8 Kasım 2009 Basın Özeti

İngiltere basınında Afganistan'dan çekilme tartışmaları öne çıkıyor.

Konuyu geçen hafta İngiltere kamuoyunda tartışmaya açan iki gelişme oldu.

Birincisi, eski Orta Doğu'dan sorumlu dışişleri bakan yardımcısı Kim Howells'ın, İngiliz askerlerinin Afganistan'dan tamamen çekilmesini savunmasıydı.

Diğeriyse, Afganistan'ın Helmand eyaletinde görev yapan 5 İngiliz askerinin, eğitiminde görev aldıkları Afgan güvenlik görevlilerinden biri tarafından öldürülmesi.

Bugünün, İngiltere'nin geçmişte ve günümüzdeki savaşlarda verdiği kayıpları andığı "Anma Günü" olması dolayısıyla da konu pazar gazetelerinin gündeminde.

Çekilme çağrısı

Independent on Sunday, "Afganistan'ı terk etme zamanı" manşetiyle çıkmış.

Afganistan'daki savaşın iyi planlanmamış, kazanılması mümkün olmayan, üstelik amaca hizmet etmeyen bir mücadele olduğunu savunan Independent on Sunday, şöyle diyor:

"NATO askerlerinin Afganistan'daki varlığının sürmesi için öne sürülen gerekçeler, son sekiz yıl içinde bir bir ortadan kalktı. Bizi çekilme talebini seslendirmekten alıkoyan son gerekçe, Ağustos ayındaki seçimlerin güvenliğini sağlamaktı. Ancak artık seçim süreci de tamamlandı. Devlet Başkanı'nın tek rakibi olan Abdullah Abdullah'ın yarıştan çekilmesiyle, Hamid Karzai geçen hafta resmen seçilmiş oldu."

"Bu istenen bir sonuç değildi. İngiliz askerlerinin Afganistan'da, iktidarı seçim hileleriyle sağlanmış bir Devlet Başkanı'na destek için konuşlandırılması, gazete olarak bizi, Afganistan'daki göreve gönülsüz destek veren konumumuzdan, bu göreve muhalefet eden yeni bir konuma sürüklüyor."

İngiliz ordusundan geri adım

Sunday Times gazetesi ise, Afganistan'daki İngiliz komutanların da tamamen çekilme olmasa da, yeni bir strateji arayışında olduğunu duyuruyor manşetinde.

Gazeteye göre komutanlar, Afganistan'ın ücra yerlerindeki üsleri boşaltmayı düşünüyor.

Buna göre İngiliz askerleri, görev yerleri olan güneydeki Helmand eyaletinin nisbeten büyük kasaba ve kent merkezlerinde görev yapacak.

Sunday Times Afganistan stratejisinde önemli bir değişiklik olarak gördüğü bu plana Genelkurmay Başkanı Sir David Richards'ın da destek verdiğinin anlaşıldığını yazıyor.

Başbakan Gordon Brown'un ise henüz kararını vermediğini belirten gazete, hükümetin bu değişikliğin, yenilgi olarak algılanmasından endişe ettiğini belirtiyor.

"Batı'nın sessizliği Tahran'ın işine yarıyor"

Observer bugünkü başyazısında, Batı'nın İran'daki muhalefet haraketine yönelik tavrıyla nükleer programa yönelik tutumu arasındaki ilişkiyi mercek altına alıyor.

Yazıda dikkat çeken satırlar şöyle:

"İran'daki muhalefet hareketi, Batı diplomasisi için bir ikilem yaratıyor. Bir yandan, baskıcı bir rejime karşı sesini yükselten bir hareket görmek sevindirici. Ancak bu hareket, İran'ın nükleer programıyla ilgili müzakereler ile aynı döneme denk geldi."

"Washington'ın bu harekete destek veriyor bir görüntü çizmesi, İran'ı müzakerelerden uzaklaştırıp, muhalefete karşı da daha sert bir tutum izlemesine sebep olabilir. Ancak Ahmedinejad da müzakereleri ağırdan alıyor. Zira biliyor ki Washington ile teması sürdürerek, Amerika'nın muhalefete destek vermesini engelleyebilir."

"İran'ın nükleer silah sahibi olmasını engellemek yerinde bir stratejik projedir. Ancak bu, İran güvenlik güçlerince dövülen protestocuları görmezden gelerek yapılmamalıdır."

Hizbullah savaşa hazırlanıyor

Observer'ın özel haberine göre, İsrail'in İran'a yönelik olası bir saldırıdan önce Lübnan'a saldıracağından şüphelenen Hizbullah örgütü hızla silahlanıyor.

Haberde İsrail'in geçen hafta Akdeniz'de, 400 ton roket ve hafif silahla yüklü bir gemiye el koyduğu ve bunların İran tarafından Hizbullah'a gönderildiğini iddia ettiği hatırlatılıyor.

Örgütün bu iddiaları yalanladığını hatırlatan gazete, ancak konuştukları bazı komutanların, silahlanma faaliyetini gizleme gereği duymadığını belirtiyor.

Observer'a bilgi veren Hizbullah komutanlarından biri şöyle diyor:

"Tabii ki silahlanıyoruz. Hatta 2006'dakinden daha fazla roketimiz olduğunu söyleyebilirim."