19 Eylül İngiltere Basın Özeti

Times bugün manşetini Suriye'de El Kaide bağlantılı Irak-Şam İslam Devleti örgütü üyeleri tarafından yolu kesilen muhabiri Anthony Loyd'un yaşadıklarına ayırmış.

Loyd haberinde, yaşadıkları üzerinden, aşırılık yanlısı grupların Suriye muhalefeti içinde giderek güçlenişini anlatıyor.

Loyd bir kontrol noktasında silahlı bir genç tarafından durdurulduklarını ve tercümanları Hamza'nın Irak Şam İslam Devleti Örgütü'nün İngilizcesinin baş harfleri olan 'ISIS' diye mırıldandığını anlatıyor ve şöyle devam ediyor;

'Bu kelimenin kendisi, aracın içindeki oksijeni çekip almış gibiydi. Adam kaçırma ve işkenceyle, Batılılara karşı nefretleriyle ve Şeriatın radikal bir yorumuna inanmalarıyla tanınıyorlar. Suriye'de 20 dolayında yabancı rehinenin kaderlerini ellerinde tutuyorlar. Birkaç dakika sonra daha çok sayıda ISIS militanı aracın etrafına geldi. Hepsi en az ilki kadar düşmanca davranıyor, ruh halleri öfke ve iki İngiliz gazetecinin ellerinde olmasından duydukları sevinç arasında gidip, geliyordu.'

'Örgütün gücü büyüyor'

Haberde örgütün gücünün ve militan sayısının arttığı ve savaşın gittiği yönü şekillendirmeye başladıkları kaydediliyor.

Örgütün Irak ve Suriye'deki Sünni bölgelerini Şeriatla yönetilen bir halifeliğe dönüştürmek istediği vurgulanıyor.

Anthony Loyd daha sonra grubun Iraklı komutanının pasaportlarını bir başka militanla gönderdiğini, bu sırada beklerken arkalarında üzerinde uçaksavar bulunan bir kamyonun durduğunu ve kamyondan beş, altı farklı ülkeden gelen militanların indiğini anlatıyor. Tercüman Hamza ise bu noktada, 'Bir seferinde Brezilya'dan gelen militanlarla bile tanıştım' diyor.

'Türkiye'den geçen cihatçılar'

Loyd, örgütte genellikle Iraklı militanların komuta kademesinde olduğunu, alt düzey militanların çoğunluğununsa Körfez'deki Arap ülkelerinden geldiğini anlatıyor. Times Muhabiri dünyanın dört bir yanından gelen cihatçıların Türkiye'nin sınır politikası sayesinde, kolayca Suriye'ye girebildiğini de anlatıyor. Sayıları beş ila sekiz bin arasında olduğu tahmin edilen militanların Filipinler, Güney Amerika, Kafkaslar, Kuzey Afrika, Sudan, Pakistan ve Avrupa gibi dünyanın farklı noktalarından geldiği kaydediliyor.

Haberde Türkiye'nin geçen yıl Özgür Suriye Ordusu'na lojistik destek için Suriye sınırındaki denetimi gevşettiği, devriyelerini geri çektiği, binlerce cihatçının da bun durumdan faydalandığı söyleniyor.

Ankara'nın, yabancı cihatçıların Suriye'ye girişinin kolaylaşması için resmen yardım verildiğini reddettiğini yazan Loyd, buna karşın muhalefet partilerinin bundan emin olduğunu kaydediyor.

CHP Hatay il Başkanı: Hükümet imkan sağlıyor

Times'ın konuştuğu Hatay CHP İl Başkanı Servet Mollaoğlu da 'Bu hükümet cihatçılara para, barınma ve Suriye'ye geçiş imkânı sağlıyor. Cihatçıların yüzde 90'ı Türkiye üzerinden geçiyor. Bazıları sadece cihat vermeye giden gençler. Ama aralarında uluslararası istihbarat kuruluşlarınca iyi tanınan katiller ve teröristler de var' diyor. Anthony Loyd, geçmişte pekçok yabancıyı rehin alan örgütün bir saatlik bekleyiş sonunda, birdenbire ‘mucize eseri’ kendilerini serbest bırakmaya karar verdiğini yazıyor.

Haber, Suriyeli tercüman Hamza'nın 'Başladığında devrimimizin bu noktaya geleceğini asla düşünemezdim. Yabancı savaşçılar her yerde. Kimyasal silahlar, bütün önemli binaların zarar görmesi ya da yıkılması. Dürüst olanlar kaçıyor, hırsızlar başa geçiyor. Şimdi tek çare ya ülkeyi terk etmek, ya da saygınlık kazanmak için radikal olmak. Bu iş bitti' sözleriyle sona eriyor.

Suriye'ye yardım araştırması

Times konuyla ilgili başyazısında da, Türkiye'nin Suriye sınırını denetlemesi gerektiğini söylüyor.

Guardian'da ise İngiliz yardım kuruluşu Oxfam'in Suriye'ye giden insani yardımlarla ilgili bir araştırması haberleştirilmiş.

Oxfam'ın araştırmasına göre Suriye'deki içsavaşta tarafları silahlandıran birçok ülke, iş savaşın yol açtığı insani felaketle başa çıkmaya geldiğinde, bu kadar cömert davranmıyor.

Oxfam örneğin Rusya ve Katar'ın Birleşmiş Milletler'in yardım fonuna ülkelerin ulusal geliri ve refah düzeyine göre ölçülen 'adil payın' sadece yüzde 3'ünü verdiğini söylüyor. Amerika Birleşik Devletleri'nin yüzde 63'ünü, Suriye muhalefetinin Avrupa'daki en önde gelen destekçilerinden Fransa'nın ise adil payın yarısından azını verdiği belirtiliyor.

Diğer yandan Kuveyt'in adil payın dört katından fazlasını, Suudi Arabistan'ın iki katını, İngiltere'nin de birbuçuk katını verdiği söyleniyor. Pekçok ülkenin bu kadar cömert davranmaması nedeniyle de Birleşmiş Milletler'in geçen Haziran'da yaptığı yaklaşık 5 milyar dolarlık yardım çağrısının sadece yüzde 44'ünün toplanabildiği vurgulanıyor.

Dünyamızın kalan ömrünün hesaplandığı bilimsel çalışma İngiliz basınında birçok gazetede yer alan konulardan.

Dünyada yaşamın sonu

Independent bu çalışmayla ilgili habere ilginç bir başlık atmış; İyi haber: Dünya 1, 75 milyar yıl daha yaşamı destekleyebilecek. Kötü haber: İklim değişikliği nedeniyle biz çok daha önceden yeryüzünden silinmiş olacağız.

İngiltere'deki East Anglia Üniversitesi Çevre Bilimleri Fakültesi'nde yapılan çalışmanın ekip lideri Andrew Rushby, 'Güneşin boyutu büyüdüğünden, 1,75 milyar yıl kadar sonra sıcaklıklar artacak ve okyanuslar buharlaşacak. Koşullar insan yaşamının sürmesi için imkânsız hale gelecek. Ama araştırmada insan eliyle oluşan iklim değişikliği ya da bir göktaşının çarpması veya nükleer savaş gibi insan yaşamını yok edebilecek ihtimaller dikkate alınmadı' diyor.

Çalışmada ayrıca, dünyanın son dönemlerine gelindiğindeki ısı nedeniyle sadece belli ortamlardaki mikropların hayatta kalabileceği söyleniyor.

Araştırmada insanlar 1,75 milyar yılın sonlarına doğru hayatta kalabilseler bile, sonun birden gelmeyeceği, insan yaşamının tamamen sonlandıracak koşulların bir milyon yılda oluşacağı vurgulanıyor.

İlgili haberler