4 Ekim 2009 Basın Özeti

İngiltere gazeteleri, İrlanda'nın Avrupa Birliği'nde reform öngören Lizbon anlaşmasına 'Evet' demesinin ardından İngiltere'nin alması gereken tutumu ve Afganistan'daki savaşı öne çıkarıyor.

Observer, manşet haberinde Lizbon anlaşmasına verilen onayın İngiltere'de muhafazakârları böldüğünü duyuruyor.

Gazeteye göre, Muhafazakar Parti lideri David Cameron, Lizbon anlaşmasının İrlanda'dan sonra İngiltere'de de referanduma sokulmasını isteyenlerle, partinin Avrupa Birliği yanlısı kesimlerini bir arada tutmakta zorlanıyor.

Muhafazakâr partiden bazı önemli isimler, Lizbon anlaşmasının kendisi başbakan olduktan sonra yürürlüğe girmesi durumunda anlaşmayı halk oylamasına sunacağını söyleyen David Cameron'ı, anlaşma daha önce yürürlüğe girse de bu sözünü yerine getirmeye çağırıyor.

Ancak partinin AB yanlısı kesimi, bu durumda İngiltere'nin AB ile ilişkilerinin zedeleneceğini düşünüyor.

Observer'a demeç veren Muhafazakar Partili Sir Leon Brittan, "Yeni İngiltere hükümetinin böyle bir pozisyona girmesi büyük bir hata olur." diyor.

'İrlanda seçimini yaptı: izin verin İngiltere'de seçsin'

İrlandalılar'ın Lizbon anlaşmasına verdiği onayın ardından Sunday Telegraph gazetesi, benzer bir şansın İngilizlere de tanınmasını istiyor ve şöyle devam ediyor:

"İrlandalılar kendilerine verilen ikinci seçim hakkının sonunda, daha yakın bir Avrupa Birliği'ni savunanların istediği sonucu onayladı. İrlandalı seçmenler, Avrupa Birliği'ni bir Anayasa'ya kavuşturan - kimsenin buna Anayasa demesine izin verilmese de - Lizbon anlaşmasına onay verdi."

Sunday Telegraph'a göre, Avrupa Birliği ile İngiltere ilişkileri halkın onayı olmadan sürdürülürse, insanların tepkisi giderek artacak ve İngiltere'deki demokratik yönetim giderek bürokratik despotizmi andıracak.

Gazete baş yazısında ayrıca, "Parti konferansını yapacak olan Muhafazakarların lideri David Cameron da insanlara kendilerini ifade edebilme hakkı verebilmeli." diye yazıyor.

'Afganistan'da savaşı kaybetmeyi göze alamayız'

Sunday Telegraph gazetesi İngiltere ordusunun yeni komutanı General Sir David Richards'la yaptığı bir röportajda, İngiliz komutanın "Bu savaşı kaybetmeyi göze alamayız." dediğini aktarıyor.

Taliban güçlerine karşı savaşan asker sayısının artırılması konusunda İngiltere Başbakanı Gordon Brown'un daha açık davranmasının kendisini mutlu ettiğini söyleyen Richards, Afganistan'da kazanılan tüm başarıların asker sayısının azlığı nedeniyle sonuçsuz kaldığını söylüyor.

İngiliz general, ABD'nin Afganistan'daki savaş konusunda İngiltere'den beklentilerini de yerine getireceklerini ve ülkenin güneyinde savaşan asker sayısının artırılacağını belirtiyor.

Taliban, bir hafta sonra geri dönecekse, yapılanların anlamı ne?

Sunday Times gazetesi, Afganistan'daki çatışmalara ayırdığı bir sayfada, "Taliban militanları eğer çıkarıldıkları bir bölgeye bir hafta içinde dönecekse, operasyonların anlamı ne?" diye soruyor.

Bir mısır tarlasında saklanan olup olmadığını anlamak neredeyse 20 dakikalık bir inceleme gerektiriyor.

Bir askerin keskin nişancı kurşunuyla öldürülmesi ise bir saniyeden daha kısa bir zaman aralığında gerçekleşebiliyor.

Gazeteye demeç veren bir asker, "Taliban'dan temizlediğimiz bir köye, biz ayrıldıktan yalnızca bir hafta sonra geri dönüyor militanlar. Eğer bölgeyi elimizde sürekli tutmayacaksak, ilk anda girip de kayıplar vermenin ne anlamı var?" diye soruyor.