26 Ekim 2009 Basın Özeti

İstanbul muhabiri Robert Tait'in Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'la yaptığı röportajı birinci sayfasından duyuran Guardian Erdoğan'ın 'İran dostumuzdur' sözlerini tırnak içine alıp, 'Türkiye başbakanı NATO'daki nükleer çatlağı gözler önüne serdi' başlığını atmış.

Erdoğan'la röportaj gazetenin dışhaberler bölümünde de tam sayfa yer alıyor.

'Ahmedinejad dostumuz'

Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad için, 'Hiç şüphesiz dostumuz. Şu ana dek dost olarak çok iyi ilişkiler yürüttük ve hiç bir sıkıntı yaşamadık. ' diyor. Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine karşı çıkan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'yle ilgili soruyaysa, 'Fransa ve Almanya'nınki gibi Türkiye'ye karşı önyargıları olan Avrupalı liderler var. Chirac zamanında Fransa'yla mükemmel ilişkilerimiz vardı. Ancak Sarkozy döneminde hal böyle değil. Bu adil olmayan bir tavır. Avrupa Birliği kendi kurallarını ihlal ediyor.' yanıtını veriyor. Gazete, Erdoğan'ın bu tavrının, Türkiye'yi NATO'ya sıkı bir şekilde bağlı, Batı yanlısı bir demokrasi olarak gören bazı batılıları şaşırtabileceğini, ancak Erdoğan'ın Türkiye'yi İran gibi bir din devletine dönüştürmeye çalıştığından şüphelenen laik karşıtlarını pek de şaşırtmayacağını belirtiyor.

Gül ve Erdoğan'ın kutlaması

Erdoğan'ın laik çevrelerin bu suçlamasını reddettiğini yazan gazete, Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün İran'daki tartışmalı cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra Ahmedinejad'ı kutlayan ilk liderlerden biri olduğunu hatırlatıyor. Kutlama yapıldığı sırada, Ahmedinejad'ın resmen olmasa da, büyük bir oy farkıyla seçimin galibi ilan edildiğini söyleyen Erdoğan, bu adımın 'uluslararası ilişkilerin bir gerekliliği' olduğunu söylüyor.

Nükleer kaygılar 'dedikodu'

Erdoğan, Batılı ülkelerin İran'ın nükleer silah sahibi olmaya çalıştığı yönündeki kaygılarını 'dedikodu' olarak tanımlıyor ve bu ülkenin nükleer tesislerine saldırmanın bir "çılgınlık" olacağını vurguluyor.

Erdoğan ayrıca, İran'a nükleer programı konusunda baskı yapan ülkelerin hepsinin nükleer silahlara sahip olduğunu söyleyip, bunun çok da adil bir tutum olmadığını belirtiyor. Guardian, Erdoğan'ın bu görüşlerinin Washington'ın dış politikasına yön verenler tarafından ilgiyle karşılanacağını söylüyor. Gazete bu çevrelerin, AKP hükümetini uzun süredir diğer müslüman ülkelerin de adapte edebileceği batı yanlısı 'ılımlı islam' modeli olarak gördüğünü hatırlatıyor. Guardian, bu görüşlerin, Erdoğan'ın eleştirilerinin Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri ilişkilerine zarar vereceği uyarısı yapan İsrail tarafından da pek sıcak karşılanmayacağını kaydediyor. Ancak Erdoğan röportajda buna karşı çıkarak "Bence bu mümkün değil. Amerika'nın bölge politikasını İsrail dikte ettirmiyor." diyor.

Kouchner'den uyarı

Daily Telegraph'taysa, Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner'in, İran'ın nükleer programıyla ilgili açıklamaları yer alıyor. Kouchner, İsrail ve İran'ın koşar adım bir çatışmaya doğru gittiğini söylüyor. İsrail'in nükleer silaha sahip bir İran'a tölerans göstermeyeceğini vurguluyan Kouchner, dünyanın önde gelen güçlerinin İsrail 'tepki vermeden önce' görüşmeleri çıkmazdan kurtarması gerektiğini belirtiyor.

Blair'ın AB Başkanlığı

Times'in manşetindeyse, İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband'in, Avrupa Birliği'nde Lizbon Anlaşması'nın yürürlüğe girmesiyle ortaya çıkabilecek Avrupa Konseyi Başkanlığı rolü için eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'a verdiği destek var. Avrupa Birliği Başkanı'nın hem Washington'da hem de Pekin'de 'trafiği durduracak' ağırlıkta bir isim olması gerektiğini söyleyen Miliband, Blair'in bu göreve gelmesinin hem İngiltere hem de Avrupa için iyi olacağını söyüyor. Miliband ayrıca, Lizbon Anlaşmasıyla oluşabilecek bir başka görev olan Avrupa Birliği Dışişleri Bakanlığı'nı düşünmediğini kaydediyor.

Ancak, Independent pek de Miliband gibi düşünmüyor. Gazete başyazılarından birini Blair'in neden Avrupa Konseyi Başkanlığı için doğru isim olmadığını anlatmaya ayırmış. Birliğin ilk başkanının bir konsensüs oluşturması gerektiğini yazan gazete, Irak savaşı ve eski Amerikan Başkanı George Bush'a yakınlığının, Blair'ı hem ülkesinde hem de dünyada bölünmeler yaratan bir isim haline getirdiğini yazıyor ve şöyle devam ediyor;

'Blair bölücü bir isim'

"Avrupa Birliği'ndeki önde gelen müttefikleri ve Amerika arasında seçim yapmak zorunda kaldığında, Amerika'yı seçti. Bu kısa sürede unutulmayacak. Blair kendisini ne kadar iyi bir Avrupalı olarak görürse görsün, çoğu Avrupalı böyle görmeyecek. Irak bir tarafa bırakılsa bile, Blair'in bu işe ne kadar uygun olduğu kuşkulu. İlk Avrupa Başkanı'nın, tek para birimi ve Schengen gibi, önemli anlaşmaları imzalamayan, ulusal gurur nedeniyle Avrupa Birliğine kendisini yarım bir şekilde bağlayan düzenlemeler yapan bir ülkenin pasaportunu taşıması doğru olur mu merak ediyoruz. "

Karadziç'in yargılanması

Independent,1992-95 yılları arasındaki Bosna Savaşı'nda soykırım ve insanlığa karşı suç işlemekle itham edilen Bosnalı Sırp lider Radovan Karadziç'in yargılanmasına bugün Lahey'de başlanacağını yazıyor. Ancak gazete, Srebrenica katliamında yakınlarını kaybedenlerin, bu katliamı yönetmekle suçlanan Karadziç'i sanık sandalyesinde görme memnuniyetini büyük ihtimalle yaşayamayacağını yazıyor. Gazete, savunmasını hazırlamak için kendisine yeterince zaman verilmediğini savunan Karadziç'in protesto için duruşmaya katılmayacağını duyurduğunu belirtiyor.