17 Aralık 2009 Basın Özeti

Artık son günlerine giren Kopenhag iklim zirvesine hakim olan kaos ve umutsuzluk havası gazetelerin bu konudaki haberlerine de yansıyor.

Independent "Görüşmeler başarısızlığın eşiğinde" manşetini atmış.

Gazeteye notlarını aktaran İngiltere'nin önde gelen iklim uzmanlarından ve "Altı derece" adlı kitabın yazarı Mark Lynas, "pazarlıklarda durum pek parlak değil" diyor. İyimserlerin bile artık anlamlı bir anlaşma sağlanabilmesi ihtimalini yüzde 50-yüzde 50 gördüğünü kaydediyor.

Lynas'a göre kötümserler ise, Kopenhag'da ortaya çıkacak büyük bir başarısızlığın iklim değişikliğini kontrol altına alma çabalarının sonu olabileceğinden korkuyor.

Guardian'da yazan çevreci ve yazar George Mombiot'a göre bu zirvenin tam bir başarısızlıkla sonuçlanmasını, ancak bir kişi engelleyebilir. Barack Obama..

Guardian'ın ayrıca iki tam sayfa ayırdığı Kopenhag haberlerine ise binlerce göstericinin aşırı güç kullanmakla suçlanan Danimarka polisiyle karşı karşıya geldiği bir anın büyük fotoğrafı eşlik ediyor.

Guardian muhabirleri görüşmelerin sekizinci gününde, pazarlıklarda ilerleme sağlanamazken, en öne çıkan şeyin sokak gösterileri olduğunu yazıyor.

En yaratıcı eylem

Günün en yaratıcı eylemi ise gazeteye göre, yüzlerce eylemcinin, yedi dev şişme yatağı konferans alanına girmek için bir köprü gibi kullanmasıydı.

Financial Times ise başyazısında "Liderler artık bir iklim anlaşmasına varmak zorunda" diyor.

Bugün Kopenhag'a toplanacak olan 115 devlet ve hükümet başkanının kaba siyasi çerçeveyi belirlemek anlamında da olsa bir anlaşmaya varmasının şart olduğunu yazan gazete, "eylemsizlik utanç verici olacaktır. Sadece iklim değişikliğinin yarattığı tehditler nedeniyle değil, herkesin çıkarına olacağı için de imzalanmalı bu anlaşma" diyor.

Financial Times buna karşılık her geçen gün anlaşma umudunun azaldığını da yazıyor.

Gazete, yoksul ülkelerin yardım talepleri konusunda haklı olabileceklerini ama bunun küresel bir iklim anlaşmasının imzalanmasına engel olacak bir konu olmaması gerektiğini savunuyor.

İki gün önce İran'ın nükleer faaliyetlerinin askeri amaçlı olduğuna dair belgeler ele geçirdiğini yazan ve İran'a karşı biran önce sert adımlar atılması çağrıları yapan Times gazetesi, İran'ın dünkü füze denemesi ardından, konuyu yine öne çıkarmış.

Times'a göre füze denemesi tam bir provokasyon. "Batı'nın buna yumuşak bir diplomatik tepkiyle yetinmesi Tahran'daki sertlik yanlılarını daha da cesaretlendirecek ve bir savaş ihtimalini artıracaktır" diyor Times, ve İran'a gecikmeden sert bir tepki verilmesi gerektiğini savunuyor.

Lorca nerede?

Daily Telegraph, İspanya iç savaşında öldürülen ünlü şair ve yazar Federico Garcia Lorca'nın cesedinin bulunması için iki aydır sürdürülen kazıların sonuçsuz kaldığını, şairin kalıntılarının tahmin edilen alanda bulunamadığını yazmış.

"Bernarda Alba'nın evi, Kanlı Düğün ve Yerma'nın yazarı Lorca'nın ölümünü çevreleyen esrar perdesi yetmiş yıldır tam olarak aralanamadı" diyor Telegraph.

Yaygın inanış, 1936 yılında, 38 yaşındayken General Franco yanlısı faşistlerce solcu ve cumhuriyetçi duruşu ve muhtemelen eşcinselliği yüzünden hedef alınan Lorca'nın, kendisiyle birlikte sabaha karşı kurşuna dizilen tek bacağı kesik bir öğretmen ve iki boğa güreşçisiyle birlikte, bir zeytinliğin kenarına gömüldüğü yönünde.

Telegraph'a göre şairin kemikleri Franco tarafından gizlice başka bir yere taşıttırılmış da olabilir. Ama bazı tarihçiler kazı alanının biraz genişletilmesiyle Lorca'nın bulunacağından emin.

Haberde üç yıl süren İspanya iç savaşı ve onu izleyen kırk yıllık Franco diktatörlüğü sırasında faşist ölüm mangalarının 130 bin kişiyi öldürdükleri hatırlatılıyor.

Interpol'e çağrı

Ve son olarak Guardian gazetesinden yine gizemli bir kaybın haberi. Gazete Kıbrıs'ın eski cumhurbaşkanlarından Yorgos Papadopulos'un cesedinin geçen hafta çalınması olayıyla ilgili olarak interpol'den yardım istediğini yazıyor.

Kıbrıs polisi henüz sırra kadem basan cesetle ilgili herhangi bir ipucuna ulaşamazken, Guardian'a göre ortada bol bol söylenti dolaşıyor. Kimileri "Kıbrıslı Türkler çalmıştır" diyor, kimileri ise bu işin arkasında Romanyalı mezar hırsızlarının olduğuna inanıyor. Hırsızların fidye istedikleri iddiaları ise Papadopulos'un ailesi tarafından yalanlanmış.