29 Kasım İngiltere Basın Özeti

Financial Times'ta İran'ın başlıca dünya güçleriyle nükleer programı konusunda vardığı uzlaşmanın Türk ekonomisine etkisiyle ilgili bir habere yer veriliyor.

Piotr Zalewski ve Daniel Dombay'in imzasını taşıyan haberde, Cenevre'de yapılan anlaşmanın etkilerinin birkaç saat sonra Ankara'da hissedildiği belirtiliyor ve 'Çok az ülke İran'ın dünya ekonomisiyle olası yeniden bütünleşmesinin etkilerini, Tahran'la ilişkileri kötüleşen Türkiye kadar hissedecek" deniyor.

Ankara'nın uzlaşmadan önce de Tahran'la gerilimi aşmak için kendisini yeniden konumlandırdığını söyleyen gazete, Türk yetkililerin vakit kaybetmeden ekonomik ve siyasi ilişkilerle ilgili hevesli açıklamalar yaptığını belirtiyor.

'Söylem gerçeklerin ötesinde'

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Tahran ziyaretinde 'Şimdi işbirliği zamanı. Türkiye ve İran alasındaki diyalog bölgenin en önemlisidir" diye konuştuğunu hatırlatıyor. Gazete şöyle devam ediyor;

"Ancak bu söylem, gerçeklerin biraz ötesine gitmek olabilir. Çünkü Türkiye, yoğun bir ambargo rejimine maruz kalan ve nükleer programı konusunda nihai bir anlaşmaya varılana kadar da büyük ihtimalle kalacak olan bir ülkedeki ekonomik fırsatlara odaklanıyor. Ancak uzlaşmanın daha yakın vadeli bir etkisi olabilir. Washington 2011 sonunda İran petrolü satın alan üçüncü ülkeleri hedefleyen bir ambargo yasası geçirdiğinde o yıl ham petrol ihtiyacının yüzde 51'ini İran'dan karşılayan enerji fakiri Türkiye, fırtınanın merkezindeki ülkeydi. Türkiye yasadan altı aylık muafiyetler alabilmek için Tahran'dan petrol alımlarını sürekli azalttı ve geçen yıl Türkiye, ihtiyacının yüzde 39'unu İran'dan karşıladı. Şimdi anlaşmayla birlikte Türkiye muafiyet kazanmak için daha fazla indirime gitmek zorunda kalmayabilir"

İran petrolünün Amerikan dolarıyla değil, Türk lirasıyla alınması sayesinde İran'dan petrol ithalindeki artışın Türk Lirası üzerindeki baskıyı rahatlatabileceğini belirten Financial Times, İran petrolünün alternatiflerine kıyasla daha ucuz olmasının da Türkiye ekonomisinin başlıca zayıf noktası olarak görülen büyük cari açığın azaltılmasına yardımcı olabileceğini vurguluyor.

'Şüpheyi dağıtmak zor'

Ancak gazete nükleer uzlaşmanın sunduğu ekonomik imkanlara karşın, Ankara-Tahran ilişkilerini bozan şüpheyi dağıtmanın zor olacağı görüşünde. Financial Times şöyle devam ediyor;

"Suriye'daki savaş da bölgedeki mezhep gerilimini arttırdı. Türkiye çoğu topraklarına sığınan Sünni Suriyeli muhaliflere destek veriyor, Tahran ise Esad rejimine. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani gelecek ay ortalarında Türkiye'yi ziyaret edecek. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da bölgedeki bir diğer Şii güç Irak'ı ziyaret edecek . Ziyaretler, Ankara'nın Suriye krizi nedeniyle komşularıyla gerilen ilişkilerini koruma çabasının bir parçası gibi görünüyor. Bu çaba Cenevre'den çıkan sonuçla yeni bir ivme kazandı".

Guardian'da Suriyeli mülteci çocukların durumuyla ilgili tam sayfa haber dikkat çekiyor.

'Yüzbinlerce mülteci çocuk eğitim alamıyor'

Birleşmiş Milletler Mülteciler Örgütü UNCHR'ın verilerine göre ülkeden kaçan 1,1 milyon çocuğun yarısından fazlası savaşın başladığı 2011'den bu yana eğitim göremiyor.

70 binden fazla mülteci ailesinde baba yok ve ailelerin geçimlerini sağlamak için çocuklar çalışmak zorunda kalıyor.

UNCHR'ın Lübnan ve Ürdün'deki mülteciler ve yardım görevlileriyle görüşerek hazırladığı "Suriye'nin geleceği: Mülteci çocuklar krizde" başlıklı raporda bu ülkelere daha çok destek verilmesi çağrısı yapılıyor.

UNCHR'ın verilerine göre Türkiye'de de 294 bin 304 Suriyeli çocuk bulunuyor.

'Muhalifler açlıktan aslan yedi'

Times'ın dünya haberleri sayfalarında da Suriye'nin başkenti Şam'ın dış mahallelerinde abluka altında kalan Suriyeli muhaliflerin açlıktan bir hayvanat bahçesinden aldıkları bir aslanı kesip, yedikleri belirtiliyor.

El Karya el Şama Hayvanat Bahçesi'nden alındığı söylenen ve bir deri bir kemik kaldığı olduğu görülen aslanın kesim görüntülerinin muhaliflere ait internet sitelerinde görüldüğü vurgulanıyor.

Gazete Suriye Ordusu'nun Şam'ın doğusundaki Guta bölgesine uyguladığı ablukanın altı aydan uzun bir zamandır devam ettiğini söylüyor ve bölge halkının gıda kıtlığı yaşandığını anlattığını belirtiyor.

Times geçen ay da din adamlarının bölge halkının normal koşullarda yenilmesi haram sayılan kedi, köpek ve eşek gibi hayvanları yiyebileceğini bildiren bir fetva verdiğini de hatırlatıyor.

Gazete ayrıca kuşatma altındaki halkın yaprak ve baharatlarla tatlandırılan kaynamış suyla hayatta kalmaya çalıştığını söylüyor.

Angola'da 'yasaklanan İslam'

Guardian'ın ilk sayfasındaki haberlerden biri, ülkedeki çoğu caminin kapatılmasından sonra Angola'ya yöneltilen İslam'ı yasaklama suçlamalarıyla ilgili.

Angola'nın İslam'ı bir günah keçisi haline getirmekle suçlandığını yazan Guardian, Angola İslam Cemiyeti'nin son iki yılda sekiz caminin yıkıldığı ve İbadet yapanların ceza yasasına aykırı davranma riski aldığı iddialarını aktarıyor.

Guardian Angola yasalarına göre bir dini grubun yasal olarak tanınması için en az 100 bin üyesi olması ve ülkenin 18 bölgesinden en az 12'sinde mevcut olması gerektiğini belirtiyor.

Yasal tanınmayla da, okul ve ibadethane inşa etme hakkına sahip oldukları kaydediliyor. Ancak 18 milyon nüfusa sahip Angola'da sadece 90 bin Müslüman olduğu kaydediliyor.

Angola İslam Cemiyeti Başkanı David Ja, 'Angola'da İslam'ın yasaklandığını söyleyebiliriz. Dinin tanınması için en az 100 bin kişiye ihtiyaç var, aksi takdirde resmen ibadet edemiyorsunuz" diyor.

Angola'nın önde gelen siyasi eylemci ve gazetecilerinden Rafael Marques de Morais'in de halkın ülkedeki Çinli ve Portekizli işçilere karşı giderek büyüyen düşmanlığı karşısında, hükümetin bir saptırmaya ihtiyacı bulunduğunu söylüyor.

De Morais 'Hükümetin dikkat dağıtmaya ihtiyacı var. Ekonomik baskılar nedeniyle bir günah keçisi ve İslam'ın Angola kültürü ve değerlerine uygun olmadığını söylemeleri lazım. İslam'a karşı bir yasanın Angolalılar ve İslam'ı terörle eş tutan uluslararası toplumda sempati yaratacağına inanıyorlar" diyor.

Haberde Angola hükümetininse iddiaları reddettiği de vurgulanıyor.

İlgili haberler