3 Eylül İngiltere Basın Özeti

Suriye konusundaki gelişmelerin geniş yer tutmaya devam ettiği İngiliz gazetelerinde bugün futbolcu Mesut Özil'in Londra takımı Arsenal'e transferi de yankı buluyor.

Telegraph gazetesi ana sayfasında sürmanşetten duyurduğu haberde Birleşmiş Milletler'den yayınlanan bir raporda Suriye'nin "asrın insanlık faciasına yol açtığını" söylendiğini aktarıyor.

Gazete, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nden yayınlanan raporda ayrıca Suriye nüfusunun üçte birinin evlerinden olduğunun ve komşu ülkelerdeki mültecilerin sayısı artarken 4,3 milyon kişinin de ülke içinde yerinden edildiğinin altının çizildiğini yazıyor.

Gazetenin haberine göre BM Mülteciler Yüksek Komiserliği bu mülteci akınının ne zaman durulacağını öngöremiyor.

Times: 'ABD 'güvenilmez' İngilizleri dışarıda bıraktı'

Times gazetesi, İngiltere Başbakanı David Cameron'ın askeri müdahalede taraf olmamaya karar vermesiyle İngiliz generallerin Suriye konusunda Amerikalıların yaptığı toplantılardan çıkarılmaya başlandığını aktarıyor.

Gazete, "Askeri kaynaklar, Florida'da bulunan ABD Merkezi Kuvvetler Komutanlığı'ndaki İngiliz askerlerin ilişkileri olmayan bir savaşla ilgili yüksek seviye istihbarat bakımından güvenilemeyeceklerinden görevlerinin düşürüldüğünü söylüyor." diyor.

Times gazetesi, kendilerine konuşan bir İngiliz savunma bakanlığı yetkilisinin "Merkezi Kuvvetler Komutanlığı'nda hiçbir İngiliz asker Suriye konusunda askeri hazırlığa dahil edilmiyor, ve bu planların hayata geçirilmesinde de rol oynamayacaklar." dediğini aktarıyor.

'İngiltere sadakatinin kime olduğunu bilmiyor'

Times gazetesinde yazan Rachel Sylvester, geçmişte Washington'a oranla yersiz gözüken İngiliz milletvekillerinin Suriye konusundaki gelişmelerle Amerika'da şok etkisi yarattığını yazıyor.

Sylvester makalesinde İngiliz milletvekillerinin Suriye'ye askeri müdahaleyi reddetmesiyle New York Daily News gazetesinin "İngilizler gelmiyor" manşeti attığını ve Barack Obama'nın da planlarını ertelemek zorunda kaldığını hatırlatıyor.

Rachel Sylvester, makalesinde milletvekillerinin aldığı kararın İngiltere'nin gittikçe yalnızlaşmasına neden olduğuna şöyle dikkat çekiyor: "İngiltere'nin AB üyeliğini referanduma götüreceğine söz vererek Avrupa'yı kızdıran Cameron, şimdi kendini Amerika'ya sırtını dönerken buluyor. Başkan'la omuz omuza durması gerekirken Amerika'ya sırtını dönmek zorunda.

Modern çağda bir ada ülkesi fazla müttefikini yabancılaştıramaz. Suriye'ye askeri müdahaleye karşı çıkan muhafazakârlardan çoğunun Avrupa Birliği'ne kuşkuyla yaklaşan ve AB'den ayrılmak isteyen kişiler olduğuna şaşmamalı."

Independent: 'İngiliz halkının çoğunluğu Orta Doğu'daki çatışmalardan uzak durmak istiyor – Irak yüzünden'

Independent gazetesi, İngiliz seçmenler arasında yapılan bir kamuoyu araştırmasının halkın üçte ikisinin Suriye'ye askeri müdahale yapılmasına karşı çıktığını ama milletvekillerinin Amerika'dan gelen kanıtlardan sonra oylamanın yeniden gözden geçirilmesinden yana olduğunu yazıyor.

Gazete İngiliz halkının %62'sinin Irak savaşından sonra İngiltere'nin Orta Doğu'daki çatışmalardan uzak durması gerektiğine inandığını; her iki kişiden birinin Amerika'nın müdahale planlarına karşı çıktığını aktarıyor.

Gazete, Amerika'dan çıkan kanıtların artmasıyla İngiliz Parlamentosu'nda da askeri müdahaleye desteğin arttığının gözlemlendiğini yazıyor.

'Suriye konusunda İran bize yardımcı olabilir'

Guardian gazetesi için bir makale kaleme alan Shirley Williams, kimyasal silah saldırısına geçmişte maruz kalan İranlıların savaşı sonlandırmak için yardımcı olmasının paha biçilmez olacağını yazıyor.

Williams, Obama'nın Suriye'ye müdahale için Kongre'ye gitmeye karar vermesinin diplomatik çabalara zaman tanıdığını, ve buna İran cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin de sevindiğini yazıyor.

İran – Irak savaşı sırasında kimyasal silah saldırısına maruz kaldığından dolayı İran'ın bunlara karşı sert tutumuyla tanındığını, ve hatta Şam'da gerçekleşen saldırının da cumhurbaşkanı tarafından kınandığını hatırlatıyor Williams.

İran'ın Suriye konusunda işbirliği çağrısı yaptığını da hatırlatan yazar, İran'ın yardımının alınabileceğini ama bunun için ülkeler arasındaki diplomatik ilişkilerin canlandırılması gerektiğini belirtiyor.

Mesut Özil: 'Pahalı ama buna değer'

İngiltere'deki tüm gazetelerin spor sayfalarında bugün manşetten duyurulan haber aynı: Türk asıllı Alman futbolcu Mesut Özil'in Arsenal'e transfer olması.

Guardian gazetesi, Arsenal'in artan finansal gücü sayesinde teknik direktör Arsene Wenger'in yaz döneminde büyük bir isim transfer etmeye söz verdiğini, ve bunun Mesut Özil sayesinde gerçekleştiğini yazıyor.

Özil'in İngiliz Premier Ligi tarihindeki ikinci en pahalı transfer olduğunu hatırlatan gazete, Arsenal'in daha çok forvete ihtiyacı olduğunun gözlemlendiğini, ama "Özil gibi bir oyuncuyu transfer etme fırsatından kolay kolay vazgeçilemeyeceğini" yazıyor.

Independent gazetesi için Özil'in transferini yorumlayan Jack Pitt-Brooke, "İki, üç gün önce transfer sezonunda Premier Lig'e en iyi oyuncuyu Arsenal'in getireceğini kimse beklemezdi." diyor.

Pitt-Brooke'un makalesi şöyle devam ediyor: "Manchester City ve Tottenham da iyi oyuncular alırken, ve Chelsea de yıldızı yavaş yavaş sönmeye başlayan Eto'o'yu renklerine bağlamışken 24 yaşındaki Mesut Özil bu yaz İngiltere'ye gelen ilk büyük oyuncu.

Alman oyuncu, Real Madrid'in yıldız oyuncu toplama yarışından etkilenen bir başka isim. Bu yaz, takım 150 milyon sterlin karşılığında Isco, Asier Illarramendi ve Gareth Bale'i aldı. Sahaya çıkabilecek oyuncu miktarı, paylaşılacak para ve şöhret de kısıtlı olunca Özil bir kenara çekilmeye başlayacaktı."

Pitt-Brooke, "Özil'in pahalı olduğunu ama buna değdiğini" yazıyor.

İlgili haberler