24 Şubat İngiltere Basın Özeti

Telif hakkı BBC World Service

Times gazetesi, Avrupa Birliği'nin "Erdoğan hükümetinin otokrasiye yönelmeye başladığı kaygıları" nedeniyle Türkiye'nin üyelik sürecini dondurabileceğini yazdı.

Uzun bir süredir Türkiye'nin AB üyeliğini destekleyen Avrupa Parlamentosu'nun İngiliz üyelerinden Andrew Duff gazeteye demecinde, "Şu anda gerçek bir katılım süreci varmış gibi yapmak maskaralıktan başka bir şey değil. (Süreç)Sonbahar'da askıya alınmazsa sürpriz olur" dedi.

MİT'in yetkilerini artıran yasa tasarısı ve Meclis'ten geçen Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yasasına gönderme yapan gazetenin haberinde, şöyle deniyor:

"Müzakereleri sonlandırma baskısı Ankara'nın Batılı müttefiklerinin özgürlükleri kısıtlayan ve Erdoğan'a yeni yetkiler veren yasal düzenlemelere karşı artan kaygılarını ifade etmeye başladığı bir döneme rastlıyor."

'Ekim'de görüşmeler askıya alıbabilir'

Gazeteye göre 5 Mart'ta AB Dışişleri Bakanları Komisyonu, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Komisyonu'nu Türkiye İlerleme Raporu'nda Ankara'nın birliğe katılımının yerinde olup olmadığını gözden geçirmeye çağıran bir değişiklik önergesini oylayacak.

Değişiklik önergesinde, parlamento ve komisyona "Türkiye için tam üyelik dışında bir alternatifin en azından orta vadede daha uygun olup olmadığını" değerlendirmesi isteniyor.

Times haberinde katılım sürecinin demokratik ilkelerin ihlali durumda askıya alınabileceğini belirtiyor.

Avrupa Parlamentosu milletvekili Andrew Duff da "Bence Türkiye Kopenhag kriterlerini bizim bir sonuca varmamızı sağlayacak kadar bir süre ve derecede ihlal etti" dedi ve AB Komisyonu üyelerinin atanacağı Ekim'de katılım sürecinin askıya alınabileceğini söyledi.

Gazeteye göre Duff, Avrupa Parlamentosu'nda "Türkiye fobisi" olan milletvekillerine şimdi Ankara'nın eski destekçilerinin de katılarak "Erdoğan ortadan kayboluncaya ya da AKP içindeki ılımlılar tarafından sınırlandırılıncaya kadar müzakerelerin durdurulması çağrısında bulunduğunu belirtti.

'Ukrayna'da gözler Putin'de'

Guardian Ukrayna'da Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç'in Meclis tarafından azledilmesi ve yerine geçici olarak Meclis Başkanı'nın atanmasından sonra gözlerin Rusya'ya çevrildiğini belirtiyor.

Haberde, Batılı hükümetlerin, hafta sonu yapılan "devrimin" ardından Ukrayna'ya para, destek ve muhtemel AB üyeliği taahhüdünde bulunurken diğer taraftan kaygılı bir şekilde Rusya'nın tepkisini beklediği aktarılıyor, krizde kaybeden tarafın Rusya olduğu belirtiliyor.

Gazete, Ukrayna'nın sınır komşusu olması, Doğu ve Güney'de Rusya'ya duyulan yakınlık ve ülkenin Rus doğal gazına bağımlılığı nedeniyle Moskova'nın Ukrayna'ya "büyük zarar verme potansiyeli" bulunduğunu kaydediyor.

Guardian, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama'nın Ulusal Güvenlik Danışmanı Susan Rice'ın Moskova'nın Rusya'ya asker göndermesi halinde "vahim bir hata yapacağı" uyarısında bulunduğuna dikkat çekiyor.

Daily Telegraph gazetesi de, manşetinde dünyanın gözünün Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin'in üzerinde olduğunu belirtiyor.

Gazete, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un Ukraynalı muhalifleri, Cuma günü Yanukoviç'le yapılan anlaşmayı çiğnemekle suçladığını anımsatıyor.

Daily Telegraph başyazısında, Rusya'nın Ukrayna'ya askeri müdahale olasılığının dışlanamayacağını Putin'in Batı'yla bu tür bir jeopolitik mücadeleyi kişisel prestij meselesi olarak gördüğünü kaydediyor ve Batı'nın Kiev'e elinden gelen desteği vermesi gerektiğini vurguluyor.

'Batı Ukrayna'ya yardım etmeli'

Yazıda şöyle deniyor:

"Batılı liderler, Ukrayna'da işleyen bir ekonomi yaratılması için her şeyi yapmalı. Böylece Ukrayna'nın kurumlarının yolsuzluk ve dış müdahaleye açık olmaması sağlanabilir. Avrupa Birliği son yıllarda çaresizce uluslararası krizlere müdahale etti özellikle de Euro bölgesindeki borç krizine. Fakat AB, Ukrayna'daki krizi göğüslemeye muktedir olduğunu gösterirse Ukraynalılara destek verecekleri bir şey sunmuş olur."

Financial Times gazetesinin başyazısında ise şu görüşlere yer veriliyor:

"Ukrayna Rusya alarma geçirilmeden ekonomik ve siyasi olarak Avrupa'ya çekilebilirse büyük bir başarı olur. Umarız Putin, seçeneklerinin sınırlı olduğunu anlar. Burası Kremlin'in halk ayaklanmalarını acımasızca bir şekilde bastırdığı 1956'daki Macaristan ya da 1968'deki Çekoslovakya değil."

"Haftalardır Bağımsızlık Meydanı'ndaki Ukraynalılar sadece Ukrayna bayrağına değil, AB bayrağına da sarılı olarak beklediler. AB, onlar için demokrasiyi, özgürlüğü ve mükemmel olmasa da dürüst yönetimi temsil ediyordu. Bunlar evrensel değerler ve Ukraynalılar, daha iyi bir gelecek umuduyla bu değerler için canlarını feda etmeye hazır olduğunu gösterdiler. 1989'da Batılı liderler ve aydınlanan Kremlin, bu yeni gerçekliği gördü. Tarih tekerrürü hak eder."

İlgili haberler