5 Eylül İngiltere Basın Özeti

İngiltere'de gazeteler bugün Amerika ve Rusya arasında Suriye konusunda görüş ayrılıklarının yaklaşan G20 zirvesine olası yansımalarını, Türkiye'nin Olimpiyatlara ev sahipliği adaylığını ve Mesut Özil'in transferini ele alıyor.

Guardian gazetesi bugün manşetini Suriye konusunda Amerika Başkanı Obama ve Rusya Cumhurbaşkanı Putin'in söz düellosuna ayırmış.

"Rusya lideri, Amerika'nın Esad'a saldırması durumunda adım atacağına işaret ediyor" başlığı altında gazete bugün Rusya'da yapılacak G20 zirvesine dünya ekonomisinden daha çok Orta Doğu'nun damga vuracağını yazıyor.

Obama'nın G20 zirvesinden önce İsveç'e ziyaretinde yaptığı açıklamada siyasi itibarının tehlikede olduğunu inkar ettiğini, ama Rusya'yla ilişkilerin soğuduğunu kabul ettiğine dikkat çekiyor Guardian.

Guardian, Putin'in verdiği bir röportajda Amerika'nın saldırması durumunda ne yapacaklarına dair son kararı vermediklerini, ama Suriye'yle askıya alınan S-300 hava savunma füzelerinin tedarikine dair anlaşmanın yeniden yürürlüğe konabileceğini söylediğini aktarıyor.

Gazete, Putin'in "Uluslararası normların ihlali yönünde adımların atıldığını görürsek biz de gelecekte nasıl davranacağımızı, özellikle de böyle hassas silahların dünyanın belli bölgelerine tedarik edilmesine dair ne yapacağımızı düşüneceğiz." dediğini; bunun da Amerika ve İsrail'in baskısıyla iptal edilen İran'a S-300 füzelerinin verilmesine dair anlaşmanın yeniden yürürlüğe konulmasına işaret edebileceğini yazıyor.

Guardian için bir makale kaleme alan Ian Traynor, Putin ve Obama'nın görüş ayrılıklarının Suriye'yle sınırlı olmadığını yazıyor.

Traynor, ikilinin arasında esen soğuk rüzgarlardan birinin de Amerika'nın gizli istihbarat bilgilerini sızdıran Edward Snowden'ın Rusya'ya sığınmış olmasını ilgilendirdiğini yazıyor.

Yazar, Putin'in yeniden Kremlin'e gelmesinden beri Obama'yla ilişkilerinin "kötüden daha da kötüye" gittiğini belirtiyor.

Putin Amerika'yı destekler mi?

Guardian'ın aksine Telegraph gazetesi ise Putin'in Amerika'nın başlatacağı bir askeri müdahaleye destek verebileceğini ima ettiğini yazıyor.

Gazete, Putin'in S-300 füzelerinin tümüyle Suriye'ye gönderilmediğini söylediğine dikkat çekiyor. Telegraph, Putin'in sözlerinde yumuşama olduğunu söylüyor.

Gazete, Putin'in, Birleşmiş Milletler tarafından onaylanması ve Suriye hükümetinin kimyasal silah saldırısının arkasında olduğuna dair kanıtların ortaya çıkması durumunda askeri müdahaleyi reddetmeyeceğini söylediğini aktarıyor.

G20'de Obama – Hollande görüşmesi Cameron'a hakaret mi?

Telegraph gazetesi, Suriye konusunda haberlerinde yine G20 zirvesinde yapılacak görüşmelere bakıyor.

Gazete, İngiltere'de Parlamento'nun Suriye'ye askeri müdahale yapılmasına izin verecek tezkereyi reddetmesinin ardından G20'de Obama'nın Cameron'la görüşme yapmayacağı gerçeğinin ardında soru işaretleri olup olmadığını sorguluyor.

Telegraph, kimi kişilerin bunun Obama'nın Cameron'a hakareti olarak görüldüğünü söylediğini aktarıyor.

Gazete, Obama'nın Cameron yerine Suriye'ye Amerika'nın saldırması durumunda buna destek verme olasılığı olan Fransa'nın cumhurbaşkanı Hollande'la görüşeceğine dikkat çekiyor.

Telegraph ayrıca, dün bir televizyon kanalına konuşan Bakan Kenneth Clarke'ın "Amerikalılar bu tezkerenin çok hızlı oylanmasını istedi" sözlerinin Beyaz Saray'la gerilimi arttırabileceğini söylüyor.

Öfkeli Cameron danışmanını kovdu, İşçi Partisi'ne çattı

Times gazetesi, Suriye tezkeresinin İngiliz Parlamentosu'nda reddedilmesinin ardından Başbakan Cameron'ın danışmanlarından milletvekili Jesse Norman'ı "hükümete destek çıkmamasına ilişkin iyi bir neden sunmadığından" danışmanlık görevinden kovduğunu yazıyor.

Meclis'te Suriye tartışmalarının devam ettiği bir dönemde Cameron'ın ret oyu kullanan muhalefetteki İşçi Partisi'ne kızdığını ve "Suriye halkının yüzünü kara çıkarmakla" suçladığını yazan gazete, Başbakan'ın askeri müdahale yapması yönünde Amerika'ya çağrı yaptığını aktarıyor.

Gazetenin haberine göre Cameron Parlamento'da "Başkan Obama'nın kırmızı çizgisi aşıldıktan ve kimyasal silahlar kullanıldıktan sonra harekete geçilmemesi durumunda Suriye halkının nasıl bir kıyametle karşı karşıya kalacağını sorgulamamız lazım." dedi.

General Şam'dan Türkiye'ye kaçtı

Independent gazetesi, geçmişte Beşar Esad'ın baş yardımcılarından olan eski Suriye savunma bakanlarından General Ali Habib'in gece saatlerinde Suriye'den Türkiye'ye kaçtığının iddia edildiğini yazıyor.

Gazete, bu bilginin doğrulanması durumunda kendisi Alevi olan Habib'in taraf değiştiren en üst seviye kişi olacağını da yazıyor.

Independent, Suriye Ulusal Koalisyonu'ndan Kemal al-Labvani'nin "Ali Habib, rejimin elinden kurtuldu ve şimdi Türkiye'de. Ama bu, kendisinin muhaliflere katıldığı anlamına gelmiyor. Bana da bunu Batılı bir diplomat söyledi." dediğini aktarıyor.

Labvani'nin, Habib'in Batılı bir ülke yardımıyla kaçtığını söylediğini yazan Independent, Suriye devlet kanalının bunu yalanladığını ve kendisinin hâlâ evinde olduğunu duyurduğunu da aktarıyor.

'Mursi darbeciydi, demokratik değil'

Times gazetesi için bir makale kaleme alan Michael Burleigh, Mısır'ın devrik cumhurbaşkanı Mursi'nin, sanılanın aksine "sosyal adalet çağrılarını görmezden gelen totaliter bir mezhebin lideri" olduğunu öne sürüyor.

Burleigh, "darbe" kelimesi kullanıldığında insanların aklına karanlık görüntülerin geldiğini, ama geçmişte iki kez halk iradesi için askerlerin hükümetlere karşı darbe yaptığını söylüyor. Yazar buna örnek olarak 1960 yılında Adnan Menderes'e karşı Türkiye'de yapılan darbeyi de gösteriyor.

Mursi iktidarının 50 gazetenin editörünü işlerinden ettiğini, "eski bir terörist örgüt liderini" Luksor'un valisi olarak atamaya çalıştığını, ve Sinai kentinde "İslami terör örgütlerinin bulunmasına göz yumduğunu" yazıyor.

Burleigh, Mursi destekçilerini Hristiyanlara, Şiilere ve Bahailere "nefret kusmakla" suçluyor ve Sisi'yi şimdi bekleyen zorlukları şöyle sıralıyor: "Temmuz'dan beri Mısır'ın başında ordu ve onların seçtiği bir hükümet var.

Sisi şimdi Mısırlılara geçmişte 'Çözüm İslam'da' sloganını çekici yapan sosyal adaleti sağlamalı. Bunun için de %74'ü işsiz olan genç Mısırlılara istihdam sağlamalı."

Burleigh ayrıca Sisi'nin şimdi Müslüman Kardeşler'i tümden ortadan kaldırması gerektiğini yazıyor.

Türkiye'nin Olimpiyat adaylığı

Financial Times gazetesi, İstanbul'un Olimpiyatlara ev sahipliği adaylığını ele alıyor. "Türkiye'nin Olimpiyat adaylığı parlaklığını kaybetti" başlığı altında Daniel Dombey tarafından yazılan makalede, "çalkantılı yaz ayları, Başbakan'ın kendi memleketinde Olimpiyatlara ev sahipliği yapılması 'hayaline' gölge düşürüyor" deniliyor.

Türkiye'nin Olimpiyatlara ev sahipliği yapıp yapmamasının Başbakan Erdoğan'ın geleceğini de belirleyebileceği öne sürülen makalede Dombey, ülkenin başarılı olması durumunda Olimpiyatlara ev sahipliği yapacak ilk Müslüman ülke olacağına dikkat çekiyor.

Aylarca iyi giden ev sahipliği adaylığından sonra bu yaz "sorunların ardı ardına gelmeye başladığını" söylüyor Dombey: "Ekonomi konusunda endişelerin arttığı ve hükümetine karşı çalkantılı protestoların yaşandığı yaz aylarından sonra Erdoğan uluslararası alanda tanınmak ve siyasi ve ekonomik ivme istiyor."

Dombey, İstanbul'un çok güzel bir şehir olduğunu ama Olimpiyatlara ev sahipliği yapabilmek için Madrid ve Tokyo'nun aksine altyapı projelerine çok fazla para aktarılması gerektiğine dikkat çekiyor.

Financial Times, İstanbul'un bu yönde 19,2 milyar dolar harcamaya kendini adadığını da yazıyor.

Özil sürprizi

Times gazetesi, Mesut Özil'i Arsenal'den önce Manchester United'ın transfer etmeyi düşündüğünü, ama Wayne Rooney'i tutmaya karar verdikten sonra bundan vazgeçtiğini yazıyor.

Gazete, takımın, Özil'in oynadığı orta saha pozisyonunun United'da doldurulması gereken bir pozisyon olmadığına karar verdiğini, ama taraftarların bunun ortaya çıkmasıyla çok kızgın olduğunu yazıyor.

Guardian gazetesi de Özil'in transferine eski Arsenal kaptanı Cesc Fabregas'ın çok şaşırdığını yazıyor. Gazetenin haberine göre Özil'i "Ronaldo'dan sonra Real Madrid'in en iyi oyuncusu" olarak tanımlayan Fabregas, Türk asıllı Alman oyuncunun "Arsenal için çok iyi olacağını" söyledi.

Guardian ayrıca, Özil'in transferine Almanya Milli Takım teknik direktörü Joachim Löw'ün de çok şaşırdığını ve "akıl almaz" olarak tanımladığını yazıyor.

Gazetenin haberine göre Löw "Khedira veya Ronaldo gibi birçok Real oyuncusu bu transfere çok üzüldü. Real'in en iyi oyuncularından birini satması akıl almaz." dedi.

İlgili haberler