9 Kasım 2009 Basın Özeti

İngiltere gazeteleri Berlin Duvarı'nın yıkılmasının 20. yıldönümü etkinlikleri bağlamında, Avrupa'nın doğusuyla batısının birleşmesinin ardından geçen dönemin karnesini irdeliyor.

Independent, ''dünyamızı yeniden şekillendiren devrim'' başlıklı başyazısında, beklentilerin genel olarak fazlasıyla gerçekleştiğini savunuyor:

''Berlin Duvarı'nın yıkılması, sadece Doğu ve Orta Avrupalıların özgürlüğe kavuşmasını sağlamakla kalmadı, Sovyetler Birliği'nin de çökmesini getirdi. Soğuk Savaş'ın sona ermesi de, nükleer yokolma tehdidinin de azalması anlamına geliyordu.''

''Özgürlük, ekonomik ve sosyal ilerleme, Sovyet bloğundan sekiz üyenin Avrupa Birliği'ne üyeliğini ve diğerlerinin de bu yöndeki heveslerini doğurdu.''

Independent, son krizin küresel düzeyde dünya halkları için sunduğu ekonomik olanakları gölgelememesi gerektiğini de savunuyor.

Ama gazete, duvarın yıkılmasının yarattığı kendi ifadesiyle ''korkunç yan etkilerin'' de altını çiziyor.

Bu yan etkilere örnek olarak da, Yugoslavya'nın kanlı bir şekilde parçalanması ve Rusya'da otoriter bir rejimin tohumlarını eken serbest piyasa gangsterliğini gösteren gazete, ayrıca Çin'in demokrasiyi değil, ama piyasa ekonomisini kucakladığını; Çinliler için ise dönüm noktasının Berlin Duvarının çöküşü değil, Tiananmen katliamı olduğunu kaydediyor.

''Duvarın yıkılması sırasında yaşanan coşkunun haklılığı ortaya çıkmıştır'' diyor Independent, ama yeni sorunların da varolduğunu kaydediyor:

''İklim değişikliği, islami terör, ekonomik altüst oluş ve nükleer silahların yayılması. Dünya bir duvarı yerle bir etmeyi başardı, ama diğerleri daha duruyor.''

Times gazetesi de başyazısında duvarın yıkılmasının mirasını ele almış.

''Berlin duvarı, insanlardan fırsatları, adaleti ve özgürlüğü esirgeyen yolsuzluğa bulaşmış sistemin aşırı kullanılan simgelerinden biriydi'' diyor Times ve şöyle devam ediyor:

''Yıkımıysa kıtanın diğer yarısında refahın da habercisi olarak görülmüştü. Ancak bu gerçekleşmedi. Komünizmin yıkılması ayrıca istikrarın da çökmesi, eski düşmanlıkları ortaya çıkması, suç ve yolsuzluğun patlamasını beraberinde getirdi.''

''Balkanların büyük bölümünde birinci dünya savaşının milliyetçilik yaklaşımları geri döndü. Doğu'yu NATO ve Avrupa Birliği'ne entegre etmek asil bir idealdi, ancak zor ve maliyeti yüksek bir görev olacaktı. Doğu ile batı arasında hala bir uçurum var.''

Filistinliler kendi yönetimlerini lağvetmeyi tartışacak

Daily Telegraph, ''Filistinlilerin Amerika Birleşik Devletleri liderliğindeki barış sürecini ortadan kaldıracak bir hamleyi tartıştıklarını'' yazıyor: Filistin yönetimini lağvetmek.

Daily Telegraph, Batı Şeria'daki Filistinli yetkililere atfen, Filistinlilerin en önemli karar alma organının bu gündemle toplanmaya hazırlandığını aktarıyor.

Böyle bir adım ise, Oslo barış anlaşması çerçevesinde Filistinlilerin sınırlı da olsa kendi kendilerini idare etmelerinin işlevsiz kalmasına yol açacak, İsrail'le barış anlaşması umutlarının da sonu anlamına gelecek.

Daily Telegraph, bu girişimin İsrail'in uzlaşmaz tavrına ve Washington'ın Filistinlilerin gözündeki 'ihanetine'' bir yanıt olarak görüldüğünü aktarıyor.

Obama yönetiminin İsrail'in Yahudi yerleşim merkezleri inşaasına son vermesi koşulundan geri adım atması Filistin tarafında büyük tepki yaratmış; Filistin lideri Mahmud Abbas, Amerikan Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın İsrail'in Yahudi yerleşimleri inşaasında sınırlamaya gittiği övgüsü ardından, ocakta yapılacak seçimlerde aday olmayacağını açıklamıştı.

Ancak Abbas'ın bu açıklaması bölgeyle ilgili kimi aktörlerce taktik bir adım olarak görülüyor.

İngiltere'de gelir dağılımı dengesizlikleri

Guardian gazetesinin manşetinde yer alan bir haber ise, İngiltere'de gelecek ilkbaharda yapılacak seçimler öncesinde öne çıkması beklenen bir konuya ilişkin.

İşçi Partisi hükümetinin bir grup akademisyen ve uzmana hazırlattığı raporun ilk bulguları, İngiltere toplumunda eşitsizliklerin ve gelir dağılımı uçurumunun giderek derinleştiğini ortaya koyuyor.

Gerçi rapor ocak ayında açıklanacak, ama hükümette bazı üyelerin, varlıklı kesimlerden daha fazla vergi alınmasına olanak sağlayacak bir reform arayışını da gündeme taşımakta oldukları Guardian'ın aktardığı ayrıntılardan.

Petrol fiyatlarının korkutan artışı

Financial Times ise, petrol piyasalarından kaygı verici haberler geldiğine işaret ediyor.

Aralık 2017 vadeli, uzun dönemli kontratlarda petrolun fiyatının varil başına 100 dolara yaklaştığına dikkat çeken gazete, ''kimi gözlemcilere göre, bu gelişme yatırımcıların, resesyonun sona ermesinin ardından petrolde yüksek fiyatlı dönemin geri gelmesini bekledikleri anlamına geliyor'' diyor.

Ancak bu konuda bir görüş birliğinden de söz etmek mümkün değil.

Kimi gözlemciler, bu fiyatlar petrol arzı konusunda kaygılara işaret ediyor derken, kimileri de future piyasalardaki hareketliliklerin abartılı bir şekilde yorumlanmasının risklerine dikkat çekiliyor.