşebilir. Tabii ki daha sert yaptırımlar, İranlı işadamlarının hoşnutsuzluğunu arttıracaktır. Ancak bu yaptırımların asıl amacı rejimi değiştirmektir ve zayıf kalacakları nokta da budur."

"Doğru, Tahran rejimini ayakta tutan petrol fiyatları bir yıl öncesine göre çok düştü. Ama petrolün varil fiyatının 70 dolar civarında seyretmesinin de ekonimiyi felce uğrattığı söylenemez. Daha da önemlisi, iktidardaki tutucuların önceliği kalkınma değil, rejimin devamıdır."