5 Mayıs İngiltere Basın Özeti

Bugün Guardian gazetesi İngiliz basınının büyük bölümü gibi gözaltına alındıktan sonra herhangi bir suçlama olmadan serbest bırakılan Kuzey İrlanda'nın Sinn Féin partisinin lideri Gerry Adams'ın açıklamalarını manşetten duyurdu.

1972 yılında İrlanda Cumhuriyet Ordusu IRA örgütü tarafından kaçırılıp öldürülen Jean McConville davası kapsamında gözaltına alınan Adams, 4 gün gözaltında kaldıktan sonra serbest bırakılmıştı.

Gazetenin haberinde "Adams neredeyse 5 gün gözaltında tutulmasına karşın Kuzey İrlanda'daki polis güçlerine karşı olmadığını vurguladı" deniyor ve Adams'ın şu açıklamalarına yer veriliyor: "Her şeye rağmen Birleşik Krallığa bağlı polis güçlerini desteklemeye devam ediyoruz. McConville ailesine bir kez daha taziyelerimi iletiyorum ancak onlara mesajım ne yaparsak yapalım Jean McConville'i geri getiremeyeceğimizdir."

Haberde McConville ailesinin Adams aleyhinde dava açmaya hazırlandığı belirtiliyor ve ailenin en yaşlı ferdi Helen McKendry'nin açıklamalarına yer veriliyor.

Adams ile mahkemede hesaplaşmaya hazır olduklarını söyleyen McKendry şunları söylüyor: "IRA yöneticilerinin annemizin ölümünü '42 yıllık cinayet' sözüyle ifade ettiğini biliyoruz. Bu iğrenç bir tanımlama. Sanki bir önemi kalmamış gibi konuşuyorlar. Kanlı Pazar da 42 yıl önce olmuştu ve herkes o günü çok iyi hatırlıyor. Biz de annemizin ölümünü asla unutmayacağız ve adalet yerini bulana kadar mücadelemize devam edeceğiz."

'Putin oyunu kaybetti'

Times gazetesinde başyazılardan birisinde Ukrayna'da yayılan çatışmalara yer veriliyor ve Moskova'nın artık Ukrayna'daki Rus yanlılarını kontrol edemediği savunuluyor.

Yazı şöyle devam ediyor: "Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kırım'da güç kullanarak haritaların değişmesine neden oldu ve bir anlamda cin şişeden çıktı. Ukrayna'daki Rus yanlıları artık güç kullanarak istedikleri siyasi sonuçlara ulaşabileceklerini düşünüyorlar. Onları tekrar gerçekliğe döndürme görevi ise yine Putin'e düşüyor."

Makalede, Putin'in Rusya yanlılarını kontrol altına almaması durumunda Doğu Avrupa'nın bir anda 1990'ların Balkanları gibi olabileceği ileri sürülüyor.

Moskova'nın en kritik amacının Ukrayna'nın Batı'ya ve NATO'ya yaklaşmaması olduğunu belirten makalede "Ancak Putin bu amaca ulaşmak için yanlış yolları tercih ediyor. 11 Mayıs'ta Donetsk bölgesinde Kırım benzeri bir referandum yapılacak ve yüksek ihtimalle Rus yanlıları uluslararası çevrelerce tanınmayan bir zafer ilan edecek.

Ancak bölünmüş bir Ukrayna Rusya'nın işine yaramaz. Bunun yerine Putin'in Rusya'sı Ukrayna'da uzlaşı yolunu seçmeli ve oluşacak yeni koalisyon hükümetinde Rus yanlılarının çıkarlarını temsil edecek bir partinin bulunmasını sağlamalı. Böylece, yeni Kiev hükümetinin Batı'ya yaklaşma amacıyla atacağı adımlar koalisyonun Rus yanlısı ayağı ile engellenebilir."

'Suriye'ye yaptırımları İngiliz işadamı mı deldi?'

Independent gazetesinde yer alan bir haberde ise, Suriye'ye uygulanan yaptırımları Londra'nın lüks semtlerinden birisinde oturan Ahmed Feras Diri adlı işadamının delmiş olabileceğine yer veriliyor. Haberde, "1 milyon sterlinlik bir evde yaşayan Diri, Suriye'ye kimyasal silah için kullanılabilecek teknolojileri ihraç etmekle suçlanıyor. ABD yaptırımları bu tür teçhizatların ihracına karşı kesin olarak yasaklamakta. Suçlamaların ardından Diri'nin ABD'ye iadesi gündeme gelmiş durumda" deniyor.

Haberde Suriye asıllı İngiliz işadamının, ABD'den aldığı laboratuvar ekipmanlarını naylon faturalar düzenleyerek ve hayali alıcılar göstererek Suriye'ye satmakla suçlandığı belirtiliyor.

Haber şöyle devam ediyor: "ABD'nin Pennsylvania eyaletinden Şam'a kadar uzanan bir kaçakçılık zincirinde Ahmad Feras Diri'nin aracılık rolünü üstlendiği sanılıyor. ABD'li yetkililer, Diri'nin ABD'den sipariş ettiği ekipmanların Suriye'ye ulaştırıldığını tespit ettiklerini söylüyorlar. Ahmed Feras Diri'nin ABD yaptırımlarını ihlal ettiği iddialarıyla ABD'ye iade edilmesi gündemde. Eğer iade gerçekleşirse Diri'nin uzun yıllar hapis yatması olası."

UKIP etnik azınlıklardan da aday gösterecek

Daily Telegraph gazetesi, ırkçılıkla suçlanan İngiltere Bağımsızlık Partisi'nin (UKIP) lideri Nigel Farage'ın açıklamalarına geniş yer verdi. Partisine yöneltilen 'ırkçılık' suçlamasını reddeden Farage, yaklaşan yerel seçimlerde tüm etnik azınlıklardan adaylar çıkaracaklarını söyledi.

Haberde Farage'ın BBC'ye verdiği röportajda söylediği şu sözlerine yer veriliyor: "Hayatımda hiçbir zaman pozitif ayrımcılığa inanmadım ve insanlara eşit muamele yapılması gerektiğini savundum. Şimdi her gün partimizin ırkçı olduğu yönünde iddiaları okumak zorundayım. Göreceksiniz bu hafta içerisinde bu iddialara en güzel yanıtrları vereceğiz."

Cameron Pfizer'i desteklemekle suçlanıyor

Financial Times gazetesinde ise, son yılların en büyük şirket satın almalarından birisi olmaya aday olan Pfizer-AstraZeneca görüşmeleri manşete taşınmış.

Haberde İşçi Partisi lideri Ed Miliband'ın şu açıklamalarına yer veriliyor: "Başbakan David Cameron ABD'li ilaç devi Pfizer için adeta tezahürat yapıyor gibi. Bu kadar hassas bir sektörde gerçekleşmesi muhtemel bir satın alma için hükümetin kamu yararını gözetmesi şart. AstraZeneca İngiltere için stratejik öneme sahip bir ilaç şirketi. Böyle bir şirketin yabancı sermayeye satışı konusunda hükümet daha hassas olmalı."

Haberde Başbakanlıktan Miliband'a gelen yanıta da yer veriliyor. Açıklamada, "Hükümet olarak Pfizer için 'tezahürat' yaptığımız doğru değil. İstihdam için ve İngiltere'nin bilimsel gelişimi için çaba sarfediyoruz" deniyor.