21 Ekim İngiltere basın özeti

İngiltere gazetelerinde, hükümetin nükleer enerji tesisi planlarına ilişkin haberler öne çıkıyor.

Guardian gazetesi, "koalisyon hükümeti Britanya'nın nükleerde yeniden doğuşuna onay verdi" derken bunun, 20 yılı aşkın süredir inşa edilecek ilk nükleer enerji tesisi olduğuna dikkat çekiyor.

Fransa'ya ait EDF enerji şirketinin başını çektiği konsorsiyumda Hinkley tesisinin Somerset bölgesindeki inşaatında Çinli yatırımcılar da bulunuyor.

Guardian, bunun 2011'in Mart ayındaki Fukuşima felaketinden bu yana Avrupa'da yapımına başlanan ilk nükleer tesis olduğunu vurguluyor.

11 Mart 2011'de Japonya'nın kuzeydoğusunu vuran 9 büyüklüğündeki deprem, kayıtların tutulmaya başlandığından bu yana tarihteki en büyük deprem olmuş ve Fukuşima Daiçi nükleer santralinde kazaya neden olmuştu.

Nükleer santralden radyasyon sızması nedeniyle santralin bulunduğu bölgeye yakın yaşayan binlerce kişi evlerini terk etmişti.

Felaket sırasında 20 bin kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.

Öte yandan Daily Telegraph, İngiltere'deki projenin sübvanse edilebilmesi için, enerji faturalarının artırılacağı yolunda kaygılar bulunduğunu hatırlatıyor.

Times gazetesi de İngiltere hükümetinin Fransız EDF enerji şirketini mevcut enerji fiyatı ödemelerinin iki katını yapacak şekilde sübvanse edeceklerine dikkat çekiyor. Times da bu durumun, kamuoyunda tartışma yaratacağı kanaatini dile getiriyor.

FT: Türkiye Batı'ya sadakatini göstermeli

"61 yıldır NATO üyesi olan Türkiye, Batı ile ilişkisini kesti mi?"

Financial Times yazarlarından Daniel Dombey, bugünkü makalesine Türkiye'nin müttefiklerinin tam da bu soruyla yüzleşmeye başladıklarına dikkat çekerek başlıyor.

Daniel Dombey'e göre bu şüphe, üç meselenin bileşimine dayanıyor: Ankara'nın Çin'den füze savunma sistemi alma kararı, Suriye'deki el Kaide'yle ilişkili savaşçılara yönelik belirsiz tutum sergilediği iddiası ve son olarak da Türkiye'nin İsrail adına Tahran'da casusluk yapan İranlılara ihanet ettiği iddiaları.

Dombey, kimi bölge uzmanlarına göre Ankara'ya karşı suçlamalar listesinin inkâr edilecek gibi olmadığını yazarken, Amerikan düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi'nden Steven Cook'un "Türkiye'nin sicilini göz önüne alırsak Obama yönetimi, nasıl Türkiye'yi model bir ortak olarak lanse etsin, hatta ona müttefik gibi davranabilsin ki?" şeklindeki sözlerini hatırlatıyor.

Ancak FT yazarına göre kesin bir sonuca varmak için henüz çok erken.

Dombey, füze anlaşması için sözleşmenin henüz düzenlenmediğini, Ankara'nın iç savunma endüstrisini geliştirme isteğiyle hareket etmiş göründüğünü belirtiyor. Dombey'e göre bu olaydan çıkarılacak "asıl stratejik ders, Türkiye'nin kendisini stratejik değerlendirmelere mecbur hissetmemiş olması."

Ancak Daniel Dombey, Financial Times'daki makalesini şöyle tamamlıyor:

"Türkiye'nin bu üç tartışmalı meseleye verdiği karşılığa bakarsak: füze alımının kesinleşmiş bir anlaşma olmadığındaki ısrarı, cihatçıları kınaması ve İran'la gizli anlaşma iddiaları karşısındaki öfkesi, bu ülkenin Batı'daki ittifaklarına değer verdiğine işaret ediyor."

"Ama şimdi tüm bunlar gündemdeyken, lafa değil icraata bakılacak."

Guardian: Siyasetçiler sözleri eyleme dönüştürmeli

Dünyanın dört bir yanından 1000'i aşkın delege, gelecek hafta Londra'da bir araya gelerek hükümetlerin hesap verebilirliğini ve şeffaflığını artırmaya yönelik konuları tartışacak.

Sekiz ülkenin katılımıyla başlayan Açık Hükümet Ortaklığı (OGP) zirvesi bugün daha şeffaf olma hedefine sahip 60 ülkeden oluşuyor.

Guardian'a yazan Richard Sambrook, Londra'da zirve hazırlıkları devam ederken, ülkelerin şeffaflığa dayalı bir hükümet taahhüt etmelerine olan ihtiyacın her zamankinden de fazla olduğunu vurguluyor.

Ancak Sambrook, bu hareketi yakından takip etmeyenlerin imza koyan ülkelerin taahhütleri ya da sicillerini bilemediklerine dikkat çekiyor.

Sambrook, "eBay'in kurucusu Pierre Omidyar'ın yardım amaçlı yatırım firması Omidyar Network'un gazetecilerin katıldığı küresel anketine göre OGP'ye imza koymuş ülkelerdeki gazetecilerin yüzde 70'i bu ortaklıktan haberdar değil." diyor.

Sambrook'un dikkat çektiği anket aynı zamanda kimi üye devletlerin özgür basın ve konuşma hakkı üzerindeki kötü sicilinin, bulundukları vaatleri gölgelediğini ortaya koyuyor.

Sambrook'a göre ankete katılanlar, Türkiye'de gazetecilere yönelik baskıdan, Macaristan'da yeni geçen medya yasasından, Güney Afrika'da sınırlayıcı medya düzenlemesi önerilerinden ve daha bir çok ülkedeki medya politikalarından duydukları kaygıyı dile getirdiler.

Cemile Giousouf göreve başlıyor

Financial Times gazetesi, Almanya'da yarın göreve başlamaya hazırlanan Federal Meclis Bundestag'ın hem yaş hem de etnik geçmiş bakımından büyük bir çeşitliliğe sahne olacağına dikkat çekiyor.

Gazeteye yazan Jeevan Vasagar'a göre Hristiyan Demokratların ilk Müslüman milletvekili, 35 yaşındaki Cemile Giousouf'un bu seçimlerde meclise girmesi, "Almanya'da Türk azınlığın rüştünü ispat etmesinin bir simgesi."

Jeevan Vasagar, Giousouf'un ailesinin 40 yıl önce fabrikalarda çalışmak üzere Leverkusen'e göç ettiğini hatırlatıyor.

Yazar, önceki parlamentoda 5 olan Türk azınlık sayısının bu seçimlerde 11'e çıktığını belirtiyor.

Yazara göre Giousouf'un Hristiyan Demokratlardan parlamentoya girmiş olması, seçmenlerin oy kullanma eğilimindeki değişikliklerin de bir göstergesi.

Federal Meclis seçimlerinde, Angela Merkel'in partisi CDU'ya Türk desteği, dört yıl önceki oran olan yüzde 21,6'dan bu yıl yüzde 31'e çıktı.

Giousouf'un partisi Türkiye'nin boyutu ve ekonomik yapısı nedeniyle AB'ye girmesine karşı çıkıyor ve böyle bir üyeliğin birlik üzerinde baskı yaratacağını savunuyor.

Haberde parlamentodaki en genç üyenin de Sosyal Demokrat Parti SPD'nin milletvekili 26 yaşındaki Mahmut Özdemir olduğu belirtiliyor.

Habere göre Almanya'da her beş kişiden biri, etnik bir azınlığa üye.

Cemaati azalan kiliseyi Müslümanlar satın aldı

İngiltere'nin Stoke-on-Trent bölgesinde bir Katolik Kilisesi, cemaati küçülünce çareyi kiliseyi Müslümanlara satmakta buldu.

Daily Telegraph gazetesinin haberine göre St Peter Katolik Kilisesi, satış işlemlerinin tamamlanması ardından hizmet vermeye son verdi.

Ancak kilise yetkilileri, yakınlardaki Cobridge kilise bölgesinin hizmet vermeye devam edeceğini, satıştan elde edilen paranın da burada cemaatin yararına kullanılacağını açıkladı.

Yetkililer, kiliseyi satışa sunduklarında en iyi teklifin Müslüman cemaatten geldiğini söyledi.

Kilise yetkilileri, satış kararları söz konusu olduğunda rahiplerin, dini bölge yetkilileri ve Katolik cemaatin doğrudan müdahil olduğunu ve kamu yararı gözettiği için böyle bir kararı tercih ettiklerini vurguladı.

Ancak Müslüman alıcıların kimlikleri açıklanmadı.

İngiltere'de 2007 yılında yapılan bir ankete göre Hristiyanların yüzde 15'i sadece ayda bir kez kiliseye gidiyor.

Başka anketlere göre de İngiltere, Avrupa genelinde kilisedeki ayinlere katılımın en düşük olduğu ülke.

İlgili haberler