12 Kasım 2009 Basın Özeti

Daily Telegraph, savunma bakanlığındaki sivil memurların yarısından fazlasına ikramiye ödenmesinin yarattığı tartışmayı manşetine taşımış.

Ödenen miktar toplam 70 milyon doların üzerinde. Brown hükümeti, çatışma bölgelerinde görev yapan askerlerin yeterli teçhizatlara sahip olmadıkları için yaşanan can kayıpları nedeniyle asker yakınlarının ve ordu mensuplarının eleştirilerinin de hedefinde. Daily Telegraph, bir yandan askerler için ayrılan bütçede kesintiye gidilirken, sivil memurlara bin 500 ila 10 bin dolar arasında ikramiye ödemesinin hükümete yönelik tepkileri arttıracağına dikkat çekiyor. Bu sabah gazetelerde öne çıkan konulardan biri de Amerikan Başkanı Barack Obama'nın bugün başlayacak Asya turuna ilişkin yorumlar.

Obama'nın Asya ziyareti Çin'e mesaj mı?

Independent gazetesi ziyareti başyazısında irdelerken, Amerikan Başkanlarının geçmişte Japonya'yı bölgesel bir güç olarak gördüklerini, ama şimdi Çin'in de bir güç olarak öne çıkmakta olduğuna dikkat çekiyor. George Bush'un başkanlığının ilk günlerinde Çin'i dış politikasının odağına yerleştirdiğini, hatta ''stratejik ortaklıktan'' bile söz ettiğini, ama 11 Eylül saldırılarının ardından ''terörle savaşın'' dış politika gündemi haline geldiğini anımsatan Independent, şöyle devam ediyor: ''Çin'in ekonomik sıçrama yapması, dış politikasının daha iddialı biçim alması, küresel mali krizin Amerikan ekonomisinin Çin'e ne denli bağlı olduğunu ortaya koyması Amerika Birleşik Devletleri'nin Çin'e ilişkin kaygı listesini kabartmıştır belki de. Obama, çok sayıda Amerikalı gibi, Pasifik bölgesindeki Amerikan nüfuzunun azalmakta olduğunun farkında.'' ''Bu ziyaret de, Amerikalıların bayrak gösterme yönündeki arayışlarının önemli bir parçası. Çin'e, yükselişi ne kadar barışçı olursa olsun, bölgenin tek başına kendisine brakılmayacağına ilişkin bir uyarı da aynı zamanda.''

'Murdoch ana muhalefetle anlaştı mı?'

Medya siyaset ilişkisine ilişkin bir tartışma da gazetelerde dikkat çeken başlıklardan. Ülkede en çok satan yayın organlarından, bulvar gazetesi Sun, son günlerde hükümetin Afganistan politikasına yönelik eleştirileri İşçi Partisi çevrelerinde ''saldırgan'' olarak yorumlanan bir üslupla Brown karşıtı bir kampanyaya dönüştürmüştü. Financial Times, Brown'ın çok sayıda gazete ve televizyonun yanısıra Sun'ın da sahibi olan Rupert Murdoch'la bir telefon görüşmesi yaparak, gazetenin hükümetin Afganistan politikasına yönelik kampanyasından duyduğu kaygılarını dile getirdiğini duyuruyor bu sabah. Sun, Brown'ın, oğlunu Afganistan'da kaybeden bir anneye gönderdiği ve el yazısıyla kaleme aldığı başsağlığı mesajındaki yazım hatalarını gürültülü bir şekilde kampanyaya dönüştürerek haberleştirmiş, daha sonra Brown'ın askerin annesiyle yaptığı telefon görüşmesinin de deşifresini de yayımlamıştı diyor Financial Times. Gazete, Brown'ın Murdoch'la görüşme kararının, hükümetle medya imparatoru arasındaki ilişkilerin kötüleşmesinin her iki tarafta yarattığı kaygıları da ortaya koyduğunu kaydediyor. Independent'in manşetinde de Murdoch'a ilişkin bir haber var. ''Ana muhalefet lideri Cameron, Murdoch'la anlaşma mı yaptı'' manşetiyle çıkmış bugün gazete. Sorunun sahibi ise, hükümetin etkili isimlerinden Peter Mandelson. Independent, Mandelson'ın seçimlere gidilirken Murdoch'a bağlı yayın organlarının desteği karşılığında, eğer iktidara gelirlerse muhafazakarların da bu desteği karşılıksız bırakmayacağı yolunda bir anlaşma yapıldığı savlarına yer veriyor haberinde. Sun'ın politika editörünün, bu iddiaları ''akıl almaz bir saçmalık'' olarak nitelediğini aktaran Independent, son üç genel seçimde İşçi Partisi'ni destekleyen bulvar gazetesinin geçen ay artık bu desteğini geri çektiği açıklamasını anmsatıyor.

Depresyonu neden saklamaya çalıştı?

Almanya ulusal takımının kalecisi Robert Enke'nin intiharına ilişkin haber ve yorumlar da gazetelerin geniş şekilde irdelediği gelişmelerden. Guardian gazetesi tam sayfa ayırdığı haberinde, Enke'nin eşinin açıklamalarına atfen, altı yıldır depresyondan muzdarip olan kalecinin, rahatsızlığının ortaya çıkmasından endişe ettiğini kaydediyor. Enke'nin depresyonda olduğunun anlaşılması durumunda futbol kariyerinin tehlikeye girmesinden ve evlat edindiği kızının velayetinin kendisinden alınmasından korktuğu, bu nedenle de hastalığını gizlediği de haberdeki ayrıntılardan. Enke, biyolojik babası olduğu bir kızını da küçük yaşta ender görülen bir kalp rahatsızlığından kaybetmişti. Alman futbol federasyonunun, mesleğiyle Enke'nin intiharı arasında bir bağlantı olduğu savını dışladığına dikkat çeken Guardian'ın haberinde görüşlerine yer verilen, Almanya'dan futbol yorumcusu Margot Dunne, futbolcuların depresyonda olduklarını itiraf etmesinin zor olduğunu, zira futbolun ''zaaflarını gösteren sporcuları cezalandırmakla ünlü bir spor dalı'' olduğunu kaydediyor. Haberde, futbolcunun baskı altında kaldıkları olaylara, Enke'nin 2003 yılında Fenerbahçe'deki kısa deneyimi sırasında yediği hatalı gollerin ardından taraftarların tacizine hedef olması da örnek olarak gösteriliyor. Guardian, Alman kalecinin, olayın ardından kendisine yönelik öfkeyi şok edici bulduğunu ve haketmediğini söylediğini de aktarıyor.