16 Aralık 2009 Basın Özeti

Kopenhag'da devam eden İklim Zirvesi'nde bir anlaşmaya ulaşmak için zaman daralır ve ana görüş ayrılıkları giderilemezken, Financial Times manşetinde Birleşmiş Milletler'den gelen bir uyarıyı öne çıkarıyor.

Habere göre zengin ülkeler, dünyanın en yoksul ülkelerine iklim değişikliğine uyum konusunda mali yardımı taahhüt etmekte isteksiz davranıyor ve Birleşmiş Milletler yetkilileri, Kopenhag'da bir anlaşmaya varılsa bile, bunun gelişmekte olan ülkelere yardım konusunu içermeyebileceğini söylüyor.

Financial Times'ın sorularını yanıtlayan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban ki Moon, "Şimdilik anlaşmayı imzalayıp, yardım konusunu gelecek yıl tartışmaya başlayabiliriz" diyor.

Gazete, bu açıklamanın gelişmekte olan ülkeleri iyice öfkelendireceğini ve bir anlaşmaya varılmasını tehlikeye sokabileceğini söylüyor.

'Dünyayı kurtaran adam'

Guardian'ın dış politika yazarlarından Jonathan Freedland, Barack Obama'dan Kopenhag'da bir anlaşma sağlamasını umanlara "Obama dünyayı kurtaran adam değil, o hala Amerika Birleşik Devletleri Başkanı" diyor.

Freedland, Cuma günü Kopenhag'a ayak basacak olan Obama'nın bir yıl önce dünyanın dört bir yanında yarattığı umutlara rağmen, cebinden kalemini çıkarıp dünyayı kurtaracak bir anlaşmaya imza atamayacağını yazıyor.

Freedland'a göre Obama'ya kalsa belki de Kopenhag'daki göstericilere, "Elimden gelen herşeyi yapmaya hazırım" diyebilirdi.

Ama o, iklim değişikliği konusunda hala çok geriden gelen bir ülke olan Amerika'nın başkanı ve Amerika, Obama'yı seçtiği için değişmiş değil.

'Uzaylı japonlar, polisle çatışan inekler'

Independent gazetesinin yazarlarından Johann Hari ise Kopenhag zirvesiyle ilgili yazısına "gezegenimiz için en büyük umut, göstericilerde" başlığını atmış.

Yazar, "Kopenhag İklim Zirvesi ilk bakışta Salvador Dali'nin gerçeküstü tablolarını andırıyor" diyor.

"Bir ara Başpiskopos Desmond Tutu'yu gördüm. Uzaylı kılığına girmiş ve ellerinde 'Beni liderinize götürün', 'İnsanlık deli mi' pankartları taşıyan Japon öğrencilerle yürüyordu. Ona raslamadan önce konuştuğum, siyahlar giyinmiş 15-16 yaşlarındaki protestocu bir gruptan atmosferin ne kadar karbon kaldırabileceğinin karmaşık hesaplarını dinledim. Bir yandan da inek kılığına girmiş iki kişinin kendilerini taş atmakla suçlayan polislerin saldırısına uğradığına tanık oluyordum".

Ama Independent yazarı Hari'ye göre "Konferansın resmi pazarlıkların yapıldığı salonlarında daha acayip şeyler oluyor", zengin ülkeler uzmanların bütün uyarılarını kulak arkası edip geri adım atmayı reddediyorlardı.

Hari, güçlü hükümetler iklimle Rus ruleti oynarken, insana umut veren tek şeyin Kopenhag sokaklarını dolduran küresel demokratik hareket olduğunu, hükümetleri doğru çizgiye çekmeyi başarabilecek tek gücün de bu olduğunu yazıyor.

'Müttefike yapılacak şey mi?'

İngiliz gazetelerinin tümünde yankı bulan bir başka haber ise dün aktardığımız, İngiltere'de bir mahkemenin Londra'yı ziyaret etmeyi planlayan İsrail eski Dışişleri Bakanı Tzipi Livni hakkında çıkardığı tutuklama kararı.

Livni'nin Londra ziyaretini iptal etmesi dolayısıyla karar da geri alınmıştı.

İsrail'in sert tepkisi ve İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nın diplomatik bir krize dönüşmeye yüz tutan gerginliği yatırtırma çabalarına ilişkin haberlerin yanısıra bir çok gazete, konuyu yorum köşelerine çekmiş.

Times baş makalesine, "İsrailli bakanların mahkemelerce hedef alınması adalet değil, utanç verici bir tutum" başlığını atmış.

Times, "Gazze'de çekilen acıları bütün ayrıntılarıyla verdik, İsrail'in, resmen inkar etmesine rağmen beyaz fosfor kullandığını açıkladık. Ama Gazze harekatı esasen bir insanlık suçu değil, İsrail'in kendi halkına yönelik şiddeti durdurma amacıyla giriştiği bir saldırıydı" diyor ve İsrail'in güvenlik ihtiyacı anlaşılmadan, İsrail ordusunun yöntemlerinin eleştirilemeyeceğini savunuyor.

Daily Telegraph da başmakalesinde, "Bir müttefike böyle davranılmaz" diyor ve İngiltere dışişleri bakanlığını, Tzipi Livni'yi mahkeme kararından koruyamadığı için eleştiriyor.

Daily Telegraph Livni hakkında tutuklama istemiyle mahkemeye başvuran Filistinlileri de Hamas yandaşı olmakla suçluyor.

Independent gazetesindeki yorum ise tamamen farklı.

Gazete, bu konuda, daha önce, Şili'nin eski askeri yöneticisi Augusto Pinochet'nin İngiltere'de tutuklanışı sırasında insan hakları örgütlerine danışmanlık yapan ve şu anda İngiltere İnsan Hakları Enstitüsü'nün Başkanı olan Sir Geoffrey Bindman'ın yorumuna yer veriyor.

Bindman, Livni'nin yargıdan muaf olamayacağını yazıyor.

Olaya ikili ilişkilerin ve tepkilerin dar penceresi yerine daha geniş bir perspektiften bakmak gerektiğini savunan Bindman, savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçların, doğaları gereği uluslararası adaletin konusu olmak zorunda olduğunu kaydediyor.