11 Haziran 2013 İngiltere Basın Özeti

Geçen hafta Guardian gazetesinin ortaya çıkardığı, Amerika Birleşik Devletleri istihbarat servislerinin telefon kayıtlarını ve internet faaliyetlerini izlediği yolundaki haber, bugün tüm İngiliz basınında geniş yer buluyor.

Amerikan istihbarat birimlerinin Avrupa Birliği ülkelerinin vatandaşlarının bilgilerine de erişebildiklerinin ortaya çıkması tartışmayı daha da alevlendirdi.

Avrupa yanıt bekliyor

Eski bir CIA çalışanının sızdırdığı bilgilerle gündeme gelen haberi ortaya çıkaran Guardian, bu sabah "Avrupa gizli izlemeler konusunda Obama'dan yanıt bekliyor" manşetiyle çıkmış.

Gazete, Başkan Barack Obama'nın Avrupalı liderlerden gelen sert tepkiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel'in gelecek hafta Berlin'de yapılacak bir toplantıda Obama'yı bu konuda sıkıştıracağını yazan gazete, Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Viviane Reding'in "Kişisel bilgilerin korunmasına ilişkin bir yasal düzenleme lüks ya da eziyet değil en temel haktır" sözlerini aktarıyor.

Kiralık casuslar

Guardian, bir başka değerlendirme yazısında ise bu tür gizli istihbarat operasyonlarıyla ilgili bilgilerin neden ve nasıl sızdırılabildiğini değerlendiriyor.

"Kiralık casuslar" başlıklı yazısında Spencer Ackerman, büyüyen Amerikan istihbarat ağında pek çok hassas aşamanın müteahhit şirketlere ihale edildiğini belirtiyor.

"Amerika istihbaratında çalışmak istiyorsanız özgeçmişinizi bu kurumlara değil bunlara hizmet veren şirketlere göndermeniz daha iyi olur" diyen Ackerman, özellikle 11 Eylül saldırılarının ardından Amerikan istihbaratının müteahhit şirketlere daha çok ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Ackerman, aracı şirketlerin, sistem altyapılarından, tutsak sorgulamaya kadar pek çok kademede görev aldığını belirtiyor. Yazar, Washington Post gazetesinin bir araştırmasına göre Amerikan İç Güvenlik Bakanlığı'nın, Terörle Mücadele Dairesi'nin ve diğer istihbarat örgütlerinin ülke içindeki 10 bin noktada 1931 şirketle iş yaptığını da ekliyor.

'ABD tarihinin' en önemli ifşaatı

Guardian gazetesinin yorum sayfalarındaysa, 1971 yılında Amerikan halkının Vietnam savaşı konusunda yanıltıldığını ortaya koyan Pentagon Belgeleri'ni sızdıran Daniel Ellsberg'in kaleme aldığı bir değerlendirme yazısı var.

Ellsberg "Bana göre, Edward Snowden'ın Ulusal Güvenlik Kurumu belgelerini sızdırması, benim 40 yıl önce sızdırdığım belgeler de dâhil, Amerikan tarihinin en önemli ifşaatıdır" diyor. Ellsberg, "Amerika Birleşik Devletleri'nin bir polis devleti olduğunu söylemiyorum. Henüz bu süreci tamamlayacak toplu gözaltılarla karşılaşmadık" diye yazıyor.

CIA, FBI ve diğer istihbarat birimlerinin Doğu Alman polis teşkilatı Stasi'ye dönüştüğünü savunan Daniel Ellsberg, yazısını "Özel yaşama bu kadar toptan bir müdahale güvenliğimizi sağlamaya yardımcı olmuyor. Tam tersine korumaya çalıştığımız özgürlüklerimizi tehlikeye atıyor" sözleriyle noktalıyor.

Küresel kurallar şart

Amerika'daki istihbarat skandalı Independent gazetesinin de başyazısının konusu bu sabah. "Kişisel bilgilerin kullanımı konusunda küresel kurallar koymanın zamanı geldi" başlıklı yazıda gazete, hem Amerikan Başkanı Barack Obama'nın hem de İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague'in, sıradan vatandaşların endişe duymasına gerek olmadığını söylediklerini aktarıyor ancak bu sözlerin iç rahatlatmaya yetmediğini vurguluyor.

"Evet, tehlikeli bir dönemde yaşıyoruz. Bunun aksini söylemek mümkün değil. Güvende olabilmemiz için de kişisel bilgilerimizin bir kısmının kullanılmasına izin veriyoruz. Ama bu topyekûn bir yetki vermek demek değil. Sağlanması gereken çok hassas bir denge var" diye yazan Independent, "Amerika'da ortaya çıkan bilgiler, bu dengenin fazlasıyla bozulduğunu gösteriyor" yorumunu yapıyor.

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa arasında kişisel bilgilerin paylaşımı konusunun uzun zamandır devam eden bir tartışma olduğunu hatırlatan Independent, zaman alacak olsa da bu tür bilgilerin kullanımı konusunda tüm tarafları bağlayıcı kurallar hazırlanması gerektiğini belirtiyor.

Erdoğan, Türkiye'yi besleyen eli ısırıyor

Gezi Parkı protestolarının ikinci haftasında, piyasaların dalgalı seyri devam ediyor. Financial Times gazetesi, son yaşananlar ışığında Türkiye'ye giren yabancı yatırımı değerlendiriyor ve "Erdoğan, Türkiye'yi besleyen eli ısırıyor" yorumunu yapıyor. Gazetenin yazısı özetle şöyle:

"Türkiye'deki siyasî çalkantı arasında Recep Tayyip Erdoğan, artan bir şiddetle yatırımcılara çatıyor, özel teşebbüsün boykot edilmesi çağrısı yapıyor ve spekülatörleri boğazlayacağını söylüyor. Ancak Türkiye, ekonomisini beslemek ve önemli miktardaki cari işlem açığını kapatabilmek için çok büyük ölçüde yabancı sermayeye ihtiyaç duyuyor. Partisinin kampanya otobüsünün üstünden yaptığı konuşmalarda Erdoğan sadece protestocuları değil, faiz oranlarını yüksek tutarak ekonomik büyümeyi engellediği iddia edilen bir hareket olduğunu savunduğu 'faiz lobisini' de eleştiriyor. Bugün, yılın ilk üç aylık dönemi için gayrisafi milli hasıla rakamları açıklanacak. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan rakamların 'pek parlak olmayacağını' söyledi. Türkiye'nin büyüme oranı 2011 yılında ulaştığı yüzde 8,8'den 2012'de yüzde 2,2'ye geriledi. Hükümet yetkilileri, bunun aşırı ısınmayı önlemek için planlandığını söylese de, ülke ekonomisinin ihtiyaç duyduğu yüzde 5'lik seviyeye ne zaman çıkacağı konusunda tartışmalar var."

Erdoğan'ın sert söylemi ülkeyi bölüyor

Times gazetesinin Türkiye'yle ilgili haberinde ise Erdoğan'a verilen desteğin kutuplaştığı belirtiliyor. Gazete, Başbakan'ın devam eden sert söyleminin ülkede bölünmeye neden olduğunu aktarıyor. "Gelecek yıl Mart ayında yerel seçimler, en geç Haziran'da da Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak. Erdoğan protesto gösterilerini kendisine verilen desteği arttırmak için kullanıyor" diyen Times, Gezi Parkı protestoları başlamadan önce yapılan bir kamuoyu yoklamasının da sonuçlarını aktarıyor.

"Araştırmanın sonuçları hem Erdoğan'ın popülerliğini hem de kendisine verilen desteğin ne kadar kutuplaştığını ortaya koyuyor" değerlendirmesini yapan gazete Pew Araştırma Şirketi tarafından yapılan yoklamanın sonuçlarını "Mart ayında Erdoğan'a olumlu bakanların oranı yüzde 62'ydi. Bu oran günde beş vakit namaz kıldığını söyleyenler arasında yüzde 75'e çıkıyor. Nadir olarak namaz kıldığını söyleyenler arasındaysa Erdoğan'ı olumsuz değerlendirenlerin oranı yüzde 61" sözleriyle aktarıyor.

İlgili haberler