16 Aralık İngiltere basın özeti

Telif hakkı BBC World Service

İngiliz basını dün Avustralya'nın Sidney kentinde gerçekleşen ve silahlı saldırgan dahil üç kişinin ölümüyle sonlanan rehine krizine geniş yer veriyor.

Independent gazetesi haberi "Terörizm 2.0: Saldırısını videoya kaydedip paylaşan katil" başlığıyla veriyor.

İranlı bir mülteci olan Harun Munis'in rehin aldığı kişileri videoya kaydedip sosyal medya üzerinden paylaştığı ifade edilen haberde "Terörist taleplerini iletmek için sosyal medyayı eylem sırasında kullandı. Terörizm şekil değiştiriyor" yorumu yapılıyor.

Haberde Sidney polisinin medya kuruluşlarından saldırgan tarafından paylaşılan videoları yayınlamamalarını talep ettiği de vurgulanıyor ve "Güvenlik güçleri videoların yayınlanması halinde polisin planladığı operasyonun tehlikeye girebileceğini düşündü" deniyor.

Times'ta ise öldürülen saldırgan Harun Munis hakkında detaylı bir profil yer alıyor.

İranlı mülteci Munis'in karısını öldürmekten hüküm giymiş bir kişi olduğu ifade edilen haberde, "Ayrıca hakkında 50'den fazla cinsel taciz suçlaması var" deniyor.

Munis'in kefaletle hapisten çıktığı da vurgulanmış.1996'da İran rejiminden kaçarak Avustralya'ya sığınan Munis'in, daha sonra 'Şeyh Harun' lakabını aldığı ifade ediliyor.

"Yetkililer saldırganın doğrudan terör örgütleri ile bağdaştırılmaması gerektiğini ifade ediyor ve Munis'in akli dengesi yerinde olmayan tehlikeli bir şahıs olduğunu söylüyor" denen haber Munis'in geçmişini şöyle özetliyor:

"Munis Pazartesi günü yaşanan rehine eyleminden önce de Avustralya'daki güvenlik güçleri tarafından tanınan bir isimdi. Karısını öldürmekten hüküm giymiş olan Munis, 2002 yılında genç bir kadına cinsel tacizle suçlanmıştı. Daha sonra Afganistan'da asker çocuklarını kaybetmiş Avustralyalı ailelere gönderdiği 'oğlunuz katildi' yazılı mektuplarla kötü şöhreti pekişti. Mektuplar nedeniyle 2009'da açılan davada hakim karşısına çıkan Munis, daha sonra kendisini mahkeme binası girişine zincirleyerek eylem yapmıştı. Yine 2009'da 'şifacı' olarak çalışırken 7 kadına tacizde bulunduğu iddialarıyla suçlanmıştı. En son duruşmasına da geçtiğimiz hafta Cuma günü girmişti."

Daily Telegraph'ta ise Harun Munis'in kafede rehin aldığı kişilerden birisi olan Marcia Mikhael'in yaşadıklarına yer veriliyor.

Eski polis memuru olan Mikhael, gazeteye "Sabah kahvemi almak için kafeye girmiştim. İçeri giren adam kapıları kitledi ve bizi rehin aldığını söyledi" diyor.

Olayın başlamasının hemen ardından Facebook hesabı üzerinden "Lütfen yardım edin!" diyerek çağrıda bulunduğunu söyleyen Mikhael, "Saldırgan ufak tefek taleplerde bulunmaya başladı" diye devam ediyor.

Mikhael, Harun Munis'in taleplerini şöyle sıralıyor:

"Kendisinin Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) militanı olduğunun televizyonlarda yapılan haberlerde dile getirilmesi, bir adet IŞİD bayrağının kafeye getirilmesi, Başbakan Tony Abbott ile görüşmek."

Bu taleplerin yerine getirilmemesinin ardından saldırganın rehineleri ölümle tehdit etmeye başladığını söyleyen Mikhael, Munis'in "Kardeşlerim şehrin iki ayrı noktasına yerleştirdiğimiz bombaları da patlatacak" diye bağırdığını da aktarıyor.

Avustralya polisi daha sonra bu iddiaların aldatmaca olduğunu ve Munis'in tek başına bu eyleme kalkıştığını açıkladı.

Guardian gazetesinde ise Almanya'nın Dresden şehrinde binlerce kişinin katıldığı "İslam karşıtı" yürüyüşe geniş yer ayrılıyor.

"Sayıları 15 bini bulan neo-naziler Dresden sokaklarında 'Anavatanı koruyun, Batı'nın İslamlaşmasını durdurun' sloganları attı" denen haberde, eylemin öncüsünün Pegida olarak da bilinen 'İslamlaşmaya Karşı Vatansever Avrupalılar' örgütü olduğu da ifade ediliyor.

Haberde yürüyüşe katılan 60 yaşındaki bir kişinin görüşü de aktarılıyor:

"Müslümanlar dışkılarıyla yediğimiz yemekleri zehirlemek için kumpaslar kuruyor."

Gazeteye konuşan bir diğer gösterici ise, "Almanya'ya mülteci olarak gelmiş Müslümanlar nasıl oluyor da ellerinde benim paramın yetmeyeceği kadar lüks telefonlarla gezebiliyorlar?" diye soruyor.

Haberde Almanya yeşiller partisi lideri Cem Özdemir'in de görüşlerine yer verilmiş. Özdemir tepkisini şu sözlerle dile getiriyor:

"Parlamenterler olarak Almanya'nın son yıllarda yakaladığı açık fikirlilik kazanımlarının korunması konusunda çaba harcamalıyız. Hükümet de radikal sağcıların güçlenemeyeceği algısına kapılmamalı."