01 Ekim İngiltere Basın Özeti

Türkiye'de Başbakan Erdoğan'ın açıkladığı reform paketine sayfalarında haber ve yorum yazılarıyla yer veren Independent, Times ve Guardian'ın öne çıkardığı madde, başörtüsü yasağının kaldırılması.

''Türk Başbakan başörtüsü yasağını kaldırdı'' diye başlık atan Independent, her ne kadar Erdoğan'ın öfkeli muhalifleri Twitter'da ''gizli bir İslamcı gündemin'' hayata geçirildiğini yazsa da, pakete farklı gözle bakanlar olduğunu da bildiriyor.

Avrupa Parlamentosu'nun Liberal Demokrat üyesi Andrew Duff'ın görüşünü alan gazete, Erdoğan'ın açıkladığı paketin ''olduğu kadarıyla memnuniyet uyandırdığını'', fakat bunun ne Avrupa Birliği'nin ne de Türk liberallerin umduğu türden bir ''büyük sıçrayış'' olarak algılandığını yazıyor.

'Laik devlete saldırı'

Times gazetesinde yer alan haberin başlığı: ''Türkiye'de kaldırılan başörtüsü yasağıyla laik devlete saldırı''.

Başörtüsü yasağının Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana laik ilkeleri temsil eden güçlü bir sembol olduğunu belirten Times gazetesi, Londra merkezli araştırmacı-yazar Ziya Meral'in reform paketindeki bu maddeyi ''Türkiye'deki ulus-devlet projesinin mirasına ters düşüyor.'' şeklinde yorumladığını bildiriyor.

Ama gazete yasağın halen yargıçlar, savcılar, polis ve askeri personel için geçerli olacağını hatırlatmış.

Times, reform paketinde Kürt azınlığa yönelik yeniliklerin de yer aldığını belirterek, ilk defa özel okulların Kürtçe eğitim vermesine müsade edileceğini ve Kürtçe şahıs ve yer isimleri üzerindeki yasakların kaldırılacağını bildiriyor.

Erdoğan'ın 'baraj tavizi'

Times, PKK ile barış görüşmeleri sürecinde yüzde 10'luk seçim barajının düşürülmesi talebini ilk başta reddeden Başbakan Erdoğan'ın dün bu konuda geri adım atmaya hazır olduğunu belli ettiğini yazıyor.

Ancak gazete, BDP'nin yeterli olmadığı gerekçesiyle paketten düşkırıklığını ifade ettiğini ve partinin eşbaşkanı Gültan Kışanak'ın ''Türkiye'nin demokratikleşme ihtiyacına yanıt vermediğini'' söylediğini aktarıyor.

Guardian'ın sayfalarında iri puntolarla ''Türk Başbakan başörtüsü yasağını kaldırıyor'' diye okuyoruz.

Reformcu ruha 'kısmi geri dönüş'

Guardian, Türkiye'nin cumhuriyet tarihinde ilk defa parlamentonun ve devlet dairelerinin kapılarını başörtülü kadınlara açan reform paketinin ayrıca Türkiye'deki Kürt azınlığa yakınlaşma hamleleri içerdiğini bildiriyor.

Gazeteye göre dün açıklanan paket, aylardır despotlukla suçlanan Erdoğan'ı iktidardaki ilk yıllarının reformcu ruhuna kısmen geri götürdü. Fakat Guardian, eleştiren çevrelerin reform paketininin yetersizliğinden şikayet ettiğini de bildiriyor.

Gazeteci Oral Çalışlar'dan görüş alan Guardian, ''Elbette eksiklikleri var. Ama özellikle okullardaki ulusalcı ant içme töreninin kaldırılması ve seçim barajında reforma gidilmesi Kürtlerle barış sürecine çok olumlu bir etki bırakacaktır.'' sözlerini aktarıyor.

Harf özgürlüğü

Boğaziçi Üniversitesi'nden akademisyen Koray Çalışkan, Guardian'ın sayfalarında bundan daha farklı bir görüşü savunuyor.

X-w-q harflerinin kullanımına atıfa bulunan Koray Çalışkan, ''Erdoğan bu üç harfe ülkedeki 10 milyon Kürtten daha fazla özgürlük tanıdı. Kürtlerin yerel özerklik beklentilerine ne oldu?'' diye soruyor.

Guardian'da yer alan Ian Traynor imzalı yorum yazısında ise, Başbakan Erdoğan'ın reform paketindeki en somut vaadin başörtüsü maddesi olduğu belirtiliyor.

Yaklaşan yerel ve cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, başörtüsü açılımıyla Erdoğan'a sandıklarda art arda üç kez zafer kazandıran muhafazakar Müslüman seçmen tabanının gözetildiğini düşünen Ian Taylor, bu adımın aynı zamanda Türkiye'deki Kemalist elitle süregiden kültür savaşında bir hesaplaşma olarak da yorumlanabileceğini söylüyor.

'Dışlanan Aleviler'

Yorum yazısında, reform paketinin Kürtleri ilgilendiren kısmında ise Başbakan Erdoğan'ın ''daha yarım gönüllü durduğu'', ''PKK ile barış sürecini ayakta tutacak adımlar atmakla birlikte fazlaca taviz vermeye yanaşmadığı'' izlenimini uyandırdığı belirtiliyor.

Guardian yazarı, reform paketinde büyük eksikliklerin olduğunu da yazıyor.

Traynor örnek olarak, ''Türkiye'yi hapisteki gazeteci sayısında dünyada birinci yapan terörle mücadele kanunlarında hiçbir reform önerilmediğini ve daha da önemlisi, pakette Sünni çoğunlukla Alevi azınlık arasında gerilimi indirecek hiçbir şeyin yer almadığını'' belirtiyor.

Yazar, sonuç olarak Erdoğan'ın kendi tabanını memnun ettiğini, Kürtlerle barış için muhtemelen biraz daha zaman kazandığını ve Alevileri ise dışladığını düşünüyor.

Doğru istikamet

Financial Times da konuyla ilgili haberinde Başbakan Erdoğan'ın reform paketinin ifade özgürlüğü ve Alevilerin hak talepleri konusunu göz ardı etmekle eleştirildiğini, buna karşılık hükümetin ise Alevilerin taleplerine yanıt veren reformların ileride bir tarihte açıklanacağını söylediğini bildiriyor.

Financial Times, Carnegie Europe adlı düşünce kuruluşundan Sinan Ülgen'in şu görüşünü aktarıyor:

''Bu paketin içeriğine bakarsanız kesinlikle doğru istikamette atılmış bir adım. Fakat Türkiye genelinde hakim olan hissiyat reform paketinin yeterince köklü bir değişimi beraberinde getirmediği yönünde.''

FED'e bağımlı bir Türkiye

Financial Times bugün aynı zamanda Türkiye'ye ilişkin özel bir dosya da çıkarmış.

Erdoğan'ın ''daha çok çocuk yapın'' çağrısından tutun, Türkiye'nin başarısızlıkla sonuçlandığı düşünülen bölgesel politikasına değin geniş bir yelpazede makalelerin yer aldığı dosyanın başını çeken yazı, ''bu yıl AKP iktidarını meşgul eden iki zorlu konuya'' ışık tutuyor.

Daniel Dombey imzalı yorum yazısına göre bu iki konu, Gezi eylemlerinin nasıl bir seyirde ilerleyeceği ve Amerikan Merkez Bankası FED'in tahvil alım musluğunu kısma olasığında düğümleniyor.

Gazete, Fed'in her ay piyasaya sürdüğü on milyarlarca doları bir aşamada kısmaya başlayıp faizleri yukarı çekmesiyle birlikte Türkiye dahil yükselen pazarların son beş yıldır faydalandığı nakit akışının da bundan olumsuz etkileneceğini hatırlatıyor.

Cari açık tehlikesi

Financial Times, bu tehlikenin özellikle Türkiye'yi ilgilendirdiğine dikkat çekiyor:

''Cari açığı düşürme çabalarına rağmen -ki bu nedenle 2010-2011 arası yüzde 8'in üzerinde olan büyüme hızı geçen sene yüzde 2'nin biraz üzerinde kaldı- açık halen korkutucu derecede büyük ve kısa vadeli sermaye akışına muhtaç.''

Yazıda, Erdoğan'ın ve Türkiye'nin kritik bir dönemeçten geçtiği görşüne yer veriliyor:

''Türkiye'nin yakın tarihinde bu kadar istikrarlı bir ekonomik büyüme sürecine önderlik etmiş ve anlamlı reformları hayata geçirmiş başka bir lider yok. Ama Erdoğan'ın iktidardaki ikinci on yılında sorulacak soru, karnesine yeni başarılar da mı ekleyecek, yoksa inşaatını gene kendisi yıkacak mı?''

İlgili haberler