11 Şubat İngiltere basın özeti

Telif hakkı BBC World Service

Independent yazarı Patrick Cockburn, Irak Şam İslam Devleti'ne karşı duyulan Batı'da duyulan korkunun Suriye lideri Beşar Esad'ın elini güçlendirebileceğini yazıyor.

Cockburn yazısında özetle şöyle diyor:

"Beşar Esad son haftalarda sonuncusu BBC'ye olmak üzere yabancı medyaya dört kez mülakat verdi. Amacı yeterince açık: ABD'nin bir şekilde kendisini açıkça Suriye'nin temsilcisi olarak kabul edebileceği zamanın gelmiş olabileceğini düşünmesi.

"Önceliğini IŞİD'i yenmeye vermesi durumunda bu ABD için mantıklı bir adım olabilir. Zira, sahada Suriye hükümeti ve ordusu IŞİD'in karşısındaki ana güç. "Ilımlı" Suriyeli isyancılar ise zayıf ve gerilemekte olan bir güç. IŞİD'le ya da El Kaide bağlantılı El Nusra Cephesi'yle savaşacak güçleri yok."

"Esad BBC'ye mülakatında, ABD'yle aralarında, IŞİD'i hedef alan saldırılarında taktik işbirliği olduğunu, Irak'ın aracılık yaptığını doğruladı."

"Esad'ın rüzgârın kendilerinden yana esmeye başladığı tezini abartıyor olabilir. ABD'nin, açık bir şekilde Esad'ın devrilmesi politikasından vazgeçip geçmeyeceği belli değil. Amerikalıların böyle yapması durumunda bile rejimin siyasi tabanı tüm ülkenin kontrolünü yeniden ele geçirebilecek kadar büyük görünmüyor. Ayrıca ABD'nin cihat hareketini besleyen Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni, daha fazla boşa çaba harcamayıp, dört yıllık savaştan Esad'ın galip çıktığını kabullenmeleri konusunda ikna etmesi gerekecek. Burada her şey daha çok Irak'ta ne olacağına bağlı. Eğer yeniden yapılandırılmış Irak ordusu Peşmerge IŞİD'e ağır kayıplar verdirirse ve hatta Musul'u geri alırsa, IŞİD "halifesi" tarihe tuhaf bir kaza olarak geçer. Aksi halde ABD'nin Suriye'de geri adımı daha büyük olur."

"Esad, IŞİD'in düşmanı ama Batı'nın müttefiki değil"

Daily Telegraph'ın başyazısında ise "Esad, IŞİD'in düşmanı ama Batı'nın müttefiki değil" deniyor.

Yazıda, "Esad'ın BBC'ye verdiği mülakat, Batılı siyasetçiler için rahatsız edici bir gerçeği yeniden gündeme getiriyor. Esad hâlâ yerinde ve devrilmeye, dört yıl öncekinden daha yakın değil" deniyor.

Yazıda özetle şöyle deniyor:

"Bazen yumuşak görüntülü Esad'la kendi halkına karşı kimyasal gaz kullanan ve ülkesini yıkıma uğratan Esad arasında bağlantı kurmak zor. Ancak uluslararası kamuoyunu mağdur taraf olduğuna ikna etmeye yönelik tüm çabalarına rağmen Suriye'nin başına gelen faciada en büyük sorumluluk Esad'a aittir. Silahlı kuvvetlerinin yaptıklarını reddetmesi, istihbarat servisimize hakarettir. Varil bombası kullandıklarını yalanlaması, son derece korkunçtur."

"Ama, gel gör ki, Esad Şam'da hala rahatça oturmaktadır, uluslararası kınamadan etkilenmemektedir ve Rusya, Çin ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin koruması altındadır. Bu yüzden Suriye'deki trajediye onun dâhil olmadığı bir çözüm olası görünmemektedir."

"Yakın bir zaman öncesine kadar Batı'nın politikası açıktı: mevcut rejimin devamını içerecek bir çözüm olamaz. ABD Başkanı Barack Obama ve İngiltere Başbakanı David Cameron açıkça Esad'ın Suriye'nin geleceğinin bir parçası olamayacağını söyledi. Ama Esad'ın BBC izleyicilerine hatırlattığı gibi Suriye ve Irak'taki İslamcı isyan, bir anda Batı ve Esad'ı, ortak düşmana karşı aynı safta buluşturdu.

"Esad'ın varlığıyla ilgili gerçeklikle yüzleşilmesi gerekiyorsa bile, İslamcı olmayan ve şu anda tecritle karşı karşıya olan Esad karşıtı Suriye güçlerini terk edemez. Ağır ağır gelen ekonomik çöküş sonunda Esad rejimini tarihe gömecektir. Ama şimdilik eğer, Suriye'nin çektiklerinin bir an önce sona ermesi için bir siyasi çözümün mümkün olup olmadığına bakılmalı."

"Esad'ın hâlâ ayakta olması Irak'ın işgalinden Arap Baharı'na verilen hararetli desteğe, nereden baktığınıza bağlı olarak naif ya da facia Orta Doğu politikasının tutarsızlığını ortaya koydu,

'Obama savaş yetkisi istemeye hazırlanıyor'

Guardian'da yer alan başka bir yazıda, Beyaz Saray'ın Kongre'den savaş yetkisi istemek için son hazırlıkları yaptığı belirtiliyor. Gazeteye göre Obama'nın askeri güç kullanımıyla ilgili yetki başvurusunu Kongre'ye resmen ne zaman sunacağı belli değil. Ancak Amerikan Kongresi, 13 yıl aradan sonra ilk kez bir başkana savaş yetkisi vermeyi değerlendirecek.

İlgili haberler