11 Kasım 2009 Basın Özeti

Geçen hafta Afganistan'da ölen altı İngiliz askerin dün ülkeye getirilen, Britanya bayrağına sarılı naaşlarının geçişini gözyaşlarıyla izleyen ailelerinin fotoğrafları bu sabah gazetelerin hemen hemen tamamının birinci sayfasında. Independent gazetesi de, bu fotoğraflardan birini manşetine taşımış. Altındaki haber ise, İngiliz kamuoyunun Afgan savaşına ilişkin kuşkularını ortaya koyan bir kamuoyu yoklamasının ayrıntılarını içeriyor. ''Seçmenler, Afgan savaşının güvenliğe zararlı olduğu görüşünde'' diyor Independent ve böylece savaşı ve Afganistan'daki İngiliz askeri varlığını meşru göstermek isteyenlerin en önemli gerekçelerinden birinin de en azından kamuoyu gözünde ortadan kalktığını söylüyor. Habere göre, araştırmanın katılımcısı her beş kişiden dördü savaşın İngiltere'yi terör saldırılarından korumada rol oynayacağı savını doğru bulmuyor.

Ek asker sevkine gönülsüz ittifak

Times gazetesi de manşetinden duyurduğu haberde, Washington yönetiminin yeni Afgan stratejisinin şekillenmeye başladığını kaydederken, Başkan Barack Obama'nın NATO'dan ek 4 bin asker istemeye hazırlandığını aktarıyor. Obama'nın Afganistan'a ek 35 bin Amerikan asker göndermeyi planladığını vurgulayan Times, Washington'un Amerika dışındaki NATO üyesi ülkelerin Afgan ulusal ordusunun eğitimine yardımcı olmak üzere asker gönderme talebine olumlu yanıt alma olasılığını ise düşük görüyor., Gazetenin NATO kaynaklarına atfen verdiği bilgiye göre, ek asker gönderebileceklerini söyleyen sadece iki NATO üyesi var: İngiltere ve Türkiye. Times, Türkiye'nin Kabil'de Uluslararası Güvenlik Destek Gücü ISAF'ın komutasını bu ay başından itibaren yeniden üstlendiğini ve asker sayısını da 720'den 1,488'e çıkaracağını aktarıyor. İngiltere de, 500 asker göndereceğini açıklamış, ama bu kararını uygulamayı ''ancak diğer NATO üyeleri de benzer taahhütte bulunursa'' koşuluna bağlamıştı.

Filistinlilerin karamsar geleceği

Times'ın dış haberler sayfasında ise, Filistin lideri Mahmud Abbas'ın ocak ayında yeniden aday olmayacağı açıklaması ışığında bölgedeki tabloyu irdeleyen bir haber analize yer veriliyor. Ramallah'dan James Hider imzalı haberde, ''başkanın istifa tehdidi, yerini alabilecek en güçlü adayın İsrail cezaevinde olması ve barış sürecinin tıkandığı dikkate alındığında'' Filistinlilerin durumunun karamsar göründüğüne işaret ediliyor. Abbas'ın seçimlerden önce istifa etmesinin imkansız olduğuna işaret edilen haberde, şöyle devam ediliyor: ''Güçlü bir aday görünmediği için Filistin liderliği de dağılma riskiyle karşı karşıya. Temsil ettiği hareketin, İsraille görüşmeyi zaman kaybı olarak görenler tarafından kontrol edilebileceği söylentileri bile dile getiriliyor. Abbas şimdi istifa edemiyor zira, anayasaya göre ayrılması durumunda yerini alacak kişi parlamento başkanı. Böyle bir durum ise, Filistin liderliğini bir Hamaslının alması anlamına gelecek. Bu da, İslamcıların Filistinin kontrolünün tamamını alması demek.'' Haberde, Abbas'ın yerini alabilecek en güçlü aday Mervan Barguti deniyor. Ancak Barguti, ömür boyu hapis cezasına çarptırıldığı için bir İsrail cezaevinde. Times, İsrail'de önceki hükümet döneminde Barguti'nin affedilerek salıverilmesinin gündeme geldiğini, ancak Binyamin Netanyahu hükümetinin buna sıcak bakmasının pek de olası görünmediğine dikkat çekiyor.

İklim zirvesinin ahlaki yükümlülüğü

Gelecek ay Kopenhag'da toplanacak 192 ülkeden yetkililer atmosfere salınan sera gazlarının azaltılması hedeflerinin nasıl tutturulacağında uzlaşma arayışına girecek. Kopenhag zirvesi için aylardır yürütülen hazırlık görüşmeleri ise yıl sonuna kadar bir anlaşmanın zor olduğunu ortaya koydu. Ama eğer bir anlaşmaya varılırsa, hazırlanacak belge, 2012'de süresi dolacak Kyoto protokolünün yerini alacak. 1997'de hazırlanan Kyoto protokolü üzerindeki pazarlıkların da son dakikaya kadar sürdüğünü anımsatan Guardian, bu sabah haberinin girişinde, 1997 yılındaki haberindeki bir ifadeyi alıntılamış: ''Başkentlerle son dakika telefon görüşmeleri... gece boyunca süren pazarlıklar... delegelerin yarısı salonda tarih yazdıklarından habersiz bir şekilde uyuklamaya başlamışlardı.. küresel ısınmayla mücadele anlaşması için daha tuhaf bir tarif yapılamazdı herhalde; anlaşmanın üzerinde uzlaşılan son hali, konferans başkanının el yazısıyla notlar düştüğü defterindeydi...'' Filmi 12 yıl ileriye sardığınızda ise dünyanın yeniden karbon salımında kesinti hedeflerini müzakere masasına koyduğunu anımsatan Guardian, ancak beklentilerin çok düşük olduğunun altını çiziyor. Küresel ısınmanın dünyanın geleceğini daha fazla tehdit etmesini önlemek için karbon emisyonlarında gelecek 10 yılda ciddi oranlarda kesinti gerekiyor. Kalkınmış ülkeler için yasal bağlayıcılığı olan kesinti hedefleri koymak, dünyanın geri kalanı için ise bu hedeflere uymalarını gönüllülük esasına bağlamak Kopenhag'daki müzakerelerin ana amacı. Bunun gerçekleşebilmesi için ise zengin ülkelerin yoksul ülkelere, mali destek sağlamalarının bir yolunun bulunması gerekli. Guardian, bunun zenginlerin, küresel ısınmanın büyük ölçüde kalkınmış ülkenin yarattığı bir sorun olduğu yolunda ahlaki sorumluluğu da üstlenmesi anlamına geleceğine dikkat çekiyor.