6 Haziran İngiltere Basın Özeti

İngiliz gazetelerinin bugünkü manşetlerinde iki konu ön plana çıkıyor: Avrupa Komisyonu Başkanı olmak isteyen eski Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude Juncker'in İngiltere'ye yönelik sert eleştirileri ve Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) dün faiz oranını düşürmesi hatta negatif faize geçmesi.

Guardian gazetesinin manşeti, "Juncker söz veriyor: İngiltere'ye yalvarmayacağım".

Eski Lüksemburg Başbakanı ve Euro Bölgesi Başkanı Jean-Claude Juncker, Avrupa Birliği'nin yürütme organı olan Avrupa Komisyonu'nun başına geçmek istiyor. Juncker, Hristiyan Demokrat partileri bir araya getiren Avrupa Halk Partisi'nin (EPP) başkan adayıydı. EPP de Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde ilk sırada yer aldı. Ancak İngiltere federalist Juncker'in Avrupa Komisyonu Başkanı olmasına şiddetle karşı çıkıyor.

Juncker'in EPP'nin AP üyelerinin Brüksel'de basına kapalı bir toplantısında söylediği belirtilen sözler, Guardian'ın manşet haberinde yer alıyor. "Burada İngilizlere boyun eğmemiz yanlış olur" diyen Juncker sözlerini şöyle sürdürmüş:

"İngilizler önünde diz çökmeye zorlanmayacağım...Benim canımı sıkan şey İngiliz basınında giderek artan bir şekilde süren aleyhimdeki kampanya. Bulvar basını evimi işgal ediyor, fotoğrafçılar komşularımı taciz edip onlara ailem hakkında sorular soruyor. Daha fazla pisliğe hazır olun."

Times gazetesi ise Juncker'in İngiltere'ye yönelik eleştirilerini "Avrupa için yeni muharebe" manşetiyle duyuruyor.

Gazete, yeni Avrupa Komisyonu Başkanı'nın kim olacağına ilişkin olarak Londra-Brüksel hattında gerginliğin giderek arttığını belirtiyor.

Times'a göre ise Juncker "İngilizler önünde diz çökmeye zorlanmayacağım" şeklindeki sözlerini dün sona eren G7 Zirvesi sırasında bazı Avrupalı liderlerle yaptığı özel görüşmede söylemiş. Juncker ayrıca EPP'yi de kendisine yeterli derecede destek vermediği gerekçesiyle eleştirmiş.

Gazete Juncker'in çarşamba günü İngiltere Başbakanı David Cameron'ın Avrupa danışmanı Ivan Rogers'ı aradığını ve Cameron'la konuşmak istediğini söylediğini ancak halen herhangi bir görüşme planlanmadığını da aktarmış.

ECB'den tarihi faiz indirimi

Financial Times gazetesinin manşeti, "Draghi'den, Euro Bölgesi'ni deflasyondan uzaklaştırmak için tarihi faiz indirimi".

Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Mario Draghi dün ekonomiyi canlandırmak için aldıkları para politikasını gevşetmeye yönelik kararları kamuoyuna açıklamıştı. ECB gösterge faiz oranı yüzde 0,25'ten yüzde 0,15'e düşürmüş, bankaları kredi vermeye özendirmek için de negatif faize (yüzde -0,1) geçmişti. Bu da, bankaların Merkez Bankası'nda tutacağı paraları için faiz almaları yerine ödeme yapmaları anlamına geliyor.

Financial Times, ECB'nin negatif faize geçen ilk büyük Merkez Bankası olduğuna dikkat çekiyor.

Gazete, Mario Draghi'nin Euro Bölgesi'ndeki bankalara 400 milyar Euro ucuz kredi verebileceklerini söylediğini, parasal genişleme üzerinden daha radikal kararları da dışlamadığını belirtiyor.

Euro Bölgesi'nde bankaların, nakit ihtiyaçları artan küçük işletmelere daha fazla kredi vermeleri umuluyor.

Bölgede enflasyon yüzde 0,5'e inmiş bu da Avrupa'da, Japonya'nın yıllardır pençesinde olduğu deflasyon korkusunu artırmıştı. Enflasyonun tersi bir gelişme olan deflasyon, genel olarak piyasada fiyatların belirli bir zaman aralığında sürekli düşüş göstermesi anlamına geliyor.

Financial Times başyazısında ise Draghi'nin açıkladığı kararlar ile ilgili şu yorumu yapmış:

"Almanya geçmişte Euro Bölgesi'nde bu tip alışılmadık önlemler alınmasına karşı çıkmıştı. Oysa Almanya'nın desteğini almak hayati önemdeydi. Sonunda Almanya'nın desteği geldi, beklemeye de değdi."

ECB'nin dün açıkladığı kararları manşetinden duyuran bir diğer gazete de, Independent. "Sıfırın altında: Euro Bölgesinde bankalar negatif faizde" demiş Independent...

Independent ECB'nin, mevduat sahiplerini bankalarda para tuttuğu için cezalandıran ilk büyük Merkez Bankası olduğunu belirtiyor.

Gazeteye göre atılan radikal adımlar Avrupa ekonomisine yönelik endişelerin sürüğünü, Euro krizinin sonundan çok uzakta olduğumuzu gösteriyor.

Draghi'nin açıkladığı önlemlere gelen tepkiler ise farklı.

Independent'a konuşan yatırım danışmanlığı şirketi Daiwa Capital Markets'tan Grant Lewis, "Draghi şapkadan birkaç tavşan çıkardı ve bu piyasaları memnun etmiş görünüyor" demiş.

Alman Berenberg Bank'tan Holger Schmieding ise yorumu ise "Negatif faizin pratik sonuçları çok belirsiz ve muhtemelen çok sınırlı olacak" şeklinde.

Obama'dan 'İskoçya ayrılmasın' mesajı

Daily Telegraph gazetesinin manşeti ise "Obama İskoçya'ya 'eşi benzeri olmayan' birlikten ayrılmama çağrısı yaptı".

Gazete, ABD Başkanı Barack Obama'nın İskoçya'nın bağımsızlığı ile ilgili tartışmaya müdahale ettiğini aktarıyor.

İskoçya'da 18 Eylül'de yapılacak referandumda halka "İskoçya bağımsız bir ülke olmalı mı?" sorusu yöneltilecek. Dün Brüksel'de İngiltere Başbakanı David Cameron ile düzenlediği ortak basın toplantısında Obama'ya konuyla ilgili görüşü soruldu. Obama bu konuda sözün İskoç seçmenlerde olduğunu söylese de ekledi:

"Birleşik Krallık "birlik" halindeyken en güçlü konumundadır".

Obama Britanya'nın Avrupa Birliği'nde (AB) kalmasından yana olduğunu da sözlerine ekledi.

Daily Telegraph, Obama'nın Cameron ile basın toplantısında söylediği sözlerin bağımsızlık yanlısı İskoçya Bölgesel Yönetimi Başbakanı Alex Salmond'ı zor durumda bırakacağı görüşünde. Salmond'ın Obama'ya yanıtı ise şöyle:

"İskoçya'nın bağımsızlığı, ABD'nin bir yerine iki büyük dostu ve müttefiki olacağı anlamına gelir."

Bağdat ve Erbil'in 'irade savaşı'

Financial Times gazetesinde bugün Irak hükümeti ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasındaki anlaşmazlığın değerlendirildiği bir yazı var.

David Gardner ve Neil Hume'un inmzalarını taşıyan yazıda, Bağdat ve Erbil yönetimlerinin Kürtlerin petrolü ve nüfuzu üzerinden bir "irade savaşı" yürüttükleri belirtiliyor.

Türkiye geçen ay Ceyhan'da bekleyen Kuzey Irak petrolünün uluslararası piyasaya sevkiyatına başlandığını açıklamıştı. Irak ise onayı olmadan uluslararası piyasalara petrol sevk ettiği gerekçesi ile Türkiye'yi Uluslararası Ticaret Odası'na (ICC) şikayet etmişti.

Financial Times yazarlarına göre tüm bu gelişmeler hem Bağdat ile Erbil arasındaki irade savaşının, hem de Türkiye'nin bölgede etkinliğini artırma çabasının göstergesi.

Yazıdan bazı satırlar şöyle:

"Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nde yatırımları olan onlarca enerji şirketi sabırsız bir şekilde doğrudan satışlarla gelir elde etmek istiyor. Türkiye de, Orta Doğu çalkantılı bir dönemden geçerken, Kuzey Irak'la ticaretini ve bölgedeki etkinliğini artırmakta istekli. Elektrik talebinin arttığı, enerji ithalatının faturasının 60 milyar doları aştığı bir dönemde, Ankara özellikle bölge ile doğrudan gaz ticareti yapabilmenin yollarını arıyor.

"Irak'ta ise ekonomik kartlar Bağdat'ta olsa da, Kürdistan Bölgesel Yönetimi siyasi manevra gücüne sahip. Nisdan ayındaki seçimler sonrası Kürt milletvekilleri Başbakan Nuri El Maliki'ye, yeni bir koalisyon hükümeti kurmasında yardımcı olabilirler. Burada sorulması gereken soru ise şu: Acaba Erbil, kendi yolunu çizmeye çalışırken kendine fazla mı güveniyor?"

İlgili haberler