19 Mart 2013 Basın Özeti

Avrupa Birliği'nin kurtarma paketi karşılığında Kıbrıs'a dayattığı koşullarla ilgili tartışma İngiliz gazetelerindeki ağırlığını koruyor.

Times gazetesi manşetinde "Kıbrıs krizi derinleşti, Rusya Avrupa Birliği'ni tehdit etti" diyor.

Haberde Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin'in mevduatlardan alınacak verginin adil olmadığını söylediği hatırlatılıyor ve Rusya Maliye Bakanı'nın da Kıbrıs'a verilen 2,5 milyar Euro'luk kredinin geri çekilebileceğini açıkladığına dikkat çekiliyor.

Gazete, Rusya'nın bu çıkışının Berlin ve Brüksel'i şaşırttığını ve Kıbrıs ekonomisini düzlüğe çıkarılması için gerekli olan 16 milyar Euro'nun nereden bulunacağı konusundaki belirsizliği artırdığını vurguluyor.

Times, kurtarma paketinin geleceğiyle ilgili belirsizliğin uluslararası piyasaları da rahatsız ettiğini, Euro'nun bir ara dolar karşısında son üç ayın en düşük seviyesine indiğini kaydediyor.

'Merkel kuralları hiçe saydı'

Die Welt gazetesinin diplomasi editörü Alan Posener Times'taki makalesinde, Angela Merkel'in Kıbrıs'a bu koşulları dayatarak Avrupa Birliği kurallarını hiçe saydığını belirtiyor. Yazar şöyle diyor:

"Almanlar mutlu olmalı. Çünkü başka bir Akdeniz ülkesini kurtarmak için onlardan bu kez para istenmiyor. Çünkü para Avrupa İstikrar Mekanizması, Uluslararası Para Fonu IMF ve Kıbrıs'taki bankalara para yatıracak kadar saf olanlardan çıkacak."

"Gerçekten de Cumartesi sabahı kurtarma paketinin koşulları açıklandığında birçok Alman mutluydu. Alman medyası Kıbrıs bankalarında 100 bin Euro'dan daha fazla parası olanların muhtemelen kara para aklayan Ruslar olduğunu yazıverdi. Bu kişilerin aşırı derece şişmiş, yeterince regüle edilmeyen Kıbrıs bankalarına destek olmalarının istenmesine kimin itirazı olabilir ki?"

"Ancak sonradan sorular sorulmaya başlandı. Kıbrıs bankalarında büyük parası olan herkes kara para aklayıcısı mı? Bu kararı Interpol ve Europol'ün vermesi gerekmez mi? Sorunu, yaratanların çözmesi gerekiyor deniyorsa, Yunan tahvillerine ve ne olduğu belli olmayan kağıtlara aşırı derecede yatırım yapanlar mevduat sahipleri mi? Ayrıca tüm Euro bölgesinde 100 bin Euro'ya kadar olan mevduatlar garanti altında değil mi?"

'Euro Alman seçimlerine geri döndü'

Yazar kararın Almanya'daki genel seçimlere etkisi için de şöyle diyor:

"Neden Brüksel'de bir avuç politikacı hukukun üstünlüğüne inanarak bankaya parasını yatıran esnafı hedef alıyor? Avrupalı liderler bunu yaptı, çünkü yapma güçleri vardı. Merkel'in çiğnediği yasaları yeni yasalarla değiştirme alışkanlığı var. Eğer bir şey yasa dışı ise, yasa çıkar yasal hale gelsin. Ancak Avrupa Birliği Kıbrıs bankalarına saldırıyla bu prensibi 'Nasıl uyarsa' diye değiştirmiş oldu."

"Şimdi Almanların sorular sormaya başlaması boşuna değil. İsviçre'deki kayak merkezlerinde ya da Türkiye kıyılarında Almanları sinirlendiren zengin Rusları yolmak iyi. Sırada İtalya ve İspanya'nın hatta bir gün Almanya'nın olmadığını kim bilebilir. Bu yüzden seçmenlerin dörtte biri Avrupa karşıtı yeni bir partiye oy vermeyi düşünebileceğini söylüyor. Kıbrıs bankalarına saldırı ve Avrupa karşıtlarının gelişiyle Merkel Euro'yu seçim kampanyasından uzak tutma hedefinde başarısız oldu. Euro geri döndü. Üstelik daha da korkutucu bir şekilde."

'Avrupa Merkez Bankası'nın en büyük hatası'

Financial Times da manşetinde Kıbrıslı mevduat sahiplerine yönelik "baskın”ın Euro bölgesi bankacılık birliği planlarına darbe vurduğunu belirtiyor.

Gazete bir banka yöneticisinin Kıbrıs'a yönelik koşulları Avrupa Merkez Bankası'nın en büyük hatası olarak nitelediğini kaydeden gazete, "Tasarruf mevduatlarından 5 milyar 800 milyon Euro toplama kararı Avrupa Birliği'nin Euro bölgesindeki krizden çıkışın anahtarı olarak gördüğü reformlarda büyük bir delik açtı, bankaların faaliyetlerini mevduat sahiplerinin paralarıyla çevirmesi hedefine de sekte vurdu" diyor.

Gazete bir başka haberinde krizin Rus ekonomisini de vurabileceği belirtiliyor:

'Kriz Rus süper zenginleri de vurdu'

"Rusların Kıbrıs bankalarında milyarlarca Euro’su var. Kıbrıs para kanalı olarak Rus ekonomisi için çok önemli. Rus parası Kıbrıs'a gidiyor, vergi ayrıcalıklarından yararlanıp Rusya'ya geri dönüyor. Rusya Euro bölgesindeki krizi hep dışarıdan izledi. Kıbrıs'taki krizle Rusya'nın çıkarları ilk kez doğrudan etkileniyor." diyor.

Haberde bir bankacıya atfen, "Kıbrıs'ta bankaların uzun süre kapalı kalması Rus ekonomisi için yıkıcı olabilir" deniyor ve Rusların şimdiden kendilerine yeni off-shore merkezleri aramaya başladığı aktarılıyor.

'BRIC Ülkeleri özgür Avrupa değil'

Independent yazarı Hamish Mcrae de Kıbrıs krizinin Avrupa'nın gücünün azaldığına işaret ettiğini belirtiyor. Yazar, Almanya'nın Euro bölgesinin binde ikisini temsil eden Kıbrıs'a ağır koşullar dayatırken, Lefkoşa'ya ilk yardımın Rusya'dan geldiğini belirten yazar şöyle diyor:

"G7'ler yavaş büyüyor ve borç içinde. İngiltere'deki borçların toplamı gayri safi yurtiçi hasılanın dört katı. Almanya'da bile 2,5 katı. Oysa Rusya'da borç miktarı gayri safi yurt içi hasılanın dörtte üçü kadar. Çin'de, Hindistan'da Brezilya'da bu oran bir-buçuk katın altında. Bu yüzden BRIC ülkelerinin istedikleri yatırım yapma özgürlükleri, güçlerini istedikleri yere yoğunlaştırma özgürlükleri var, bizim yok."

Guardian gazetesi krizin Kıbrıs vatandaşlığı alabilmek için Ada'ya milyonlarca Euro yatırım yapan süper zenginleri de vurduğunu belirtiyor. Gazeteye göre, Kıbrıs vatandaşlığı için beş yıl süreyle bir Kıbrıs bankasına en az 17 milyon Euro yatıranlara Kıbrıs vatandaşlığı veriliyor. 2007 ile 2010 arasında çoğu Rus 30 süper zengine vatandaşlık verildi. Bunlar arasında Rus çelik milyarderi Aleksander Abromov da bulunuyor.

Bremer: 'Irak'ta büyük hatalar yaptık'

Independent, Irak'ın işgalinden sonra Amerika'nın Irak'a atadığı ilk sivil yönetici olan Paul Bremer ile yapılmış bir mülakata yer veriyor.

Bremer mülakatında büyük stratejik hataları yaptıklarını, buna rağmen Iraklıların savaştan öncekine göre daha iyi durumda oldukların savunuyor.

Paul Bremer, "Bosna, Somali ve Libya'dan dersler almalıydık. Halkı korumak için yeterince askeri gücünüz olmalı. Bu sorunu, 2007'de Bush cesur bir kararla asker sayısını artırıncaya kadar çözemedik. Bu sorun hem Iraklıların, hem de koalisyon güçlerinin verdiği kayıpları artırdı. İsyancılara karşı uygun bir mücadele planımız yoktu." diyor.

İlgili haberler