6 Şubat İngiltere Basın Özeti

Telif hakkı BBC World Service

İngiltere gazetelerinde, bugün başlayan Kış Olimpiyatları, İran’ın nükleer programı konusundaki uzlaşma arayışları ve Bangladeşli tekstil işçilerinin insanlık dışı çalışma koşulları dikkat çeken haber ve yorum konuları arasında.

Guardian’ın manşetindne, dünya çapında tanınan 200’den fazla yazarın, Rusya’da eşcinsellere yönelik baskıları ve ‘kutsal şeylere hakaret’ adı altında yürürlüğe sokulan yasaların ifade özgürlüğünü engellemesini protesto için imza attıkları mektup yer alıyor.

30’dan fazla ülkeden; Günter Grass, Salman Rüşdi, Margaret Atwood, Jonathan Franzen gibi imzacı yazarlar arasında Türkiye’den Orhan Pamuk ve Elif Şafak da bulunuyor.

İngiliz yazar Neil Gaiman, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in eleştirildiği mektupla ilgili olarak şöyle diyor:

“İfade özgürlüğünün; konuşma, yazma, tartışma, farklı görüşte olma özgürlüğünün, insan olarak sahip olduğumuz en önemli özgürlük olduğuna inanıyorum. Bunun Rusya’da bastırılıyor olduğunu görmekten nefret ediyorum. Sizi gücendiren konuşma ve yazılara karşı çözümünüz, sıra size geldiğinde onlara karşı konuşmak ve yazmaktır; onları suç haline getirmek veya yok etmeye çalışmak değil.”

“Gey kişiler veya eşcinsellik konuları hakkında olumlu yazılar yazanları suçlu haline getirmek veya kilise hakkında olumsuz yazanları hakaret suçlusu olarak göstermek; bunların hepsi görüş alışverişine meydan vermemek, muhalifleri ve hikayelerini yeraltına itmektir. Bay Putin’in açık mektubu okuyacağını umuyorum; izlediği yolu değiştireceğini umuyorum.”

Ünlü Rus yazar Lyudmila Ulitskaya da Guardian için yazdığı yorum yazısında, “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört” romanının yazarı George Orwell’a gönderme yaparak, “Bugünün Rusyası Orwell’dan kayıp bir bölüm gibi” diyor.

Bugün başlayacak Kış Olimpiyat Oyunları’nın yapılacağı Soçi kentinde bulunan Guardian muhabiri Owen Gibson ise haberinde, milyarlarca dolarlık inşaat ve hazırlık harcamalarında yolsuzluklar olduğu iddialarını aktarıyor.

Birçok ülke liderinin Rusya’da özgürlüklerin kısıtlanmasını gerekçe göstererek açılış törenine katılmayacağını belirten Shaun Walker ise şöyle yazıyor:

“Barack Obama, David Cameron ve Angela Merkel yarın Kış Olimpiyatları’nın açılış töreninin yapılacağı stadyumda olmayacak ama Vladimir Putin’e hiç olmazsa Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Japon Başbakanı Şinzo Abe ve Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon eşlik edecek.”

Independent muhabiri Robin Scott-Elliot da, “Gün Soçi’nin ama fazla yakından bakmayın” başlıklı haberinde, 50 milyar doların üstünde yapılan harcamaların sonunda beklenen tabloya ulaşılamadığını vurguluyor:

“Etkinlik yerlerinin ve otellerin etrafında apar topar dikilen ağaçlar, dik durmaları için iple bağlanmış. Havalimanında Coca-Cola amigoları gelenleri alkışlarken, dışarıda işçiler aceleyle ‘Soçi 2014’ posterlerini astıyordu. Dağlarda, kamyonlar depolardan yamaçlara kar taşıyor…”

Scott-Elliot diğer yandan da, “Eğer bu oyunlar da diğerleri gibi olursa, gerçekten başladıklarında politika eriyip gidecektir” diye ekliyor.

Independent’ın bir başka haberinde ise, Norveç Sağlık Bakanı Bent Hoie’nin eşcinsel evliliği yaptığı eşi Dag Terje Solvang’ı, gey-lezbiyen kişilere baskı kurulduğu gerekçesiyle eleştirilen Rusya’ya götürmesine dikkat çekiliyor.

Times’ın haberinde de, Putin’in bir “kumar” oynadığı belirtilerek, Soçi 2014’ün Pekin ve Londra’da düzenlenen organizasyondan kat be kat fazla bir masrafa mal olduğuna dikkat çekiliyor.

Kerry’e övgü

Independent gazetesinin başyazısında, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin faaliyetleri mercek altına alınıyor.

“Girişken Adam” başlıklı yazıda, Kerry’nin Suriye, İran ve Filistin-İsrail anlaşmazlığı gibi üç önemli cephede yoğun faaliyet gösterdiğine dikkat çekiliyor.

“Peki ABD yeterince onun arkasında mı?” sorusunun ortaya atıldığı başyazıda, bu üç konudan birinde bile başarı sağlaması halinde Kerry’nin selefleri arasında olan Henry Kissinger ve James Baker gibi tarihe geçebileceği öngörüsünde bulunuyor Independent.

İran ile müzakereler

Aynı gazetenin dünya sayfalarındaki bir haberde ise Tahran’dan bildiren Jason Rezian, İran İslam Cumhuriyeti rejimi içindeki sertlik yanlılarının nükleer program konusunda Batı ile uzlaşmaya yanaşmadıklarını belirtiyor.

Haberde, din adamı ve Meclis Dış Politika Komisyonu üyesi Vahid Ahmedi’nin şu sözleri aktarılıyor: “Batı, kendi yarattığı bu meselenin çözümü yönünde hiçbir ciddi niyet göstermiyor. Taahhütlerimize bağlı kalmakla birlikte, nükleer kazanımlarımızı korumak üzerine kurulu kırmızı çizgimizi geçmeyeceğiz.”

Telgraph’ta yer alan bir haberde de, ABD’li bakan Kerry’nin, ekonomik yaptırımların gevşetildiği İran’a onlarca Fransız şirketinin çıkarma yapmasıyla ilgili olarak Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius’u arayarak uyardığı belirtiliyor.

Haberde, ‘ılımlı’ olarak görülen İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile Batılı ülkelerin, atom bombası yapımının yolunu açabileceği iddia edilen nükleer program konusundaki müzakerelerin 2 hafta sonra yeniden başlayacağı hatırlatılıyor.

Fransa tarafı ise 116 kişilik heyetin, Fransa hükümeti tarafından değil, Fransız şirketlerinin kendi organizasyonu ile Tahran’a gittiklerini savunuyor.

Bangladeşli işçilerin durumu

Bangladeş’te 24 Nisan 2013’te Batılı ülke pazarları için tekstil ürünleri üretilen Rana Plaza fabrikasının çökmesi sonucu 1300’den fazla işçi ve çalışan hayatını kaybetmişti.

Guardian’da yer alan haberde, dünya çapında yankı uyandıran olayın ardından verilen sözlere rağmen, Bangladeşli işçilerin aynı insanlık dışı koşullarda çalıştırıldığı anlatılıyor.

ITV televizyon kanalında yayımlanacak bir belgesele dayandırılan habere göre, 13 yaşında çocuklar bile kaba dayak altında çalışıyor, genç kız çocukları taciz ediliyor ve işçiler bazen günlerce eve gitmeden çalışmaya zorlanıyor. Ortalama taban ücret ise aylık 100 lira civarında.

1500 civarında fabrikadaki ürünleri müşterilere ulaştıran 150 civarındaki perakende firması, çalışma koşullarının denetlenmesi için bir anlaşmaya varmıştı.

Fakat belgeseldeki gizli kamera çekimlerine göre, ya müfettişler fabrikalara hiç uğramıyor ya da işçiler çalışma koşullarını anlatmamaları için müdürler tarafından tehdit ediliyor.

İlgili haberler