3 Aralık 2009 Basın Özeti

Guardian gazetesi, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama'nın yeni Afganistan stratejisine ilişkin açıklamasının, kendisine destek veren kesimde bölünmelere yol açtığını yazıyor.

Gazete, Taliban'a karşı savaşa 30 bin ek asker göndereceğini ve 2011 yılından itibaren asker çekmeye başlayacağını açıklayan Obama'yı eleştirmek için dostlarının ve düşmanlarının birleştiğini savunuyor.

"Geri çekilme tarihi açıklamak ne kadar doğru?"

Gazetenin, değerlendirmesinden öne çıkan bazı satırlar şöyle:

"Amerikan başkanının yeni Afganistan planı, hem Cumhuriyetçiler hem de Obama'nın kendi grubu Demokratlar tarafından eleştiriliyor. İngiltere gibi Amerika'nın müttefiki ülkelerden komutanlar da, bir çekilme tarihi açıklamanın ne kadar doğru bir tutum olduğunu sorguluyor. Ayrıca, Amerika'nın Afgan asker ve polisinin kontrol alanının artırılmasına dair öngörüleri de iyimser olarak nitelendiriliyor."

Guardian, eski başkan adayı Cumhuriyetçi John McCain'in, "Geri çekilme tarihini açıklamak, dostlarımıza da, düşmanlarımıza da yanlış bir izlenim veriyor," dediğini de aktarıyor.

"Obama'nın stratejisi destekçilerini bölüyor"

30 bin ek askerin Taliban'ın ilerleyişini durdurmaya yetip yetmeyeceği de, gazetenin sorguladığı noktalardan biri.

Guardian, Taliban sözcüsü Kari Yusuf'un, asker takviyesi planıyla ilgili olarak "Obama, Afganistan'dan Amerika'ya çok sayıda tabut gittiğine şahit olacak" sözlerine de yer veriyor.

Guardian'ın, iki tam sayfa ayırdığı haberinde ele aldığı bir başka soru da, Afganistan savaşı konusundaki tutumunun, kendisini destekleyenler nezdinde güven kaybına yol açabileceği.

Avrupa Birliği'nden finans sektörünü kontrol inisiyatifi

İngiltere gazeteleri, Avrupa Birliği maliye bakanları finans sektörünü kontrol etmek üzere kurumların oluşturulmasına dair dün Brüksel'de vardıkları anlaşmayla ilgili bir habere de yer veriyor.

Financial Times gazetesi, Avrupa Birliği ülkelerinin bakanlarının, finansal kontrol mekanizması üzerinde anlaşmaya varmalarının, uzun süren müzakerelerin ardından mümkün olduğunu yazıyor.

Gazeteye göre birlik üyesi ülkeler, bu mekanizmaların ulusal egemenliklere zarar verdiğini düşündükleri noktada, kontrol kurumlarına karmaşık bir sistem üzerinden şikayetlerini iletebilecekler.

Avrupa Birliği düzeyinde alınan bu karar, dünya finansının en önemli merkezlerinden biri olan Londra'da bazı kaygılara da yol açmış.

Londra'nın, finans merkezi konumu tehdit altında mı?

Financial Times, Londra'nın yeni finansal kontrol mekanizmalarına bakışını şöyle özetliyor.

"İngiltere, Londra'nın finans hizmetlerindeki egemen rolünü koruma konusunda endişeli ve finansal hizmetlerin kontrolünü Avrupa'ya verme konusunda öteden beri isteksiz. Ancak, diplomatlar, dün aldıkları güvencelerin yeterli olduğuna kani oldular. Fakat, yine de, Paris, Londra ve Frankfurt'ta kurulacak yeni kontrol kurumları, Avrupa çapında daha merkezi bir finansal kontrol mekanizmasına doğru önemli bir adım. Bu yeni adımın yürürlüğe girmesi için Avrupa Parlamentosu'nun da onayına ihtiyacı var."

Financial Times, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin, yarın Londra'ya gelerek burada finans çevrelerini sakinleştirmeye çalışacağını da yazıyor.

Miliband'in Hizbullah'la görüşme açıklamasına İsrail'den tepki

İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband'in Lübnan'daki Hizbullah'la tekrar diyaloğa girebileceğini açıklamasının, İsrail'in tepkisini çektiğini ve Amerika Birleşik Devletleri'ni de öfkelendirebileceğini yazan Daily Telegraph gazetesiyle devam ediyoruz.

Gazetenin haberinden öne çıkan bazı satırlar şöyle:

"İngiltere Hizbullah'la tüm bağlantılarını kestikten dört yıl sonra, bu radikal Şii grubun bazı üyeleriyle, onları İsrail'e karşı şiddet uygulamaktan vazgeçmeye ikna edebilmek için görüşmeyi düşünüyor. Lübnan'da yayımlanan Daily Star gazetesine bir röportaj veren İngiltere dışişleri bakanı, Hizbullah'ın dikkatle seçilmiş bazı üyeleri ve milletvekilleriyle görüşmenin, grubu şiddet kullanmaktan vazgeçmeye ve Lübnan siyasetinde daha yapıcı bir rol oynamaya ikna etmek için faydalı olacağını söyledi."

Daily Telegraph'a göre, İngiltere politikasında Hizbullah'ın askeri kanadını terör örgütü ilan etmesinden bir yıl sonra yaşanan bu değişimin nedeni, Lübnan'ın istikrarsız siyasetinde aranmalı.

"Miliband, Hizbullah içinde siyasi süreçlerin altını oymaya çalışanlarla değil bu süreçlere değer verenlerle görüşeceklerini söylüyor. Ancak, bu mantık yürütme 2006 yılında Hizbullah'la bir savaşa giren İsrail'e pek etkileyici gelmedi."

İran'da, 'muhalif' doktorun ölümü

Times gazetesinde ise, İran'da muhaliflere işkence yapıldığı iddia edilen Kahrizak hapishanesinin doktoru Ramin Purandarjani'nin ölümüyle ilgili bir haber var.

Gazete, savcılığın, doktorun ilaçlı bir salata yemesi sonucu öldüğünü açıklamasıyla, Purandarjani'nin ölümüyle ilgili yapılan farklı resmi açıklamaların en az dörde yükseldiğini yazıyor.

Times'ın haberi şöyle devam ediyor:

"İranlı yetkililer, 26 yaşındaki Doktor Purandarjani'nin 10 Kasım'da ölmesinin ardından, önce doktorun trafik kazasında öldüğünü söylediler, sonra ölüm nedeni kalp krizi olarak açıklandı. Ardından da doktorun intihar ettiğini ve ellerinde bir not bulunduğunu duyurdular. Son olarak ise doktorun, fazla dozda tansiyon ilacı almaktan öldüğünü, bu ilacın da doktorun yediği salatanın içinde olduğunu söylüyorlar.

"İranlı muhalifler için ise Purandarjani'nin ölümüyle ilgili tek bir açıklama var. 'Doktor öldürüldü çünkü çok fazla şey biliyordu.' Muhalifler, doktorun, son aylarda en az üç kişinin öldüğü ve sonra kapatılmasına karar verilen Kahrizak cezaevindeki işkencelere tanıklık ettiğini, işkence görenlerin ölüm nedeni için doğal sebepleri gerekçe göstermeye zorlandığını savunuyorlar".

"İngiliz polisi terörle mücadele kanunu kötüye kullanıyor"

Independent gazetesi ise, İngiltere'de polisin, terörle mücadele yasalarını kötüye kullanarak masum fotoğrafçıları yolda sorguladıklarıyla ilgili iddiaları manşetine taşımış.

İngiliz polisinin, önceden ve belirli süre için tespit edilen bazı bölgelerde herhangi bir gerekçe göstermeden insanları durdurma ve arama yetkisine sahip olduğunu hatırlatan Independent, ancak bazı amatör ve profesyonel fotoğrafçıların keşif görevindeki polisler tarafından sık sık durdurulmaktan ve kendilerine potansiyel terörist muamelesi yapılmasından şikâyetçi olduklarını yazıyor.