29 Ekim İngiltere Basın Özeti

Telif hakkı BBC World Service

Independent gazetesinde bugün Ermenek madeninde mahsur kalan 18 işçiyle ilgili bir haber yer alıyor.

Gazete, kömür madeninde yaşanan kazanın, Türkiye'deki kötü çalışma koşullarıyla ilgili endişeleri artırdığını belirtiyor.

Haberde, "Has Şekerler" adlı madendeki işçilerin su baskını nedeniyle mahsur kaldığı belirtildi.

Afet ve Acil Durumlar Yönetimi'nin (AFAD) açıklamasına yer veren gazete, merkezin kazaya patlayan bir borunun sebep olduğunu bildirdiğini ancak detaylı bilgi sağlamadığını yazdı.

Ayrıca 20 madencinin madenden kurtulmayı başardığı ifade edildi.

Haberde, geçen Mayıs ayında 301 kişinin hayatını kaybettiği Soma faciası "Türkiye'nin tarihinin en kötü maden kazası" olarak hatırlatıldı.

'Davutoğlu, kibirli bir Batı portresi çiziyor'

Daily Telepgraph gazetesi, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun BBC'ye verdiği röportajı haberleştiriyor.

Haberde Türkiye'nin Suriyeli muhalifleri Kobani'de savaşmak için donatma talebi başlığa taşınıyor.

Gazete ayrıca Davutoğlu'nun kara operasyonu hakkındaki "Eğer onlar kendi birliklerini göndermezse, aynı risklerle Türkiye'nin göndermesini nasıl beklerler" sözlerine de yer veriyor.

Haberde Kuzey Irak'tan bir grup peşmergenin Kobani'de savaşmak üzere yola çıktığı da belirtiliyor.

Buna göre 80 peşmergenin, büyük silahların ve mühimmatın bulundupu 40 araçlık bir konvoy, Kobani'ye gittiği ifade ediliyor.

72 peşmergenin ise hava yoluyla Türkiye'ye geçeceği kaydediliyor.

Gazete, Orta Doğu'nun güçlü ülkelerinden Türkiye'nin Esad'ın devrilmesi talebinde fazla hızlı davrandığını ve Batı'nın bunu başta memnuniyetle karşıladığını yazıyor.

Ancak daha sonra Ankara'nın radikal muhaliflerin sınırdan geçişine yardım etmekle suçlandığını belirten gazete, IŞİD gibi örgütlerin oluşmasına bu yardımların yol açtığını belirtiyor.

Ayrıca Davutoğlu'nun röportajda "kibirli bir Batı portresi çizdiğini" yazan gazete, Başbakan'ın Batı'yı harekete geçmemek ya da Suriye'ye yönelik uzun vadeli bir askeri operasyona girişmemekle suçladığını ifade ediyor.

Tunus'ta eğitilen cihatçılar

Times gazetesinde yer alan haberde ise, Tunus'un en fazla cihatçının eğitildiği ülke olduğu yazıyor.

Buna göre Arap Baharı sırasında ülkede eğitilen 3 binden fazla cihatçı, Suriye ve Irak'a giderek, IŞİD'e veya El Nusra ya da El Kaide gibi örgütlere katıldı. Radikal İslamcı örgütlere en fazla yabancı cihatçının Tunus'tan katıldığı belirtiliyor.

Gazete, Arap Baharı'nın başarılı ülkesi olarak ele alınan ve son seçimlerde laik partinin kazandığı Tunus'un cihatçı eğitimleri sorununa değiniyor.

Haberde, cihada giden Tunusluların, diğer yabancı cihatçıların aksine, ülkelerinde eğitildiği ifade ediliyor.

Gazeteye konuşan bir kişi, eğitimleri şöyle anlatıyor:

"Size önce Kuran okutuyorlar, cemaate katılmanız için baştan çıkarıyorlar. S,ze kalacak yer, çalışacak iş buluyorlar, para veriyorlar. Siz ne olduğunu anlamadan bir amacınız oluyor. Bu tesadüfi bir süreç değil. Bir nevi insan ticareti. Siyasi figürler, istihbarat servisi, sınırdaki güvenlik görevlileri ve birkaç ülke buna destek veriyor."

Tunus'taki terör sorununun Arap Baharı sonrası daha az olduğu belirtilen haberde, Ensar el Şeriat örgütünün faaliyetleriyle sorunun büyüdüğü öne sürülüyor.

Batılı cihatçı kadınlar

Financial Times, Batılı Müslüman cihatçı kadınları yazıyor.

Gazete, yüzlerce Müslüman kadının Suriye'ye giderek IŞİD militanlarıyla evlendiğini, uzmanların ise bu kadınlar için "yumuşak güçler" dediğini belirtiyor.

Haberde IŞİD'in sosyal medya aracılığıyla pek çok Müslümanın hayalini kurduğu "adil" ve "hakkaniyetli" bir ülke imajı yarattığı, pek çok kişinin de bundan etkilenerek Suriye'ye gittiği ifade ediliyor.

Rakka'ya giden İngiliz Umm Mu'awiyah'ın tweetlerine de yer veriliyor. Buna göre cihatçı kadın, Rakka'ya vardıktan kısa bir süre sonra "Sanki Batı'yı hiç terk etmemişim gibi, her yerde İngilizler ve Avrupalılar var, inanılmaz" yazıyor.

Londra'daki Stratejik Diyalog adlı kuruluşun başındaki Sasha Havlicek, cihatçı kadınları ve onlara imrenenlerin sosyal medyadaki iletişimini "cihatçı kadın gücünün alt kültürü" olarak tanımlıyor.

Havlicek, özgürlüğü bırakıp bu yaşam tarzını seçen Batılı kadınların militanlara moral vermesi bakımından "çok iyi bir strateji" olduğunu belirtiyor.

Haber şöyle devam ediyor:

Bu kadınlar, her ne kadar İslamiyet'in ilk günlerini yaşamak isteseler de, kullandıkları dil modern ve teknolojiden anlayan gençlerin dili.

Arapça dini kelimeleri İngilizce harflerle yazıyorlar.

Havlicek bunun 'cihatçı alt kültüründe havalı bir şey olduğunu' söylüyor.

Önceden Sally Jones adlı bir şarkıcı olduğu öğrenilen İngiliz cihatçı kadın Umm Hüseyin el Britani, Twitter'da "Kafirlerin köle olarak alınması ibadettir" diye yazıyor.

Uzmanlar bugüne kadar 60 İngiliz kadının IŞİD'e katıldığını tahmin ediyor.

Ayrıca İsveç, Fransa, Belçika, Kanada ve ABD'den kadınların da katıldığı biliniyor."

Mali'de Ebola önlemleri

Guardian gazetesi Mali'nin Ebola'ya verdiği hızlı tedbirlere geniş yer ayırıyor.

Haberde, Ebola virüsü kapan 2 yaşındaki hastanın 600 mil uzunluğundaki otobüs yolculuğunda kimlerle temas ettiğinin ve nerelere uğradığının kontrol edildiğini, 116 kişinin virüs bulaşması tehlikesiyle gözetime alındığı belirtiliyor.

Malili yetkililer, hastanın otobüs yolcuğunda semptomları göstermesi nedeniyle özellikle bu yolculuk sırasında virüsün bulaşma ihtimalinden endişelendiklerini söylüyor.

2 yaşındaki hasta, Gine'de babasıyla kalıyordu ancak babası öldükten sonra büyükannesiyle birlikte otobüs yolculuğu yaparak Mali'ye döndüler.

Sağlık görevlileri bu yolculuk sırasındaki tüm durakları ziyaret ederek ve otobüsteki diğer yolcularla irtibata geçerek, şüpheli gördükleri kişileri gözetim altına aldılar.