21 Mart 2013 Basın Özeti

Times gazetesi ABD Başkanı Barack Obama'nın İsrail ziyareti için 'Beklentiler düşük, ama kaybedecek çok şey var" diyor.

Gazetenin başyazısında özetle şöyle deniyor: "Obama daha Washington'dan ayrılmadan Beyaz Saray, İsrail-Filistin görüşmeleri için beklentileri düşürme çabasına girdi. Ama, Kudüs, Gazze ve Batı Şeria'da buna gerek yok, zira görüşmelerin yeniden başlaması konusundaki beklentiler zaten dibe vurmuş durumda. Obama dün Şimon Peres'le görüşürken, 2008'de başkan seçilmesine büyük ölçüde sevinen Filistinliler Amerikan bayrakları yakıyorlardı."

'Obama'nın son en iyi fırsatı'

"Obama ve İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Suriye ve İran'ın barış sürecini gölgede bırakmış olmasından memnun olmalı. Fakat Amerikan heyetininin ikinci görevi, can çekişiyor halde olsa bile bu sürecin terk edilemeyeceğini vurgulamak. Ne İsrail, ne de bölge için görüşmeler yoluyla varılacak iki devletli çözümden daha iyi bir alternatif var. Tek bir İsrail devleti kaçınılmaz olarak Filistinlilerin çoğunlukta olduğu bir devlete dönüşecek ya da iki toplum ayrı kalmaya devam edecek veya ikisi birden olacak. Bu Obama'nın iki tarafı daha iyimser bir geleceğe sevk etmek için son en iyi fırsatı olabilir." Daily Telegraph gazetesi Obama'nın barış görüşmeleri konusunda "Bir yerlerde yanlış yapmış olmalıyım" diyerek başarısızlığı kabullendiğine dikkat çekiyor. Gazete Obama'nın Suriye'de kimyasal silah kullanıldığı iddialarıyla ilgili olarak Esad yönetimine "cinin şişeden çıkmasına izin verme" diyerek uyarıda bulunduğunu belirtiyor. Gazete Obama'nın aylar önce Suriye'de kimyasal silah kullanılması halinde bu ülkeye askeri müdahalede bulunabileceklerini söylediğini hatırlatıyor. Daily Telegraph'a göre İran konusunda ise Obama ve Netanyahu görüş ayrılıklarını gizlemedi. Gazeteye göre, Obama amaçlarının nükleer silaha sahip bir İran'ı kontrol altında tutmak değil, Tahran'ın nükleer silaha sahip olmasını engellemek olduğunu söyledi ve hala diplomatik bir çözüm için fırsat olduğundan söz etti. Netanyahu ise, yaptırım politikasının sonuç vermediğinden yakındı.

'Bosna uyarısı'

Times gazetesi, İngiltere Başbakanı David Cameron'ın Avrupa Birliği'nin Suriyeli isyancıların silahlandırılması konusundaki gönülsüzlüğünü, uluslararası toplumun 90'larda Bosna'daki saldırıları durduramamasına benzettiğini belirtiyor. Haberde özetle şöyle deniyor: "Başbakan Cameron dün Parlamento'da konuşurken geçen hafta Avrupa Konseyi'nde yaptıkları Suriye tartışmasına değindi. Almanya'nın öncülüğündeki birçok Avrupa ülkesinin isyancıların silahlandırılmasına karşı çıktığını söyleyen Cameron, Suriye'ye silah gönderilmemesi gerektiği yolundaki açıklamalar daha önce Bosna'yla ilgili tartışmalarımızı ve sonrasında yaşayan korkunç olayları anımsattı' dedi." Gazeteye göre, isyancılara silah gönderilebilmesi için Suriye'ye silah ambargosunun kaldırılması gerekiyor ve şimdiki yasağın süresi Mayıs'ta dolacak. Cameron, diğer Avrupa Birliği üyelerini bu konuda ikna edememeleri halinde Fransa ile birlikte AB dışı bir formül üzerinde çalışmaya hazır oldukları mesajını verdi. Times, anamuhalefetteki İşçi Partisi'nin lideri Ed Miliband'ın ise isyancılara silah gönderilmesinin işleri daha da kontrolden çıkarabileceği uyarısında bulunduğunu aktarıyor. Gazeteye göre İngiliz ana muhalefet lideri isyancılar arasında hala birlik olmadığını ve ülkede El Kaide destekli silahlı grupların faaliyet gösterdiğine dikkat çekerek, Suriye'nin Rusya, İran, Katar ve Suudi Arabistan gelen silahlarla dolu olduğunu daha fazla silahın müzakereler yoluyla bir çözüme varılması şansını azaltacağını söylüyor.

Medvedev: Virgin adaları Kıbrıs'tan daha mı iyi?

Financial Times'ın manşetinde ise Kıbrıs var. Gazete Rusya Başbakanı Dimitri Medmedev'in Kıbrıs'ın borç krizine çözüm için Avrupa Birliği'nin sergilediği yaklaşımı sert bir dille eleştirdiğini belirtiyor. Financial Times, Kıbrıs'taki mevduat sahiplerinden vergi alınması önerisini Sovyet dönemindeki uygulamalara benzettiğini aktarıyor. Gazete Medvedev'in, Avrupa Birliği'ne çifte standartlı davranmama çağrısında bulunduğunu kaydediyor. Medvedev, Rusların kara para akladığı iddiaları üzerine Kıbrıs'ın AB tarafından izlemeye alınması halinde diğer off-shore bölgelerinin de denetlenmesi gerektiği mesajını verdi ve "İngiliz Virgin adaları ya da Bahamalar Kıbrıs'tan daha mı iyi" diye sordu. Independent gazetesi, parlamentonun Salı günü Avrupa Birliği'nin dayattığı koşulları reddetmesinden sonra, Kıbrıslı politikacıların alternatifler bulmak için zamanla yarıştıklarını söylüyor. İktidardaki Demokratik Seferberlik Partisi'nin başkan yardımcısı, ülkeyi iflastan kurtarmak için önlerinde saatler olduğunu söylüyor. Gazeteye göre Avrupa Birliği, Kıbrıs'ın alternatif önerilerle gelmesine itiraz etmeyecek. Ancak Avrupa Birliği ve IMF Kıbrıs'ın 10 milyar Euro'luk yardımı alabilmesi için 5,8 milyar Euro'yu kendi kaynaklarından bulmasında ısrar ediyor. Times, Kıbrıs Rum yetkililerin bu parayı Rusya'dan alma peşinde olduğunu savunuyor. Rusların Kıbrıs bankalarında 23 milyar Euro mevduatı olduğu tahmin ediliyor. Rusya daha önce Kıbrıs'a 2,5 milyar Euro kredi sağlamıştı.

İlgili haberler