8 Mayıs 2013 Basın Özeti

İngiltere’de yayınlanan gazetelerin dünya sayfalarında, Orta Doğu mahreçli bolca haber yer alıyor. Yorumlar Suriye üzerinde yoğunlaşırken, Guardian gazetesi, Türkiye’deki PKK militanlarının Irak sınırları içine çekilmesine tam sayfa ayırmış.

“Kürt savaşçılar Irak’a çekilirken, Türkiye’nin doğusunda barış şafağı söküyor” başlıklı haber, Hakkari’nin Şemdinli ilçesi çıkışlı.

Guardian muhabiri Constanze Letsch, Şemdinli halkının, örgütün ateşkes ve çekilme kararının ardından umutlandığını vurguluyor.

Barış ve Demokrasi Partisi Şemdinli Kadın Kolları Başkanı Pınar Yılmaz ise şöyle diyor: “Unutamayacağımız çok şey gördük. Ama tüm istediğimiz barış ve çatışmanın son bulması. Halk burada baharın gelişinden ürkerdi. Karlar erir erimez savaş yeniden başlardı. Ama bu yıl bahar umutla dolu.”

Babasının 10 yaşındayken Türk ordusunun tankıyla ezildiğini ve daha sonra kendisinin de işkence gördüğünü anlatan Pınar Yılmaz ve Seferi Yılmaz, sivil giyimli askerlerin bomba attıkları gerekçesiyle yargılandığı Umut Kitabevi’nin sahibiydi.

Şemdinlili Yusuf Özcan’ın Adana’da üniversitede okuyan oğlu ise Türk milliyetçilerinin saldırılarından bezerek iki hafta önce PKK’ya katılmak üzere dağa çıkmış.

Özcan, Guardian’a şöyle konuşuyor: “Eğer bu barış süreci başarısız olursa; Kürtler, Türkler, hepimiz kaybederiz. Dökülen kan artık yeter. PKK içinde ve ordu içinde aile üyelerim var, tek istediğim barış.”

PKK’nın ateşkes ilanıyla birlikte hayatın normalleştiğini, saat altıdan sonra köye hapsolma gibi bir durumun söz konusu olmadığını anlatan Özcan, 15 yıldır ilk defa koyun sürüsü satın almış: “Yüksekteki meralar ordu emriyle yasak bölgeydi. Gitmemize izin verseler bile, sürekli çatışmalar hayvanları otlatmak çok tehlikeliydi.”

Yusuf Özcan şimdi çobanlığın ve arıcılığın yeniden canlanmasını umuyor. Şu andaysa geçimini, diğer köylüler gibi, sınır ötesinden mazot, sigara, çay ve pirinç kaçakçılığı ile sağlıyor. Pirincin fiyatının Türkiye’de İran’dakinden beş kat fazla olduğunu, dünyada benzinin en pahalıya Türkiye’de satıldığını belirten Özcan, “Bunu nasıl karşılayabiliriz ki!” diyor.

Guardian muhabiri Letsch, habere ek olarak, 30 yıldır süren çatışmaların 40 binden fazla kişinin ölümüne yol açtığını ve Türkiye’ye 800 milyar liraya mal olduğunu belirtiyor.

Suriye’deki isyancılar sarin gazı kullandı mı?

BM araştırma komisyonu üyesi Carla Del Ponte’nin bu yöndeki iddiasına bir yalanlama, beklenmedik bir adresten geliyor.

Times gazetesi, ‘üst düzey bir İsrailli yetkilinin’, “isyancıların kimyasal silah kullandığına ilişkin hiçbir istihabarat edinmedikleri” yönündeki sözlerini aktarıyor.

Aynı yetkili, “Bütün istihbarat tahminlerimiz, rejimin bazı durumlarda muhalefete karşı ölümcül kimyasal silahlar kullandığına işaret ediyor” diye ekliyor.

Haberde, İsrail’in, kimyasal silahların radikal çizgideki muhalif grupların eline geçmesi halinde, ileride kendisine karşı kullanılmasından endişe ettiği de aktarılıyor.

ABD ve İsrail’in, Ürdün’de eğitim gören isyancıların gördüğü eğitimin, kimyasal silahları kullanmayı değil, etkisiz hale getirmeyi içermesi üzerinde anlaştığını belirten Times, Beyaz Saray’ın da Suriyeli muhaliflerin kimyasal silah kullandığı iddialarına kulak asmadığını hatırlatıyor.

Nitekim, BM görevlisi Carla Del Ponte’nin dile getirdiği şüphe, bizzat üyesi olduğu araştırma komisyonu tarafından, “kesin bulguya rastlanmadığı” belirtilerek desteksiz bırakılmıştı.

‘Obama yol ayrımına yaklaşıyor’

Guardian’ın dış haberler yazarlarından Simon Tisdal, “Suriye krizi çekingen Obama’yı köşeye sıkıştırdı” başlıklı makalesinde, ABD Başkanı üzerinde, Orta Doğu’da Amerikan liderliğini yeniden tesis etmesi için baskının arttığını ifade ediyor.

Obama’nın Suriye’deki rejimi destekleyen Rusya ile işbirliği dışındaki seçeneklerini şöyle sıralıyor yazar: muhalifleri silahlandırmak, uçuşa yasak bölge ilan etmek, Esad’ın hava kuvvetlerini etkisiz hale getirmek, hava saldırıları düzenlemek ve kara harekatı gerçekleştirmek.

Tisdal, ABD’yi savaşlardan çekme vaadiyle iş başına gelen Obama’nın “dilediği ne olursa olsun, yakında bir şeyler yapmak zorunda kalacağı” öngörüsünde bulunuyor.

Guardian’da iki yazar, Seumas Milne ve eski İsrailli general Michael Herzog, İsrail’in hafta sonunda Suriye’ye gerçekleştirdiği saldırıları değerlendiriyor aynı sayfada.

Milne, “Batı’nın İran’ı güçsüzleştirmek için Suriye’de kan akıttığını” savunurken, Herzog, İsrail’in tek amacının, Lübnan’daki Hizbullah hareketinin silahlanmasını önlemek olduğunu savunuyor.

Netanyahu’nun yerleşimlerle ilgili kararı

Independent, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Filistin topraklarındaki Yahudi yerleşimleri inşaatlarının ‘dondurulması’ emri vermesini “sürpriz” olarak sunuyor.

Netanyahu’nun, 2010 yılında Filistinlilerle barış görüşmelerine yeniden başlamadan önce de aynı adımı attığı hatırlatılıyor haberde.

Filistinli başmüzakereci Saib Erekat ise uluslararası hukuka aykırı olan tüm Yahudi yerleşimi inşaatlarının iptal edilmesi talebini dile getiriyor.

Mısır’da hükümet revizyonu

Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin hükümetteki dokuz bakanı birden görevden aldığını aktaran Financial Times, bu bakanlardan ikisinin IMF ile borç müzakerelerini yürüten isimler olduğuna işaret ediyor.

Yeni gelen bakanlarla birlikte, Mursi’nin de üyesi olduğu Müslüman Kardeşler hareketinin hükümetteki ağırlığının iyice arttığına dikkat çekiliyor.

Kübalı doktorlar Brezilya yolunda

Orta Doğu dışından haberler arasında, Brezilya’nın 6 bin Kübalı doktoru istihdam etmeye hazırlanması göze çarpıyor.

Times’ın haberine göre, Venezuela’nın petrol karşılığında 30 bin Kübalı doktoru istihdam etmesine benzetilen plan, Brezilya’daki hekim kuruluşlarının tepkisini çekiyor.

Brezilya Tıp Birliği’nden Dr. Jose Bonamigo, hükümetin sağlık alanındaki esas sorunun üzerine gitmediğini vurgulayarak, koşullar nedeniyle kırsal bölgelere gidemeyen Brezilyalı yetkin doktorların yerinin Kübalılarla doldurulacağını belirtiyor.

İlgili haberler