29 Mayıs 2013 İngiltere Basın Özeti

İngiliz Economist dergisi bu haftaki sayısında Türkiye'de alkol satışına ve reklamına getirilen sınırlamaları değerlendiriyor.

"Ilımlı İslamcı parti, sıkı alkol sınırlamaları getiriyor" alt başlıklı yazıda, AK Parti yönetimi altında geçen 10 yılın ardından Türkiye'nin çok daha muhafazakâr bir yer olduğu savunuluyor.

Dergi, alkol satışı ve tüketimine getirilen sınırlamaları protesto eden bir şarap üreticisinin "Bundan sonra Anadolu'nun rakipsiz şaraplarını tarif etmek size düşüyor" dediğini aktarıyor.

Yeni yasaların, dükkanların akşam saat 10 ila sabah 6 arasında alkol satışı yapmasını, cami ve okulların yakınlarındaki restoranların içki lisansı almalarını ve alkol üreticilerinin etkinliklere sponsor olamamasını getirdiğini aktaran Economist, Türkiye'nin en büyük bira üreticisi Anadolu Efes'in hisse senetlerinin, haber üzerine yüzde 7 değer kaybettiğini hatırlatıyor.

"Türkler Avrupa'nın en ayık halkı"

Dergi şöyle devam ediyor:

"Erdoğan amacının gençlerin "kafası kıyak" halde gezmesini engellemek olduğunu ve bu adımın İslami bir yaşam tarzını empoze etmeye çalışmakla bir ilgisi olmadığında ısrar ediyor. "İçeceksen yine alkollü içeceğini al evinde iç.'' diyor. Son dönemde yayınlanan bir Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü OECD raporu, 2010 yılı içinde, kişi başı bir buçuk litre alkol tüketimiyle Türkler'in Avrupa'nın en ayık halkı olduğuna işaret ediyor."

"Laikler bunu şeriata doğru bir başka adım olarak görüyor" diyen Economist, Türkiye'de hükümetin muhafazakarlık yolunda attığı adımlar arasında, İmam Hatip ortaokulu düzenlemelerini, Kuran kurslarındaki artışı, Anadolu'nun kırsal kesimlerinde içki bulmanın zorluklarını, Türk Hava Yolları'nın birçok iç uçuşunda alkol servisinin kaldırılmasını ve hükümet binalarında kadınların etek boylarının uzatılmasını sayıyor.

2014 seçimleri

İstanbul'da ismini açıklamadığı dindar bir patronun, AK Parti iktidarında büyüyen Anadolulu girişimciler için "Camiden çok metresleriyle vakit geçiriyorlar" dediğini de aktaran dergi, kapalı zengin kadınların lüks kıyafetler ve spor arabalarla gezdiğini de ifade ediyor.

Dergi, bazılarının, yasayı Erdoğan'ın 2014 yerel ve cumhurbaşkanlığı seçimleri göz önüne alınarak çıkarmış olabileceğini düşündüğünü; ve bu yasa sayesinde dikkatlerin, ülke içinde popüler olmayan Suriye politikasından uzaklaştığını da savunuyor.

Son olarak Türkiye'nin Selefi Nusra Cephesi'ni desteklemeyi bıraktığını yazan dergi, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu artık Nusra Cephesi’ni "bizim el Kaideyi gördüğümüz gibi" görüyor diyor ve yazıyı "Bu kutlama yapmak için bir neden -- içkili ya da içkisiz" diye bitiriyor.

Asil Nadir cezasını Türkiye'de çekemeyecek

Times gazetesi İngiltere'de hapiste bulunan Kıbrıslı Türk işadamı Asil Nadir'e cezasının kalan kısmını Türkiye'de çekmesinin mümkün olmadığının bildirildiğini yazıyor.

Gazete, İngilere Adalet Bakanı Chris Grayling, kendi şirketi Polly Peck'i 45 milyon dolar dolandırmak suçundan geçen yıl 10 yıl hapis cezasına çarptırılan işadamı Nadir'in cezasını Türkiye'de çekme başvurusunu reddettiğini belirtiyor.

Haberde cezanın 71 yaşındaki Nadir için büyük bir darbe olduğu ve iş adamının,10 yıllık cezasının üzerine altı yıl daha ceza çekmemek için yatırımcılara tazminat olarak sekiz milyon dolar ödediği de yazılıyor.

Haberde ayrıca, Asil Nadir'in 1980'li yıllarda Muhafazakar Parti'ye 400 bin sterlinden fazla bağışta bulunduğu, 17 yıl Kıbrıs'ta kaçak yaşadıktan sonra 2010 yılında İngiltere’ye döndüğü ve bir süre 28 yaşındaki eşi Nur ile Londra'nın lüks bir semtte yaşadığı da hatırlatılıyor.

Gazete ayrıca, mahkemeye hiç mal varlığı ve geliri olmadığını söyleyen Nadir'in yalancılıkla suçlandığını da aktarıyor.

Barak: Suriye'nin anahtarı Moskova'da

Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak Daily Telegraph gazetesine, Rusya'nın Suriye'ye gelişmiş hava savunma sistemi sağlaması kararını değerlendiren bir yazı yazmış.

Eski başbakan ve savunma bakanı, "Bedeli ağır olabilir ancak Suriye'nin anahtarı Moskova'da" diyor.

Barak'a göre, Ruslar Cumhurbaşkanı Beşar Esad'da "büyük yatırım yaptılar, ancak Esad rejiminin çöküşe mahkum olduğunu biliyorlar".

Esad rejiminin "kendi halkına karşı sinir gazı kullandığını" ve "muhaliflerin Allah adına yaptıkları infaz ve yamyamlıkların videolarını yayınladıklarını" belirten Barak, Suriye'deki çatışmanın uzun sürmesi durumunda, ülkenin Somali'ye benzeme ihtimalinin daha yüksek olduğunu da savunuyor.

Eski İsrail başbakanına göre, çatışmanın sürmesi, Suriye'deki kimyasal silahların "terör gruplarının" eline geçmesi ihtimalini de artırıyor.

Barak Daily Telegraph'taki yazısında Rusya'nın Suriye'ye sevk edeceği S-300 füze savunma sistemlerinin tam uygulamaya geçmesinin birkaç ay alabileceğini ve ne kadar gelişmiş olursa olsunlar aşılmaz olmadıklarını da ifade ediyor.

İlgili haberler