30 Ekim İngiltere Basın Özeti

Telif hakkı BBC World Service

Daily Telegraph gazetesi, Kobani'de IŞİD'in artan saldırılarına karşı Kürtlerin takviye güç gönderdiklerini yazdı.

Haberde, son anda Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) da Kobani'ye giden peşmerge güçlerine katıldığı belirtildi.

Gazete, ÖSO'nun liderinin Kobani'nin yarısının IŞİD'in eline geçtiğini söylediğini kaydetti.

Kuzey Irak'tan gönderilen peşmergelerin dün gece Türkiye'ye vardığı ifade edilen haberde, Suriyeli muhaliflerin de peşmergeye katıldığı belirtildi.

'Kobani'nin yarısı IŞİD'in elinde'

Buna göre Türkiye, bir zamanlar Halep'teki savaşın önde gelen isimlerinden olan Komutan Abdülcabbar el-Okaidi'nin ve militanlarının sınırdan geçişine izin verdi.

Gazetenin görüştüğü komutan, Kobani için hala umut olduğunu ancak durumun beklediklerinden de kötü olduğunu söyledi.

Kentin yarısından fazlasının IŞİD'in elinde olduğunu kaydeden komutan, hava operasyonlarının sanıldığı kadar etkili olmadığını öne sürdü.

Haberde ayrıca Türkiye'ye giriş yapan peşmergelerin kahraman gibi karşılandığı ifade edildi.

Kobani'deki Kürt kuvvetleri YPG ile ÖSO'nun işbirliğini vurgulayan gazete, bunun Suriye'deki müttefik ilişkilerinde önemli bir değişikliğe işaret ettiğini belirtti.

'Kobani'de Türkiye ve ABD birbirini kullanıyor'

Independent gazetesinde bugün, Robert Fisk'in Esad rejiminden üst düzey bir yetkiliyle yaptığı görüşmeye yer verildi.

Fisk'e konuşan yetkili, rejimin IŞİD'e karşı acımasız bir savaş yürüttüğünü ve müttefikleriyle 'tuhaf' ilişkilerini anlattı.

Gazeteciye Kobani'deki durumu değerlendiren yetkili, şöyle konuştu:

"Askeri ve siyasi durumları ayırmalıyız. Kobani bir Suriye kenti. Orada yaşayanların çoğu Kürt. IŞİD orayı kontrol etmek ve kendilerine üs yapmak için kuşattı. Çünkü orası sınır şehri. Ancak siyasi olarak orada bir oyun dönüyor. Türkler tampon bölge istiyor ve ABD'yi bunun için zorluyor. Amerikalılar ise Türkiye'yi savaşa sokmak istiyor. Manşet bu. Ama aslında her iki taraf da birbirini kullanmaya çalışıyor. Ve Kobani'deki siviller bunun bedelini ödüyor."

'Suriye koalisyon bombardımanını destekliyor'

Habere göre, ismini vermek istemeyen üst düzey yetkili, ABD'nin Suriye topraklarında IŞİD'e yönelik hava operasyonlarına hiçbir itirazları olmadığını da söyledi.

Fisk, yazısında yetkilinin şu sözlerine yer verdi:

"Bizim ordumuz nerede, ne zaman bir bombardıman yapılacağını bilmiyor. Radarımızdaki uçakları görüyoruz. Ama diğer bombardımanları kontorl noktalarından görürlerse, tamamen tesadüfen görüyorlar. Amerikalılarla istihbarat paylaşmıyoruz. Amerikalılar doğrudan hava operasyonu yapıyor. Bu çok normal. Zaten Birleşmiş Milletler'deki görüşmede hava operasyonu yapacaklarına karar vermişlerdi. Suriye buna 'evet' dedi. Biz hem IŞİD'le, hem de diğer terörist gruplarla savaşıyoruz. Ama Amerika bize operasyon hedefleri konusunda hiç danışmadı."

'ÖSO hayali bir ordu, gerçek değil'

Yazı şöyle devam etti:

"Yetkili, Obama ve ABD cumhuriyetçilerinin çok sevdiği Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) gerçek olmadığını, hayali bir ordu olduğunu söyleyerek, tartışma dışı bıraktı. IŞİD ile El Nusra'nın ise savaştıkları cephelerde kendilerine karşı hep aynı taktikleri izlediğini savundu.

ÖSO'nun belki biraz İdlib'de ve Deraa'da etkisinin kaldığını öne süren yetkili, Suriye ordusundan ayrılıp ÖSO'ya katılan bazı askerlerin, yeniden Suriye ordusuna döndüğünü ifade etti.

Yetkili Suriye ordusunun savaştığı öncelikli bölgeler olduğunu vurguladı ve her cephede üstün konumda olmadıklarını belirtti.

Savaşın zaferlerden ibaret olmadığını vurgulayarak, 'Savaşta kazananlar ve kaybedenler vardır, doğası budur' dedi.

Her cephede kazanamadıklarını belirten yetkili, zaferlerinin kayıplarından daha fazla olduğunu öne sürdü."

'Halep-Şam yolu güvende'

Suriyeli yetkili, Fisk'le yaptığı görüşmede, Şam ile Halep arasındaki ana yolun tamamen rejimin elinde ve güvende olduğunu da söyledi:

"Üç gün önce İdlib ile Halep arasındaki Morak bölgesini yeniden kontrolümüze aldık, böylece Şam'dan Halep'e giden anayol tamamen güvenli hale geldi."

Fisk, İdlib'e El Nusra'nın saldırdığı gün yetkiliyle konuştuğunu, bu nedenle sürekli telefonların çaldığını yazdı. Yetkili ise İdlib'i ele geçirmek için yapılan saldırının püskürtüldüğünü belirtti.

'Suriyelileri bu salaklara vermeyeceğiz'

Gazetecinin Rakka'daki IŞİD hakimiyetine dair soruya ise yetkilinin cevabı şöyleydi:

"IŞİD bir tepki olarak doğdu. Geçmişi, orta çağı temsil ediyor."

Ve yetkili, sözlerine devam etti:

"Suriye ordusu dört senedir teröristlerle savaşıyor. Elbette öfkeliyiz. Geri çekildiğimiz bazı cepheler var, bu bölgeleri her gün hedef alıyoruz, yüzlercesini öldürüyoruz. Suriye'yi bu salaklara verecek değilim. Biz ölümüne savaşıyoruz. Ama siyasi bir çözüme varız."

"Biz bu sorunla mücadele edeceğiz. Amerika bir gazeteci öldürüldüğü için Suriye'ye müdahale etti. Ama biz, Suriye topraklarındaki tüm teröristleri temizleyeceğiz. Bana sorarsanız, biz koalisyonla işbirliği içindeyiz çünkü IŞİD'e saldırmalarına 'evet' dedik. BM'de alınan karar, işbirliğinin işaretiydi."

Malala Yusufzay'dan Gazze'ye bağış

Guardian gazetesi, bu sene Nobel Barış Ödülü'nün verildiği Malala Yusufzay'ın Gazze'ye yaptığı bağışı haber olarak gördü.

Buna göre, Taliban tarafından vurulan Pakistanlı eğitim aktivisti Yusufzay, 50 bin ABD Dolarını (yaklaşık 110 bin Türk Lirası) Gazze'deki okulların tadilatı için bağışladı.

Gazze'de Birleşmiş Milletler'in 65 okulda tadilat yapacağını ve bağışı buna yardımcı olmak için yaptığını belirten Yusufzay, Gazze'deki çocukların çatışma ve savaştan olumsuz etkilendiğini vurguladı.

Yusufzay, bu bağışla onların iyi bir eğitim almasına katkıda bulunmak ve onların desteklendiğini hissettirmek istediğini söyledi.

'Dizi izledikleri için idam edildiler'

Times gazetesi, Kuzey Kore'de 50 kişinin idam edildiğini yazdı.

Habere göre idam edilenler arasında hükümet partisinin kadrosundan isimler de yer alıyordu.

Güney Kore istihbarat servisi, idam edilenlerin bazılarının "dizi izlemek gibi suçlardan mahkum edildiğini" öne sürdü.

Kuzey Kore'deki televizyon ve radyolar, yabancı yayınlara asla yer veremiyorlar. İzleyici ve dinleyiciler çoğunlukla dünyanın geri kalanından tamamen kopuk bir hayat sürdürüyorlar.

Çin üzerinden ülkeye kaçak olarak sokulan Güney Kore televizyon programları ise, yıkıcı etkileri nedeniyle suç kapsamında değerlendiriliyor.

Güney Kore Ulusal İstihbarat Servisi, Kore İşçi Partisi'nden 10 kişinin yabancı dizileri izlemek, rüşvet ve zinadan suçlu bulunduğunu, silahla vurularak idam edildiğini belirtti.

İstihbarat servisi ayrıca devlet başkanı Kim Jong-Un'un durumuna da altı hafta boyunca neden ortadan kaybolduğuna dair açıklama yaptı. Buna göre Kim Jong-Un, sağ bileğindeki bir kist nedeniyle ameliyat oldu ve bu nedenle altı hafta sonra bastonla ortaya çıktı.