11 Şubat İngiltere Basın Özeti

Telif hakkı BBC World Service

İngiltere basını Kıbrıs'ta taraflar arasında iki yıllık aradan sonra bugün başlayacak görüşmelere geniş yer ayırıyor.

Guardian'da Helena Smith imzasıyla yayımlanan analiz yazısında görüşmelerle birlikte her iki tarafta şüphelerin dile getirildiğini, üstelik birlikte yaşama dair hiçbir hatırası olmayan iki kuşak yetiştiğini söylüyor. Ancak Smith'e göre bu kez durum farklı olabilir. Dikkat çeken satırlar şöyle;

Petrol ve doğalgaz faktörü

Olayların gelişimi, on yıl önce adadaki kavgalı topluluklar farklılıklarını gidermeye en çok yaklaştığında akla bile gelmeyecek şeyler, tahmin edilemeyecek bir umut ortamı yarattı. Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nicos Anastasiades Türk lider Derviş Eroğlu'yla buluştuğunda meselenin Afrodit'in adasında barıştan daha büyük olduğunu bilecek. Ankara, Atina ve Lefkoşa'da yetkililer Doğu Akdeniz'de keşfedilen geniş petrol ve doğalgaz yataklarının meseleyi tamamen değiştiren ve uzlaşmayı daha acil bir hale getiren bir unsur olarak tanımlıyor. Görüşmelerin yeniden başlatılmasında beklenmeyecek derecede aktif bir rol oynayan Washington, bölgedeki yataklarının sadece Kıbrıs'ta değil, İsrail ve Türkiye arasında bölgesel istikrar olmadan çıkartılamayacağı açıkça görülünce ağırlığını koydu."

Rum lider Anastasiades'in 'asıl zor işin' şimdi başladığını itiraf ettiğini belirten yazar, Kıbrıslı Rum yetkililerin Türkiye'de 'büyük bir değişimden' bahsettiğini ve petrol ve doğalgaz yataklarının sınırötesi işbirliğini geliştirebileceğine dair güvenden bahsettiklerini söylüyor.

Yazar şöyle devam ediyor;

"Uzmanlar Türkiye'nin eleştirilerin hedefindeki lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın özellikle skandallara bulaşmış hükümeti ateş altındayken ve Mart'taki seçimlerle daha önce görülmemiş bir baskı altına girerken bir dış politika başarısını memnuniyetle karşılayacağını söylüyor. Anastasiades barış şansını bir 'kazan kazan durumu' olarak niteliyor. 'Kıbrıs'ın uluslararası arenada tanınan güney kesimi 1974'ten bu yanaki en büyük mali krizini yaşar, Kıbrıslı Türkler de giderek artan oranda tecrit olup, yoksullaşırken daha iyi bir zaman olamazdı' diyor."

AB süreci ve doğalgaz

Financial Times da Doğu Akdeniz'deki petrol ve doğalgaz keşfinin nihai uzlaşmayı daha olası kıldığını yazıyor. Haberde görüşlerine yer verilen Yunan uzman Philippos Savides, "Kıbrıs'ta bankaların çöküşü ve kurtarma kredileri toplumu çok kötü sarstı. Şimdi daha çok insan çözümün yeniden inşa ve doğalgazın çıkartılmasına dayalı ekonomik büyümenin katalizörü olacağını düşünüyor" diyor.

Haber şöyle devam ediyor;

Kıbrıs'ta ilerleme kaydedilmesi Ankara AB'ye üyeliğine yeniden odaklanmış ve İsrail'den doğalgaz satın alabileceğini açıklamışken, Kıbrıslı Türker’in arkasındaki bölgesel güç Türkiye için de çok önemli. Şu anda iki mesele de Kıbrıs sorunu yüzünden karmaşıklaşıyor. 35 müzakere başlığının 14'ü Kıbrıs sorunu yüzünden açılamıyor. İsrail ve Türkiye arasındaki bir doğalgaz boru hattı da mantıken Kıbrıs karasularından geçiyor ve bu hatta Kıbrıs'ın kendi ürettiği gaz da bağlanabilir."

Financial Times'a konuşan bir Türk yetkili de, "Çözüm olursa 14 başlığın tümün açabiliriz, onlar da Türkiye'ye gaz gönderebilir. Uzlaşmanın çok sayıda olumlu yanı var. Kıbrıslı Rumlar da ekonomileri için olumlu bir sonuca ihtiyaç duyuyor" diyor. Yetkili ayrıca ortak açıklamanın ilerleyen aylarda bir uzlaşmaya dönüşebileceğini, tarafların bu metinde 'zorlu meseleler üzerinde" uzlaştığını vurguluyor.

'İsviçre kendine zarar verdi'

İsviçre'de göçmen sayısına önemli oranda sınırlama getirecek ve Avrupa Birliği'yle kişilerin serbest dolaşımına ilişkin anlaşmayı sona erdirecek yasal düzenleme hafta sonundaki referandumda az farkla kabul edilmişti.

Uluslararası ilişkilerde tarafsızlık politikası uygulayan İsviçre, Avrupa Birliği üyesi değil. Ancak bu ülke, Avrupa Birliği politikalarının birçoğunu benimsemiş durumda.

İsviçre'deki referanduma geniş yer ayıran İngiltere basını, bu oylama nedeniyle İsviçre'nin başının ağrıyacağı görüşünde. Konuya başyazılarından birini ayıran Times AB ülkelerinden göçe getirilen kısıtlamanın ülke ekonomisine ve girişimciliğe zarar vereceği görüşünde. Dikkat çeken satırlar şöyle;

Dünyanın en hoşgörülü, en varlıklı demokrasilerinden birinde oy verenler kendilerine zarar vermeyi seçti. Kotaların çekiciliği yüzeyseldir. İsviçre'de işsizlik oranları yüzde 3,2, Avrupa Birliği ortalamasıysa iki haneliyken İsviçre'nin işçi ithal etmesi anlamsız gibi görünüyor. Ama bu 500 milyon tüketiciden oluşan ve İsviçre dahil tüm kıtanın yararına olan Avrupa ortak pazarını çok dar bir açıdan görmek. İsviçre'nin ihraç ürünlerinin yüzde 56'sı AB'ye gidiyor, ithalatının da yüzde 75'ini AB ülkelerinden yapıyor. İsviçre ekonomisi yabancı işçilere de bağımlı. Ülkedeki sekiz milyon kişinin beşte biri yabancı. AB'de yanlış giden pekçok şey var ve yakın entegrasyon politikası demokratik meşruiyetten uzak. İsviçre'deki oylama ülkenin refahına zarar verecek ve aynı zamanda tüketicilerin aleyhine gücü bürokratlara verecek. Bu kötü bir emsal"

İlgili haberler