Öcalan'ın "ılımlı" mesajı nasıl karşılandı?

Telif hakkı KUMRU BASER

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın mesajının, Diyarbakır Nevruz meydanını dolduran yüzbinler için sürpriz olması beklenmiyordu. Meydana toplanan kalabalık da şaşırmış görünmüyor.

Öcalan mesajını adeta, hareketin KCK ve BDP kanatlarının son zamanlarda hükümete sert eleştirilerini ve barışın muhatabı olmaktan uzaklaştığını yönündeki ifadelerini yumuşatma üzerine kurmuştu.

İmralı cezaevindeki PKK lideri mektubunda, barış yapmanın savaş yapmaktan zor olduğunu, sabır ve sorumluluk istediğini vurguladı.

Telif hakkı KUMRU BASER

“Her savaşın bir barışı vardır. Direnirken korkmadık, barışırken de korkmayacağız” derken barış sırasındaki sabır ve maharetin, savaştaki kadar “kahramanca” olduğu mesajını veriyordu.

Öcalan “barışa yönelik provokasyonlar” karşısında sorumlu bir çizgi izlenmesi konusunda sanki özellikle kadınlara ve gençlere görev verir gibiydi.

“Demokratik anayasal çözümler arama” sürecinde barışın sorumlu bir dil gerektirdiğini söylerken, hükümete karşı sert bir dil kullanan hareketin diğer kanatlarından mı bahsediyordu, bu bir soru işareti olarak kaldı.

‘Sürpriz olmadı’

Öcalan’ın mektubu hem Kürtçe hem de Türkçe okundu. Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder mektubu okuduktan sonra, kalabalığın içine girdim. Onlara ilk tepkilerini, mesajı nasıl karşıladıklarını sordum.

Telif hakkı KUMRU BASER

Memur olduğunu söyleyen bir gruba yanaştım önce. Çok dikkatle dinlediklerini fark etmiştim.

“Süreci yakından takip ediyoruz. Tespitleri, bizim tahmin ettiğimiz gibi” dedi içlerinden biri.

“Ama geçen hafta Kürt siyasi hareketinden gelen sert açıklamalardan farklıydı, bunu neye bağlıyorsunuz?” diye sorduğumda “O arada devlet yetkilileriyle görüşmeler, pazarlıklar yapılmış ve bir noktada uzlaşılmıştır diye anlıyoruz” dediler.

Alanda konuştuğum çok sayıda Diyarbakırlı arasında ağır basan görüş bu yöndeydi. Seçimden sonraki birkaç hafta içinde hükümetin bazı adımlar atılabileceği beklentisi ya da umudu olduğunu gözlemledim.

‘Barışı AKP ile yapmıyoruz’

Kürt siyasi hareketinin tabanı aslında Türkiye siyasetini sarsan gelişmeleri de dikkatle izliyor ve hükümetin bu süreçte yıprandığını görüyor.

Bazıları hükümetin seçimden daha güçlü çıkmasının barış süreci için iyi olacağını düşünüyor. “Hükümet zayıflarsa süreç nasıl etkilenir?” sorusuna ise “Biz kendi gücümüze güveniyoruz. Bu halk bu işi yapacak” yanıtını veriyorlar.

Bazıları ise tam tersine hükümet değişse bile gelen hükümetin barış sürecini devam ettireceğini düşünüyor.

Telif hakkı KUMRU BASER

Bir Diyarbakırlı bunu, “Bu sorun kim gelirse gelsin çözülecek. Hükümetle değil devletle çözülecek. Bu artık Türkiye’nin meselesi olmaktan da çıktı. Uluslararası bir konu” diye ifade etti.

Bir başkası “Biz barışı AKP ile yapmıyoruz. Türkiye’de gerçek demokratik değerleri içselleştirmiş insanlar bir alternatif oluşturmadıkça ülkemizde bu kördöğüşü devam eder” diye konuştu.

“Somut hiç bir şey çıkmadı”

Nadiren mesajdan hayal kırıklığı duyduğunu ifade edenlere de rastladım. Konuştuğum üç kişilik bir grup bu görüşteydi. İölerinden biri “Boş. İçi bomboş bir konuşma. Topu ortaya attı. Daha somut şeyler bekliyorduk, hiç bir şey çıkmadı” dedi.

Peki ne bekliyorlardı? “Hükümet, sürecin yasal çerçevesini doldurmadı. Oyalıyor. Bugün Twitter'ı kapattı. Başbakanın sözüne güven olmuyor. Bu konuda talepler dile getirilmeliydi” dediler. Aslında birçok kişide mesajın içeriğine dair bir hayal kırıklığı olduğunu, ama bunu çok dillendirmek istemediklerini düşünüyorlar.

İktidardan hangi adımların beklendiği konusuna ise çok çeşitli cevaplar geldi. Bunlardan biri de bağımsız medyanın İmralı’ya giderek, Öcalan’ın mesajlarını bizzat onun ağzından aktarması talebiydi.

Bir grup genç kendilerine bu süreçte Öcalan’ın özel bir görev yüklemiş olmasından gurur duyduklarını söylediler. Genel olarak seçim sonrasından umutlu oldukları görülüyor. Aralarından bir genç kadın “Önderliğin insanlığına bir kere daha hayran oldum” dedi. Sohbet ilerlediğinde ise “Yalnız bazen biraz fazla yumuşak buluyorum ” diye ekledi.

Telif hakkı KUMRU BASER

Geçen yıla göre nasıldı?

Geçen yıl ile tam bir karşılaştırma yapmak çok zor olsa da bugün Diyarbakır Nevruz alanında yüzbinlerce kişinin toplandığını söyleyebiliriz.

İmralı’nın barış sürecinin başlattığı ve Kürt silahlı güçlerinin çekileceği mesajının dinlendiği geçen yıl, duygusal olarak çok yüklüydü. Bu yıl ise geçen yıldan belirgin bir şekilde farklıydı. Alanda çok daha canlı, daha rahat ve şenlikli bir kalabalık meydandaydı.

Bu yıl alan çevresinde güvenlik görevlerini de geçmişten farklı olarak polis değil zabıta üstlenmişti.

Bu kez tıklım tıklım dolu alanın çevresini saran çok daha geniş bir alanda konuşmaları dinlerken, göz alabildiğine parlak bayram giysileri içinde piknik yapan aileler de gözlemlerimi doğruluyordu.