4 Nisan İngiltere Basın Özeti

Telif hakkı BBC World Service

İngiltere'de yayınlanan haftalık Economist dergisi son sayısında başyazılarından birini, Türkiye'de geçtiğimiz pazar günü yapılan yerel seçimlerin sonuçlarına ayırmış.

Dergi, "Bağışlayıcı ol Büyük Sultan" başlıklı yazıda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, beklenmedik şekilde açık farkla kazandığı seçimler sonrası büyüklük göstermesi gerektiğini yazıyor.

Economist geçen yıl Gezi protestoları sırasında, Başbakanın Sultan kıyafetleriyle resmedildiği bir kapakla çıkmış ve kapakta Erdoğan'a atfen, "Demokrat mı sultan mı?" diye sormuştu.

Dergi son sayısındaki başyazısında ise Erdoğan'ın kamuoyu araştırmalarının gösterdiğinden de iyi bir sonuç alarak muhaliflerini şaşkına çevirdiğini savunuyor. Economist'i endişelendiren ise Başbakanın giderek daha da otoriter bir davranış sergilemesi ve sonuçta Türkiye'de kutuplaşmanın artması.

"İstikrarsız bir ülkede böylesi bölücü bir söylem tehlikelidir" denilen yazı şöyle sürüyor:

"90'lı yılların kaos ortamından sonra Türkiye 10 yıl boyunca Sayın Erdoğan'ın yönetiminde istikrarlı ve müreffeh bir dönem geçirdi. Bu dönemin iki güçlü çıpası vardı: Bunların ilki başta IMF sonra da mali piyasalarca desteklenen doğru makroekonomik politika, diğeri de Sayın Erdoğan'ın Ekim 2005'te üyelik müzakerelerine başlaması ile muhtemel Avrupa Birliği üyeliğiydi. Türkiye bugün bunların ikisini de kaybetme riskiyle yüzyüze."

Economist, Başbakan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı adayı olmayı planlar göründüğünü yazmış. Birçok kişinin de, onun Cumhuriyetin 100. yılı olan 2023'te bu makamda oturmayı ve kutlamalarda 'Atatürk'ten bu yana Türkiye'nin en büyük lideri' olarak tescil edilmeyi beklediğine inandığını eklemiş. Dergideki başyazı şöyle noktalanıyor:

"Atatürk'ün de otoriter dürtüleri vardı ama o Türkler tarafından 'birleştirici' bir kişi olarak hatırlanıyor. Eğer Sayın Erdoğan da aynı şekilde hatırlanmak istiyorsa, sadece bu hafta kendisine destek verenlerin değil tüm Türklerin çıkarlarını temsil etme yolunda daha fazlasını yapmaya çalışmalıdır."

"Erdoğan'ın şansı açık"

Economist'in Avrupa sayfalarındaki yazının başlığı ise "Erdoğan'ın şansı açık".

AK Parti'nin yerel seçimleri seçmenleri kendisine inandırarak kazandığı belirtilen yazıda sorulan soru ise "Peki bundan sonra ne olacak?".

Kürtlerin cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan'ı desteklemesinin beklendiği, başbakanlık için de en güçlü adayın da hala Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olduğu belirtilmiş yazıda. Yazı şöyle noktalanıyor:

"Ekonominin durgunluğa gittiği, Gülen Cemaati mensuplarının da muhtemelen teslim olmayacakları düşünülürse, Sayın Erdoğan belki de AK Parti'nin üç dönem kuralını ortadan kaldırıp dördüncü kez başbakanlığa aday olabilir. Bu kendisine dört yıl daha Meclis'te dokunulmazlık zırhı verecektir."

"Bazı çevreler Erdoğan'ın ekonomik durgunluğun etkilerin hissedilmeden erken seçime gidebileceği yolunda spekülasyonlar yapıyor. AK Parti seçimler sonrası Meclis'te üçte iki çoğunluk sağlarsa, Sayın Erdoğan'ın uzun süredir hayalini kurduğu yürütme yetkisi açısından daha güçlü bir Cumhurbaşkanı olmasını sağlayacak şekilde anayasayı yeniden yazabilir. Her koşulda 30 Mart'taki seçimler bir kez daha gösterdi ki, Sayın Erdoğan hala Türkiye'nin baskın siyasi figürü."

"AK Parti Anayasa Mahkemesi'ne boyun eğdi"

Financial Times'ın internet sitesindeki haberin başlığı ise "Twitter yasağına son verilirken, Türkiye'de seçimlerde hile yapıldığı iddiaları su yüzüne çıkıyor".

Daniel Dombey ve Funda Güler imzalı haberde, AK Parti'nin yerel seçim başarısından dört gün sonra Anayasa Mahkemesi'nin Twitter yasağının kalkması yönündeki kararını uygulamak zorunda kaldığı belirtiliyor.

Haberde hükümetin Anyasa Mahkemesi'nin kararını yaklaşık 24 saat tereddüt ettikten sonra kaldırdığı da vurgulanıyor.

Gazete, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın daha önce bazı yolsuzluk iddialarının aktarılmasında kullanılan Twitter'ın 'kökünü kurutma' sözü verdiğini hatırlatmış.

Financial Times'ın haberinde şu satırlar da yer alıyor:

"İddiaların ve ses kayıtlarının internet ortamına sızdırılması-ki hükümet bu kayıtların çoğunun montaj olduğunu söylüyor-şimdilik durduruldu. Ancak Sayın Erdoğan seçim gecesi izlenimini verdiği şekilde, zaferi sonrası devlet kurumlarında çok sayıda takipçisi olan Gülen Hareketi'ne karşı sert önlemler alırsa, kayıtların devamı gelebilir."

"Hile, seçimlerin alışıldık bir özelliği"

Financial Times, AK Parti'nin seçimlerde hile yapıldığı iddialarını bastırmak zorunda kaldığını da savunmuş:

"Hile iddiaları ve Twitter hadisesi, ülke siyasetindeki sertliği gözler önüne seriyor. Bu durum Ağustos ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde hile girişimlerinin şimdiden başladığına yönelik kaygıları artırdı."

Financial Times'a konuşan Stockholm School of Economics'ten Türkiye uzmanı Erik Meyersson ise hile yapılmasının Türkiye'deki seçimlerin alışıldık bir özelliği olduğunu söylemiş ve eklemiş:

"CHP hile yapıldığına dair bir açık kanıt bulmaya çalışıyor. Bu gibi durumlarda açık kanıtlar bile göreceli olarak önemsiz olabilir ama eğer birşeylerin yanlış gittiğini gösterirseniz bu size diğer sorunları bulmaya çalışmak için zaman kazandırır."

"İfade özgürlüğüne aykırı"

Türkiye'de Twitter'a erişimin engellenmesine yönelik yasağın kalkmasına, Guardian ve Times gazeteleri de sayfalarında kısaca yer vermişler.

Times'taki haberde Anayasa Mahkemesi'nin söz konusu engellemenin ifade özgürlüğüne aykırı olduğu hükmüne vardığı hatırlatılıyor.

Guardian'daki haberde ise Türkiye'de YouTube'a erişim engelinin hala sürdüğüne dikkat çekiliyor.

Haberi internet sitesinden duyuran Daily Telegraph gazetesi de YouTube'a yönelik erişim engelinin kalkması için yasal yollara başvurulduğunu yazıyor.

Chelsea'de 'temizlik' vakti

Daily Telegraph gazetesinin spor ekinin manşeti ise "Chelsea'de temizlik".

Gazete, Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final ilk maçında Paris St Germain'e 3-1 yenilen takımın menajeri Jose Mourinho'nun tüm forvetlerini sezon sonunda değiştirmek istediğini yazıyor.

Mourinho'nun satılmasını istediği forvetler; Fernando Torres, Samuel Eto'o, Demba Ba ve Everton'da kiralık olarak forma giyen Romelu Lukaku.

Daily Telegraph'a göre Mourinho'nun transfer listesinin başında Atletico Madrid'den Diego Costa ile Bayern Münih'den Mario Mandzukic var.

Mourinho'nun bu isimlere yedek olacak bir forveti daha istediğini yazan gazete, Galatasaray'da forma giyen Chelsea'nin eski oyuncusu Didier Drogba'nın sözleşmesinin sezon sonunda biteceğini ve potansiyel diğer adayların aksine Drogba'nın bonservisinin elinde olduğunu yazmış.

Independent gazetesi yazarı Sam Wallace'a göre ise Chelsea'nin yaşadığı forvet sorununda Mourinho'nun da payı var.

Sam Wallace bu görüşüne gerekçe olarak, Portekizli teknik adamın sezon başında Manchester United'ın kararlılığını hafife alarak Wayne Rooney'yi transfer etmeye çalışmasını ve Lukaku'yu Everton'a kiraya vermesini gösteriyor.

Independent yazarı, Lukaku'nun halen ligde 12 golü bulunduğunu, bu sayının da Torres ve Eto'o'nun toplam gol sayısına eş olduğunu hatırlatmış.

İlgili haberler