19 Aralık İngiltere Basın Özeti

İngiltere gazetelerinde bugün de Türkiye'deki yolsuzluk operasyonuyla ilgili gelişmelere yer veriliyor.

Guardian'ın iç sayfalarında yer alan haberin başlığında "Erdoğan karşı saldırıya geçti" ifadeleri var. İstanbul Emniyeti'ndeki polis şeflerinin görevden alındığına dikkat çekilen haberde, Başbakan Erdoğan'ın yolsuzluk soruşturmasını "kirli bir operasyon" olarak nitelendirdiği de aktarılıyor. Erdoğan'ın polis şeflerinin görevlerini suistimal ettikleri gerekçesiyle görevden alındıkları ve Emniyet'teki değişikliklerle ilgili olarak, "Bu çok daha farklı illere sıçrayabilir" demesi de haberde yer buluyor. Haberde, operasyon kapsamında, İçişleri Bakanı Muammer Güler'in oğlu Barış Güler'in evinde çelik kasalarda büyük meblağda paranın ve bir para sayma makinesinin bulunduğu da aktarılıyor. Polis şeflerinin görevden alınması konusunun ise birçok çevre tarafından soruşturmaya müdahale olarak nitelendirildiği ve bu nedenle eleştirildiği yazılıyor. Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç'ın soruşturmaya müdahale edilmeyeceği yönündeki açıklamalarının da aktarıldığı haberde, Türkiye medyasında yer alan ve iki gün içerisinde kabinede büüyk bir değişikliğe gidilebileceği yönündeki bilgilere de yer veriliyor. Haber şöyle son buluyor: "Arınç, temiz olarak nitelendirdiği Gülen hareketini hedef almak istemediğini vurguladı. Ancak bu olaydan kimlerin sorumlu olduğunu bulmak için hükümetin elinden geleni yapacağını da ekledi. Türkiye'deki siyasi elit içindeki kavga bitmiş olmaktan çok uzak." Times'da yer alan haberde de dünkü gelişmeler ayrıntılarıyla aktarılıyor. Guardian'daki bilgilere ek olarak, muhalefet partisinden Başbakan Erdoğan'a istifa çağrılarının yapıldığına da yer veriliyor. Financial Times da Türkiye'deki gelişmeleri ele alan gazeteler arasında. Gazetede, konuyla ilgili ayrıntılı bir haberin yanı sıra Ankara muhabiri Daniel Dombey'in bir analiz yazısı da var. Dombey, AKP ile Gülen hareketinin benzer şekilde dindar temelleri olmasına karşın kökenlerinin çok farklı olduğunu, bir dönem kendilerini "mantık evliliği" yapmaya götüren ortak düşmanlarının (orduyu kastediyor) ise artık etkisini yitirdiğini yazıyor. AKP'nin 2002'de seçimleri kazanmasının ardından bürokraside etkin olan Gülencilerden destek aradığını; 2007'de ordudan gelen tehdide ve 2008'de de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılma riskine karşı mücadele ettiğini yazan Daniel Dombey, Ergenekon ve Balyoz davalarının arka planında bu gelişmelerin yattığını hatırlatıyor. Bu davalar neticesinde hükümetin ordu ya da diğer cephelerden gelecek tehditleri savuşturma yolunda kaydadeğer yol aldığını yazan Dombey, "davaların kazandığı başarının, özellikle de 2011'den sonra, AKP-Gülen eksenini baskı altına aldığını, her iki tarafın da diğerinin çok güçlenmesinden şikayet ettiğini" savunuyor. Gülen hareketinin hem Erdoğan hem de AKP'yle köprüleri attığını yazan Dombey, Erdoğan'ın da Gülencileri bürokrasiden temizlemek istediğini gizlemediğini belirtiyor. Dombey, "Türkiye'nin eski laik elitine gelince, iki hasım arasındaki kavgayı yalnızca birer gözlemci olarak izliyorlar. İçlerinden biri, 'Alien Predator'e Karşı' filmini izlemek gibi bir durum. Kimi tutmam gerektiğini bilmiyorum' diyor." cümleleriyle yazısını noktalıyor.

Fed'den beklenen açıklama

Financial Times'ın manşetinde ise Amerikan Merkez Bankası Fed'in tahvil alımlarını kademeli olarak azaltacağı yönündeki açıklaması var. Aylık tahvil alımlarının 85 milyar dolardan 75 milyar dolara çekilmesine karar verildiğini aktaran gazete, bunun Fed'in tarihi mali teşvik dönemine son verecek ilk adım olduğunu yazıyor. Fed'in ayrıca, işsizlik oranları yüzde 6,5'in altına düşünceye dek faiz oranlarının da sıfıra yakın düzeylerde kalmasını öngördüğü belirtiliyor. Guardian'ın konuyla ilgili haberinde New York Üniversitesi'nden ekonomi profesörü Mark Gertler'in görüşlerine yer veriliyor. Gertler, birçok kişi gibi Fed Başkanı Bernanke'nin de ekonomik krizi öngöremediğini, ancak krizle mücadele için en donanımlı isimlerden biri olduğunu söylüyor. Gertler, "Kriz bir kere vurduğunda, Bernanke'nin tepkisi hızlıydı ve korkunç bir ekonomik iflası önledi." diyor.

Af Örgütü Türkiye'yi uyardı

Times gazetesinin dünya haberleri sayfasında, Uluslararası Af Örgütü'nün Suriye'yle ilgili raporuna yer veriliyor. Örgüt, kendilerine aktarılan tanıklıklara dayanarak hazırladığı raporda, El Kaide'ye bağlı grupların Suriye'de sekiz yaşındaki çocuklara işkence ettiklerini, yan hücrelerde bulunan akrabalarına ise işkence seslerini dinlettiklerini yazıyor. Raporda ayrıca Türkiye'ye El Kaide'ye bağlı Irak ve Suriye'de İslam Devleti (ISİD) örgütüne destek vermeyi bırakması, sınır ötesine silah akışını durdurması çağrısı yapılıyor. Uluslararası Af Örgütü, Körfez ülkelerine de ISİD'e para aktarmaktan vazgeçmeleri çağrısında bulunuyor.

Pussy Riot'a af

Rusya'da parlamentonun aldığı af kararı da bugün İngiltere gazetelerinde geniş yer bulan konular arasında... Haberi ilk sayfasından gören Guardian, önümüzdeki günlerde punk grubu Pussy Riot'un halen tutuklu bulunan üyelerinin önümüzdeki günlerde salıverileceklerini, Greenpeace'in Arctic 30 grubunun da Noel tatilini evde geçirebileceklerini yazıyor. Pussy Riot üyelerinin dine hakaret suçlamasıyla çarptırıldıkları iki yıl hapis cezasını çektiklerini, Greenpeace eylemcilerinin de halen St. Petersburg'da yargı önüne çıkmayı beklediklerini yazan Guardian, af kararının ilk kez suç işleyenleri, reşit olmayan suçluları ve küçük çocuğu olan kadınları kapsadığını aktarıyor. Gazetenin iç sayfalarında yer alan, yine konuyla ilgili bir diğer haberde de af kararının gelecek yıl Rusya'nın Sochi kentinde yapılacak olan Kış Olimpiyatları'nın boykot edilmesi riskini de ortadan kaldıracağına işaret ediliyor.

NSA'ye 'yöntemlerine son ver' uyarısı

Guardian'ın manşetinde ise Amerikan Ulusal Güvenlik Kurumu NSA'yle ilgili olarak Beyaz Saray'a bağlı bir komisyonun hazırladığı rapor var. ABD Başkanı Obama için hazırlanan 300 sayfalık raporda, NSA'in kitlesel telefon izleme yöntemlerine son vermesi ve örgütün casusluk faaliyetlerinin sınırlanması gerektiği tavsiyesinde bulunuluyor. Haberde, geçtiğimiz hafta bir mahkemenin NSA'in faaliyetlerinin anayasanın ihlali anlamına gelebileceği yönündeki hükmü de hatırlatılıyor.

En ünlü tren soyguncusu

Dünya genelinde üne sahip efsanevi tren soyguncusu Ronnie Biggs'in 84 yaşında hayatını kaybetmesi de İngiliz gazetelerinde geniş yer buluyor. Daily Telegraph, Biggs'in İngiliz adaletinden 36 yıl boyunca kaçmayı başardığını, Avustralya ve Brezilya'ya göç ettiğini, hayatının son günlerini ise Londra'daki bir huzur evinde geçirdiğini ayrıntılarıyla yazıyor. Gazetenin haberinde şu bilgilere yer veriliyor: "Ronnie Biggs, iş ortağı Bruce Reynolds'la 1963 yılında Glasgow-Euston seferini yapan bir trende 2,6 milyon sterlinlik bir soygun gerçekleştirmişti. Bu, bugünün parasıyla 40 milyon sterline denk düşüyor. Biggs, soygunun ardından yakalanmış, hapis cezasına çarptırılmış ancak 15 ay sonra ipten bir merdivenle hapishane duvarlarını aşarak kaçmayı başarmıştı. Önce Avustralya'ya ardından da Brezilya'ya kaçan Ronnie Biggs, 36 yıl sonra, 2001 yılında İngiltere'ye dönmüş, sekiz yıl hapis yattıktan sonra salıverilmişti. Ronnie Biggs'in Sex Pistols'la kaydettiği No One is Innocent (Kimse masum değil) adlı bir şarkısı da bulunuyor."

İlgili haberler