10 Şubat İngiltere Basın Özeti

Telif hakkı BBC World Service

Türkiye'de AKP hükümeti ve Gülen Cemaati arasındaki gerilim Guardian'da "Türk polisi Başbakan ve eski müttefiki arasındaki kavgaya yakalandı" başlıklı tam sayfa bir haberle ele alınıyor.

Guardian'ın İstanbul Muhabiri Constanze Lech'in imzasını taşıyan haber, "Türker Yılmaz sistemin nasıl işlediğini fark ettiğinde polis okulundaki eğitimine yeni başlamıştı. İyi işler, daha iyi maaş, terfi fırsatları hep Pennsylvania'da üslenmiş müphem bir İslami gruba adanmışlığa bağlıydı" satırlarıyla başlıyor.

'Kapılıp gidiyorsunuz'

Daha sonra haberde adı değiştirilerek Türker Yılmaz denen polis yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

"Her yeni öğrencinin fişleri, birden beşe kadar puanları vardı. Beş puanlıklar, namaz kılan, oruç tutan ve hiç alkol almayanlardı. Her şey polis okulunda başlıyor. Bana bir kere geldiler 'hayır' dedim. Ama çok ustalardı. Bir gün bir arkadaşım, başka bir arkadaşın evine kahvaltıya, belli bir kitabı okumak için bir akşam yemeğine çağırdı. Okulda çok az paranız oluyor. Hayatınızı kolaylaştırmak için bazı şeyler yapıyorlar. Bedava yemek, bedava barınma gibi. İçlerine girdiğinizde hayatınızı düzenliyorlar, kapılıp gidiyorsunuz. Okuldan mezun olduğunuzda da istediğiniz birimde başlayabiliyorsunuz."

'Gülen siyasetin belirleyicisi'

"Yaşlı din adamının gücü ve nüfuzu Türk siyasetinin belirleyicisi" diyen Guardian, Erdoğan'ın geçmişte partisinin önemli bir müttefiki olan Gülen'e, hükümeti, en yakın çalışma arkadaşlarını ve ailesini içine alan yolsuzluk skandalının geçen Aralık'ta patlamasından bu yana savaş açtığını anlatıyor.

Erdoğan'ın binlerce polisin ve soruşturmaları yürüten savcıların görev yerini değiştirerek sert bir yanıt verdiğini söyleyen gazete, başbakanın geçen ay da AB liderlerine Gülen’le savaşın siyasi bir ölüm kalım mücadelesi olduğunu anlattığını yazıyor.

Üst düzey bir AB yetkilisinin de Erdoğan için söylediği "Paralel devlet adını verdiği oluşumu öldürme saplantısıyla doluydu" sözlerine yer veriliyor.

"Türkiye'de Gülen hareketinin yargı ve güvenlik kurumlarında hesap sorulamayan bir nüfuz elde ettiği uzun süredir konuşuluyordu. Ahmet Şık ve eski polis müdürü Hanefi Avcı cemaatle ilgili kitap yazdıkları için hapse atıldı. Ama bunlar Erdoğan ve Gülen müttefikken oldu." diyen Guardian polis Yılmaz'ın şu sözlerini de kullanıyor: "Birine istihbarat şubesine nasıl girmeyi başardın? Diye sorduğumda 'Dua ettim ve girdim' derlerdi. Altı dil konuşan, sınıf birincisi arkadaşlarımız vardı ve karakol nöbeti bekliyorlardı. Çok daha az kalifiye olanlar üst düzey görevleri aldı çünkü Gülencilerle bağlantıları vardı"

Gazete şöyle devam ediyor;

"Türkiye ve ülke dışında Erdoğan yönetimine yönelik yolsuzluk iddialarının Gülen'den kaynaklandığı ve hareketin hâkim olduğu istihbaratın kalitesi nedeniyle iddiaların içinin boş olmadığı düşünülüyor. Erdoğan sadece Gülen'i yok etmeye değil, yolsuzluk iddialarının üzerini örtmeye çalışıyor gibi de görülüyor.

'Ölüm ve sıtma arasında seçim'

Guardian'da gazeteci Ahmet Şık'ın , "Gerçek bir cadı avı yürütülüyor. Büyük bir yolsuzluk da var. Ancak yolsuzluklara karşı soruşturmalar da demokrasi ve yargı prensiplerini ihlal ediyor. Ölüm ve sıtma arasındaki bir seçim bu" şeklindeki sözlerine de yer veriliyor.

Yedi yıldır İstanbul Polisi'nde görev yaptığını belirten ve yine haberde ismi değiştirilen Oğuz Gün de diğer polis Türker Yılmaz gibi, Erdoğan'ın poliste yaptığı görevden almaların bir benzerinin daha sessiz bir şekilde yıllardır sürdüğünü söylüyor.

Gün sadece geçen dört yılda onbinlerce polisin soruşturma geçirdiğini söylüyor. Gün, "Gülen hareketine karşı olduğundan şüphelenilenlere uydurma disiplin suçları yöneltiliyor, kötü yörelere gönderiliyor ve hatta meslekten attırıyorlardı. Bugün gördüğümüz görevden almalar yeni değil. Sadece şimdi karşı tarafı vurdular" diyor.

Times gazetesi bugünkü manşetinde 'Batı'nın Türkiye-Suriye sınırından kaynaklanan yeni bir terör saldırısı tehdidiyle karşı karşıya olduğunu' yazıyor.

Gazete, dünyanın önde gelen istihbarat kuruluşlarının Türkiye-Suriye sınırını Batı'ya karşı bir sonraki ölümcül saldırının kaynaklanabileceği yer olarak gördüğünü belirtiyor.

Türkiye-Suriye sınırından 'terör tehdidi'

Times 900 kilometreden uzun sınırın ABD, İngiltere ve Avrupa'ya yönelik büyük bir güvenlik tehdidi olarak görüldüğünden, sınırın CIA, MI6 ve diğer Avrupalı istihbarat servislerinin ajanlarıyla dolu olduğunu belirtiyor.

Gazeteye bilgi veren İngiliz yetkililer sınırı gözlemlemek için yürütülen istihbarat operasyonu ve bilgi paylaşım seviyesinin görülmemiş düzeylerde olduğunu söylüyor.

Haberde Suriye'de eğitim gören İngiliz, Amerikalı, Alman ve Fransızların ülkelerine döndüklerinde kendileriyle birlikte terör tekniklerini de ithal etmelerinden kaygı duyulduğu vurgulanıyor.

İngiliz yetkililer İngiliz istihbarat kurumu MI6'in Suriye'ye geçmeden önce ucuz uçak biletleriyle Türkiye'ye ya da diğer Avrupa ülkelerine giden İngilizleri gözlem altına aldığını belirtiyor.

'Easyjet ile cihat'

Gazeteye bilgi veren Ankara'daki Batılı bir diplomatik kaynak Suriye'de savaşan yüzlerce Avrupalının ülkelerine döndüğünü söylüyor ve "Bu Easy Jet ile cihat gibi bir şey" diyor.

Türkiye-Suriye sınırındaki durum, gazetenin dünya haberleri sayfalarında da bir başka açıdan haberleştirilmiş. "Cihatçılar Suriye'deki savaşa katılmak için yardım kuruluşlarını paravan olarak kullanıyor" başlıklı haberde kaynak İngiliz yetkililer. Adı açıklanmayan yetkililer, Suriye'ye yardım yaptıklarını söyleyen bazı kuruluşların aslında Kuzey Suriye'deki aşırılık yanlısı grupların paravanı olduğunu söylüyorlar. Haber şöyle devam ediyor:

"Geçen Haziran'da Azaz'ın kuzeyindeki Bab el Salama kapısında Türkiye'ye geçmek bekleyen bir grup, üzerlerinde tanınmış bir yerel yardım kuruluşunun yelekleri bulunan 20'den fazla gencin bir otobüsle geçtiğini gördüler. Gençler otobüsten indi ve Türk gümrüğünü sivillerin önünde geçip Suriye'ye ayak bastılar. Suriye topraklarına geçer geçmez de üzerlerindeki yelekleri atıp tekbir getirdiler"

'Türkiye gözlerini açtı'

Yardım kuruluşlarıyla ilgili bilgilerin sınırda batılı istihbaratçıların çalışmasıyla ortaya çıktığını belirten gazete, "Türkiye'nin güneyine yerleşip, buradan Suriye'ye silah, para ve savaşçı gönderen aşırılık yanlılarının oluşturduğu tehdide gözlerini açan Ankara'nın tutumundaki değişikliğin de" rol oynadığını vurguluyor.

Haber şöyle devam ediyor;

Türkiye Suriye'deki iç savaşın ilk iki yılında ülkenin güneyinde üsler kuran El Kaide bağlantılı gruplara gözlerini kapattı. Türkiye ayrıca isyancılara silah sağlamakla da suçlanıyor, ancak Ankara bu iddiaları reddediyordu. Ama Şam yönetimi ülkenin kuzeydoğusu ve ülkenin en büyük kenti Halep'in bir kısmında kontrolü kaybederken, denetimi IŞİD örgütü aldı. Son bir kaç haftadır Türk yetkililer Suriye sınırındaki güvenliği büyük ölçüde arttırdı. Diplomatik kaynaklar Batı'nın yoğun baskısının ardından Türkiye'nin geçtiğimiz günlerde sınırın öte yanındaki yabancı savaşçıların potansiyel tehdidi ciddiye almaya başladığını söylüyor."

Times'ın haberinde yerel yetkililerin Suriye'de savaşmak üzere Adana, Antakya ve Gaziantep'e inen ucuz uçaklarla bölgeye giden cihatçılara karşı göz yummaktan daha fazlasını yaptıkları suçlaması da yer alıyor. Haberde, "Bu yetkililer cihatçıların İslami yardım kuruluşları tarafından desteklenmesine ve sınırdan kolayca geçirmelerine izin verdi" deniyor.

Times'ın haberinde görüşlerine yer verilen CHP Hatay İl Başkanı Servet Mullaoğlu "Bu hükümet Suriye'ye giden cihatçılara, para, barınma ve Suriye'ye güvenli bir geçiş sağlıyor" diyor.

İlgili haberler