17 Ocak 2013 Basın Özeti

Son güncelleme: 17 OCAK 2013 - TSİ 07:49

Daily Telegraph gazetesi, radikal İslamcı isyancıların ilerleyişini durdurmak için geçen hafta Mali'ye giden Fransız birliklerinin kara harekatına başladıklarını aktarıyor.

Gazete El Kaide militanlarının Fransa'nın müdahalesine misilleme olarak Cezayir'de BP'ye ait bir gaz tesisini basıp 2 kişiyi öldürdüklerini, 40 kadar kişiyi rehin aldıklarını belirtiyor. Haberde, Mali'deki isyancıların 'Fransa cehennemin kapılarını açtı" dediği hatırlatarak savaşın yayılmaya başladığı vurgulanıyor.

Independent gazetesi 'İslamcılar Mali'deki savaşı Cezayir'e taşıdı" başlığını kullanırken, gazetenin yazarlarından Robert Fisk, "Cezayir'in iç savaşı yeniden başlıyor gibi görünüyor. Fransa Mali'ye asker gönderirken Cezayir'i düşünmedi" diyor.

Fransa'nın eski Londra büyükelçilerinden Gerard Errara, Financial Times'taki makalesinde "Fransa'nın Mali'ye müdahale etmekten başka çaresi kalmadığını” söylüyor.

Yazar bunu şöyle gerekçelendiriyor:

'Yumuşak güç değil askeri güç'

"François Hollande da birçok eski Fransa cumhurbaşkanı gibi seçim kampanyasında Afrika'da daha az müdahaleci olacakları sözünü verdi. Gerçekten de Fransa'nın Mali'deki savaşa öncülük etme niyeti yoktu. Ama terörist grupların kuzeyden güneye hızla ilerlemesi, Mali ordusunun zayıflığı ve Afrika müdahale gücünün yavaş kalması Hollande'ı zor bir seçim yapmak zorunda bıraktı. Ya cihad yanlılarına karşı hemen harekete geçecekti ya da 1996’da Kabil’de Taliban’ın yaptığı gibi İslamcıların başkente yerleşmesine izin verilecekti."

Yazar, Suriye'ye herhangi bir müdahaleye karşı çıkan Çin ve Rusya dahil tüm Güvenlik Konseyi üyelerinin harekata onay verdiklerine dikkat çekerek, bunun yeni sömürgecilik iddialarını boş çıkardığını savunuyor. Müdahalenin Avrupa'nın da güvenliğine katkıda bulunacağını öne süren yazar şöyle devam ediyor:

"Fransa, Mali'de tek başına harekete geçmek zorunda kaldı. Bu iki şey demek: Birincisi askeri harekat söz konusu olduğunda birilerinin öncülük etmesi gerekiyor. Ama şimdi Fransa Avrupalı müttefiklerinin desteğini aldı. İkincisi Mali, Avrupa Birliği'nin dış politikasında askeri güç yerine yumuşak gücünü kullanması gerektiğini savunanlar için bir uyarı olmalı. Malesef dünya düzeni böyle işlemiyor. Eğer Avrupalılar ciddiye alınmak istiyorsa, askeri müdahalaleri Amerika Birleşik Devletleri'ne havale etmek yerine ellerindeki araçları kullanmalılar. Avrupa'nın çıkarlarını savunmak için buna askeri güç de dahil."

'Suriye ordusu kimyasal silah kullanıyor'

Times gazetesinde yer alan bir haberde, Suriye ordusunun Amerikan Başkanı Barack Obama'nın kırmızı çizgilerini test etmek için zehirli gaz kullandığı belirtiliyor. Habere göre geçen ay Esad yönetiminin kimyasal silah kullandığına işaret eden kanıtlar bulundu. Bir İsrailli istihbarat yetkilisi, bunun Amerika ve müttefiklerinin tepkisini ölçmek için yapılmış olabileceğini söyledi.

Times'ın haberinde şöyle deniyor:

"Esad'ın Humus'a kimyasal silah sevkettiği yolundaki iddialar üzerine Amerikalı diplomatlar tarafıdan başlatılan incelemede zehirli gaz kullanıldığına dair güçlü emarelere rastlandı."

Gazete, bu bilginin Amerika Birleşik Devletleri'nin İstanbul baş konsolosluğundan gönderilen bir belgeye dayandırıldığını belirtiyor.

Aynı gazetede yer alan bir başka haberde de Suriye sınırında Esad'ın kimyasal silahlarını ele geçirmek üzere bekletilen çok uluslu gücün teyakkuza geçirildiği kaydediliyor.

Gazeteye göre, isyancıların Halep'in güneyindeki Safira bölgesinde bazı mevzileri ele geçirmesinden sonra bu gücün alarm seviyesi yükseltildi. Safira'daki bir tesiste kimyasal silahların depolandığı belirtiliyor.

Times, Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Rusya, Suudi Arabistan, Katar, Türkiye ve Ürdün'ün Esad'ın bu silahlar üzerindeki kontrolünü kaybetmesi ya da sivillere karşı kullanılması halinde harekete geçileceği uyarısında bulunduğunu hatırlatıyor.

Independent yazarı Patrick Cockburn ise Kerkük'te dün düzenlenen ve 21 kişinin ölümüne yol açan intihar saldırısını "El Kaide odağını Suriye'ye kaydırmasına rağmen Irak'taki eylemlerinden vazgeçmiyor" diye yorumluyor.

Yazar söyle diyor:

"Bu saldırılar, çok büyük bir güvenlik gücüne sahip olmasına karşın Irak'ın hala aşırı derecede şiddet dolu bir yer olduğuna işaret ediyor. 2012'deki saldırılarda toplam 4400 kişi öldü. Şiilerle Sünniler ve Araplarla Kürtler arasında sürekli çatışma var. Bir yıl öncesine kadar Irak, Şiiler Sünniler ve Kürtler arasındaki bir denge kurmuş gibi görünüyordu. Ama Suriye'deki savaş ve buradaki Sünni çoğunluğun iktidarı ele geçireceği beklentisi Irak'taki Sünni azınlığı yüreklendirdi."

At eti skandalı

İngiltere gazetelerinde öne çıkan hatta birçok gazetenin manşetinde yer alan bir diğer konu da ülkenin en büyük marketler zincirinde satılan hamburger köftelerinde yüzde 29 oranında at etinin tespit edilmesi.

Times gazatesi dana eti diye satılan köftelerde domuz ve at DNA'sına rastlanmasının gıda güvenliği konusunda ciddi soru işaretleri doğurduğunu aktarıyor.

Daily Telegraph gazetesinin manşetinde ise at etinin insan sağlığı için tehdit oluşturmaması nedeniyle İngiltere'de şimdiye kadar Gıda Standartları Kurumu'nun hiç böyle bir tahlil yapmadığını, ülkede belki de yıllardır at eti yenmekte olduğunu aktarıyor.

Bağlantılar

BBC © 2014 BBC dış bağlantılardaki sitelerin içeriğinden sorumlu tutulamaz

Bu sayfayı en iyi şekilde görüntülemek için stil sayfalarını gösteren güncel bir internet tarayıcısı (CSS) gerekmektedir. Var olan tarayıcınızla sayfayı görüntüleyebilir, ancak görsel açıdan tüm olanaklardan yararlanamayabilirsiniz. Tarayıcı yazılımınızı güncellemeyi ya da CSS olanağını etkinleştirmeyi düşünebilirsiniz.