22 Kasım İngiltere Basın Özeti

Times gazetesi Türkiye'de kızlı erkekli dairelere düzenlenen polis baskınlarıyla ilgili bir haberin yanısıra, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Türk vatandaşlarının özel hayatına burun sokmakla suçlandığı bir baş yazıya yer veriyor.

Haberde, Erdoğan'ın üniversite öğrencilerinin kaldığı karma evlere karşı çıkışı ardından Ankara Üniversitesi'nde okuyan 21 yaşındaki Ali Haydar Durmuş'un yaşadıkları anlatılıyor.

Karşı cinsten arkadaşıyla aynı evi paylaşan Durmuş, komşularından onlarca şikayet gelmeye başladığını ve polisin evlerini ziyaret ettiğini söylüyor.

Times, Erdoğan'ın sözlerinin ardından AKP'li TBMM Başkanvekili Yakut Sadık'ın sadece üniversite evlerini değil, okullardaki karma sistemi tümden eleştiren açıklamasının AKP hükümetinin muhafazakar bir çizgide toplum mühendisliğine soyunduğu eleştirilerini daha da körüklediğini belirtiyor.

'Kendi işine bakmayı öğrenmeli'

Gazete, Türkiye'de çoğunluğu oluşturan dindar kesimin Erdoğan ve çevresindekilerin muhafazakar söyleminden cesaret aldığı ve toplumun daha liberal katmanları ile aralarındaki gerginliğin tırmandırıldığı eleştirilerini aktarıyor.

Times, Türkiye'de karşı cinsten yetişkinlerin evlenmeden birlikte yaşaması önünde yasal bir engel olmadığı halde, öğrenci evlerine ilişkin şikayetlerin tırmandığını bildiriyor.

Gazete, polisin başka sebepleri bahane gösterek kızlı erkekli evlerde yaşayanlara ceza yazdığı iddialarına da yer veriyor.

Bu haberden yola çıkan Times, baş yazılarından birini Başbakan Erdoğan'a ayırmış. Gazete, ''Recep Tayyip Erdoğan kendi işine bakmasını öğrenmeli'' diyor.

Times'a göre Türkiye'yi son on yıldır yöneten kişi, nadir bir politikacı: ''Ekonomi yönetimine ve seçim kazanmaya doğal yeteneği olan, dinamik, ılımlı bir İslamcı.''

Gazete bu nedenlerle Erdoğan'ın daha şimdiden Türkiye tarihinde büyük bir siyasi figür olarak yükseldiğini belirtiyor.

Orta Doğu mu, Avrupa mı?

Ancak Times'ın Başbakan Erdoğan'la ilgili bir derdi var: ''Başbakan'ın İslamcılığı Türkiye'de sadece kamusal hayata değil, artık Türk vatandaşlarının özel hayatına da durmaksızın sinsice sızıyor.''

Gazete, Erdoğan'ın ''katlanılmaz şekilde herşeye burnunu sokan'' karakterinin ortaya çıktığı kanısında.

Başbakan'ın karma öğrenci evleri ve yurtlara karşı çıkışını anımsatan Times, devlet yurtlarının dörtte üçünde bu ayrımın zaten hayata geçirilmiş olduğunu ve Erdoğan'ın bu durumdan övgüyle bahsettiğini bildiriyor.

Gazeteye göre Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlık döneminde Türkiye'nin geleneksel laiklik anlayışından kaygı verici biçimde sapmaya başladığını görmek zor değil.

Times, Erdoğan'ın Türkiye'nin geleceğini Avrupa yerine Orta Doğu'da gördüğünü dile getiren muhalefetin bu yöndeki korkularını paylaşmanın da zor olmadığnı yazıyor. Gazetenin ifadesiyle, ''Türkiye'nin herhangi bir Orta Doğu ülkesi olması fikri yeterince kaygılandırıcı. Gerçekleşmesi ise, bir felaket olur.''

Yakut Sadık'ın 'iç karartıcı' açıklaması

Times, Türkiye'nin şu an güçlü bir devlet oluşunu Osmanlılara değil, geçen yüzyılın başlarında ''insanüstü bir çabayla benimsenen akıl ve modern ulus anlayışına'' borçlu olduğunu yazıyor.

Türk kadınlarının eğitim yoluyla yetkilenmesi çağrısını yapan Mustafa Kemal Atatürk'ün akıl ve moderniteden ilham aldığını kaydeden Times, neredeyse bir yüzyıl sonra Türkiye'de kız ve erkek öğrencilerin yaşam alanlarını ayırma girişiminin Türkiye'nin kazanımlarını kaybedeceği korkusunu tetiklediğini aktarıyor.

Bir sonraki adımın üniversitelerde karma sınıfların ayrılması olacağından endişe duyulduğunu belirten Times, bundan hemen sonraki durakta ise Türkiye'yi ''Başbakan Erdoğan'ın dini popülizmi uğruna'' eğitimde kız-erkek eşitliğine son verilmesinin beklediğini kaydediyor.

Gazete, bu nedenle geçen Çarşamba günü AKP'li TBMM Başkanvekili Yakut Sadık'ın Türkiye'nin karma eğitim sistemine ''tarihi bir hataydı'' demesini ''çok iç karartıcı'' buluyor. Times, ''Tam aksine, ileri atılmış tarihi bir adımdı.'' diyerek Yakut Sadık'a karşı çıkıyor.

Laiklerin 'dinamizmi'

''Türkiye anti-demokratik eğilimlere yabancı bir ülke değil'' diye devam eden Times, ''Başbakan Erdoğan'ın başarısının ardında on yıllarca Türkiye'nin otokrat ruhlu, ordu destekli elit sınıfı tarafından bir kenara itilmiş muhafazakar çoğunluğun hayallerini harekete geçirebilmesinin yattığını'' kaydediyor.

Ama şimdi Recep Tayyip Erdoğan'ın yeni bir otokrasi yaratma riski taşıdığını düşünen Times, uyarıyor:

Başbakan Erdoğan herkesin kendi dünya görüşüne göre yaşamasına izin vermeyi öğrenmeli.

Times'a göre, Türkiye'deki dinamizmin ne kadar çoğunun laik ve kentli zümrenin işleriyle güç bulduğunu ve bu zümreyi ilerleten gücün de şu anki öfkeli öğrencilerden geldiğini görememek, Erdoğan'ın sonunu getirebilir.

HÜDA PAR'ın arkasında İran mı var?

İngiltere'nin Economist dergisi Türkiye'de geçen Aralık ayında siyaset sahnesine atılan HÜDA PAR partisini mercek altına alıyor.

HÜDA PAR'ın Batman'daki merkezini ziyaret eden Economist'in ifadesiyle ''İslami değerler ve çoğunluğu Sünni 14 milyon Kürde daha geniş haklar için'' kurulan partinin Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yılmaz, ''Şeriat istiyor musunuz?'' sorusuna, ''Herşeyden önce biz Müslümanız, ama insanların ne istediğini dikkate alacağız. Ve onlar da hiç kuşkusuz Allah'ın yoluna bağlı kalacaklardır.'' diyor.

Dergi, HÜDA PAR'ın ortaya çıkışının İslamcı ve milliyetçi Kürtler arasında yeni bir hakimiyet mücadelesine yol açmasından endişe duyulduğunu ve birçoklarına göre yeni partinin Türkiye ile İran arasındaki gerginlikleri yansıtan bir boyutunun da olduğunu yazıyor.

HÜDA PAR'ın Türkiye'deki Hizbullah ile yakından bağları olduğunu bildiren Economist, Ankara'nın uzun yıllardır bu militan örgütü İran'ın maşası olmakla ve laiklik karşıtı ideolojiyi Türkiye'de yaymayaya çalışmakla suçladığını aktarıyor.

'Hizbulllah ölmedi'

1990'lı yıllarda Türkiye'deki ''derin devletin'' Hizbullah'ı PKK üyeleri ve destekçilerini öldürtmek için kullandığını yazan Economist, ancak Hizbullah'ın döktüğü kan Güneydoğu illeri dışına taşınca Ankara'nın İslamcı militanları tasfiye etmek için harekete geçtiğini ve Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu'nun 2000 yılında polisle girdiği çatışmada öldürüldüğünü hatırlatıyor.

Economist'e konuşan Batman Valisi Yılmaz Arslan, ''Hizbullah ölmedi.'' diyor. 'HÜDA PAR'la geri dönüş yaptılar.'' Vali, İran'ın HÜDA PAR'ı kullanarak Türkiye'yi ve PKK ile başlatılan barış sürecini zayıf düşürmeye çalıştığını söylüyor.

Dergi, HÜDA PAR'ın 2014 yerel seçimlerine katılacağını açıklamasından bu yana, laik duruşunu kararlı biçimde ortaya koyan PKK ile arasında bir kişinin ölümüne dek varan gerginliklerin yaşandığının altını çiziyor.

Batman'ın BDP'li Belediye Başkanı Serhat Temel de HÜDA PAR'ın arkasında Türkiye'yi karıştırmak isteyen İran'ın bulunduğu görüşünü Economist'e aktarıyor.

'İran devrimine saygılıyız'

HÜDA PAR'ın Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yılmaz ise İran'ın bir günah keçisi gibi ortaya sürüldüğünü belirtiyor. Fakat Hüseyin Yılmaz, partisinin İran devrimine saygı duyduğunu da sözlerine ekliyor.

Economist'e göre yerel seçimlerde BDP'nin sandıkları silip süpürmesi beklense de, HÜDA PAR'ın da bazı dindar Kürtleri kendi saflarına çekmesi olası görülüyor. Dergi, partinin gecikmeli olarak Kürt milliyetçiliğine kucak açmış olmasının da oylarını yükseltebileceğine dikkat çekiyor.

16 Kasım'da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanında Mesud Barzani ve Şiwan Perwer'le birlikte Diyarbakır'a yaptığı ziyareti ve burada Kürdistan kelimesini ilk defa telaffuz edişini hatırlatan Economist, BDP liderlerinin Erdoğan'ı seçimler öncesinde ucuz oy avcılığıyla suçladıklarını kaydediyor.

Fakat Economist, taraflar arasındaki karşılıklı suçlamalara rağmen, 11 aydır kesintisiz süregiden barış ortamından ayrılmayı hiçkimsenin istemediğini vurguluyor.

Derginin görüş aldığı yerel bir gazetenin sahibi Arif Arslan'ın deyişiyle ''Kürtler nihayet barışın tadına vardı. Bunu kim zedelerse, HÜDA PAR dahil, sandığa gömülecektir.''