Emirdağ Said-i Nursi'nin kullanılmasından rahatsız

Telif hakkı c

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 30 Mart yerel seçimleri yaklaşırken mitinglerinde muhalif partilerin yanı sıra, Gülen Cemaatini de hedef alıyor.

Erdoğan Cemaat’e yönelik mesajlarını da sık sık, Cemaat’in izinden gittiği Said-i Nursi’nin adını anarak iletiyor. Erdoğan son olarak 21 Mart Erzurum mitinginde, “Burs, himmet, kursan nereye gitti bunlar? CHP’ye, MHP’ye. Bu ülkenin Başbakanı’na hain diyecek kadar seviye kaybına uğrayan bunu bedelini ödeyecek. Said’i Nursi’yi seviyorum diyorsun yalan söylüyorsun. Said’i Nursi kaçmadı. Sibirya’ya sürdüler, kaçtı buraya geldi. Sen niye Pensilvanya’da duruyorsun?...” dedi.

TRT Haber’de 19 Mart’ta yaptığı açıklamada da Erdoğan, “Said’i Nursi’yi Pensilvanya yıllar yılı istismar etti. Pensilvanya’daki zat hayatı boyunca Said’i Nursi’yi görmüş değil. Sadece eserlerini tanıyor veya tanımıyor” diye konuşup Said Nursi’ye “eza cefa yapanlarla” Fethullah Gülen’in ‘beraber olduğunu’ söyledi.

Başbakan bu tür açıklamaları daha önce Said Nursi’nin sürgün hayatının bir bölümünü geçirdiği Isparta ve Afyonkarahisar’da da yapmıştı.

Said-i Nursi’nin 1944-48 yılları arasında sürgün hayatı yaşadığı Emirdağ’a, bu sözlerin nasıl yankılandığını ve seçmenlerin oy tercihlerinde etkili olup olmadığını sormak için gittim.

Said-i Nursi’nin yaşadığı evler Isparta Barla’nın aksine korunmamış.

İlçenin merkezinde diğer evlerin arasına sıkışıp kalmış.

Onun yerine AKP’li Belediye Başkanı Cengiz Pala’nın öncülüğünde iki yıl önce temsili bir ev inşa edilmiş.

İlçe halkı arasında belediyenin bu ev inşasını da siyasi malzeme olarak kullandığını düşünenler var.

Cemaate yakın isimler rahatsız

İlçede Cemaat’e yakın isimler “Said-i Nursi’nin adının siyasete karıştırılmasından çok rahatsız.”

Açıkça hiçbir parti adı vermeseler de “Erdoğan’ın hakaretlerinden sonra oyların başka partilere verileceğine” işaret ediyorlar.

Cemaat’in önde gelenleri, isimlerini vermek, fotoğraf çektirmek istemiyor.

Ama bunun sebebinin “korku olmadığını” söylüyorlar. ‘Küçük yerde’ yaşadıkları için kimliklerini paylaşmamanın daha uygun olduğu görüşündeler.

“Said Nursi adının bu kadar çok siyasetle anılmasını rahatsız edici buluyor musunuz?” soruma Said Nursi’nin “Siyasetten kaçıp Allah’a sığındığı” hatırlatarak cevap veriyorlar:

'Siyasetten uzak durdu'

“O kadar siyasetten uzak durdu... Şimdi mitinglerde sürekli adını anıyor. Üstad’ı gerçekten seven, anlayanlar için acı verecek bir durum.”

“Bediüzzaman siyasi araç değildir. 11 yıldan beri bir kere bile adını anmadın, son 3 aydırsa 11 kere anıyorsun. Neden şimdi?”

Said-i Nursi’nin adının siyasete karıştırılmasından duydukları rahatsızlığı Emirdağ’da AKPli yetkililere de iletmişler.

Karşılığındaysa “Ben ne yapayım, Başbakan’a söyledik, ben ne yapacağım” cevabını almışlar.

Başbakan’ın siyasi mitinglerde Said-i Nursi’nin adını dile getirmesinden hoşnut değiller ama Fethullah Gülen’in de barış süreci, yolsuzluk iddiaları ve gündeme dair açıklamaları da ‘Türkiye’de siyasi bir figüre’ dönüştüğü eleştirilerini doğuruyor.

Bu eleştiriler içinse şu yorumu yapıyorlar:

“Barış süreci beni de ilgilendiriyor. Yolsuzluk iddiaları da bizi ilgilendiriyor. Para bizim paramız. Sivil Toplum Kuruluşları olarak vergilerimizle hizmet yapmaları gerekiyor, paramızı yönetiyorlar. Hizmetleri millet için yapmalılar, para kazanmak için değil. Onlar hizmet için seçiliyor. ”

Telif hakkı c

Emirdağ çarşısında bir araya geldiğim cemaate yakın isimlere, yolsuzluk iddiaları, Başbakan’ın muhalifler tarafından otoriter bulunan tavrı ve Türkiye’nin geçtiği çalkantılı siyasi süreç sonucunda “Türkiye’de Siyasal İslam size göre çöktü mü?” diye soruyorum.

Siyasetle ilgili doğrudan yorum yapmıyorlar ancak içlerinden biri şu yanıtı veriyor:

Müslümanlar'ın 'kara lekesi'

“İslam’ın birinci kara lekesi 11 Eylül saldırılarıyla oldu. Müslümanlar ‘terörist’ olarak anılmaya başlandı. İkinci kara leke de 17 Aralık’ta, yolsuzluk iddialarıyla. ‘Müslümanlar hırsız olabilirmiş’ dendi.”

Yolsuzluk iddiaları nedeniyle İslam dünyasında da itibarlarının zedelendiğini düşünüyorlar. Yakın bir zamanda Umre’ye gittiğini söyleyen bir cemaat mensubu “Eskiden bir itibarımız vardı, artık ‘Müslümanlar hırsızlık yapmış’ diye yüzümüze bile bakmıyorlar” diyor.

Başbakan Erdoğan’ın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli için Şubat ayı sonunda söylediği “Aile nedir, çoluk çocuk nedir bilmez, onun böyle bir derdi çok. Çocuk nedir biz biliriz” sözlerine de ve Fethullah Gülen ile Said Nursi’nin de ailesi olmadığını hatırlatarak tepki gösteriyorlar.

‘Bize hakaret edene bakmayız’

Gülen Cemaati ve Erdoğan liderliğindeki AKP’nin 10 yılı aşkın ittifakının sonunda yollar ayrılsa da Emirdağlı Cemaat mensupları zamanında AKP’nin memnuniyet duydukları icraatları olduğunu da ekliyorlar.

Onların seçmen olarak tercihlerinde değişikliğe gitmelerinin sebebini ise bu iddialar olarak gösteriyorlar.

Cemaat ve AKP arasındaki gerginliğin AKP’den olduğu kadar Cemaat’ten de kopuşlara neden olduğu söyleniyor.

Emirdağ’da bir araya geldiğim cemaate yakın isimler, “Cemaatten kopuş oldu mu?” sorusuna şu yanıtı veriyor:

“Bu gönüllülük bağıdır. Zorla olmaz. Zamanında Cemaat’ten görünüp menfaat sağlamak isteyenler oluyor tabi.”

Siyasetin sürekli etrafında dönsek de hiçbir zaman doğrudan yanıt alamıyorum. Ama yine de...

“Peki hangi partiye oy vereceksiniz?”

Cemaatin tercihi

Bu soruya bir benzetmeyle karşılık veriyorlar:

“İki doktor var. Kanser tedavisi olacaksınız. Birinin ameliyatlarda başarı oranı yüzde 90. İyi bir doktor ama kafir. Diğeri daha başarısız, yüzde 10, ama Müslüman. Hangisini tercih edersiniz? Kafir olanı tabi ki...”

“O zaman oylar AKP’ye gitmiyor mu?” diye devam ediyorum...

İçlerinden biri cep telefonu ekranını açıyor ve bir bir Başbakan Erdoğan’ın Cemaat için sarf ettiği tanımlamaları okuyor: “Paralel yapı, çete, örgüt” diye uzun uzun okuyor “Bir de şimdi ablalar var” diyor...

“Size biri bu kadar hakaret etse siz dönüp ona bakar mısınız?”

Cemaate yakın isimlerin Emirdağ’ın yanı sıra Afyon’un merkezinde de AKP’den kopacağı konuşuluyor.

Emirdağ Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mustafa Koyuncu’ya göre Emirdağ’da, MHP ve CHP öne çıkmaya başladı.

Telif hakkı c

Emirdağ’da Belediye Başkanlığı 2004 yılında CHP’den AKP’ye geçmiş.

2004-2009 arası AKP’den Lütfi İhsan Dağı’nın oturduğu belediye başkanlığı koltuğunda 2009’dan bugüne kadar da yine AKP’den Cengiz Pala oturuyor.

Pala bu yıl da aday gösterilmiş.

Fakat Emirdağ Gazetesi’nden Koyuncu, “Esnaf, memur ve yerel basınla mahkemeye de intikal eden kavgaları olan” Pala’nın seçmen desteğini kaybedebileceği görüşünde.

Emirdağ Belediye Bakanlığı’na MHP’den Uğur Serdar Kargın, CHP’den de Mehmet Pala aday.

Anahtar kararsızlarda

Emirdağ’daki eğilim Afyon’daki seçmenle benzerlik gösteriyor.

Afyonkarahisar Belediye Başkanı AKP’li Burhanettin Çoban yine aday gösterildi.

MHP’nin adayı genç kent bilimci Fatih Çetinkaya da öne çıkan isimlerden.

CHP’nin kemik seçmeni ise Mehmet Ali Ecer’i başkanlık koltuğuna oturtmak istiyor.

Gülen Cemaati’nin güçlü olduğu Afyon’da AKP ve MHP başa baş gidiyor.

Kararsızları ikna edebilen çoğunluğu sağlayacak.

Afyonlu gazeteci Mehmet Emin Güzbey, Afyon’da Süleymancılar Cemaati’nin yüzde 1, Menzil Cemaati’nin ise yüzde 3 oranında seçmeninin bulunduğunu, onların oylarının da belirleyici olacağını söylüyor.

Güzbey, AKP’nin belediye başkanlığına da daha önce diğer partilerden alınan oylarla geldiği görüşünde.

Dolayısıyla, İç Ege’nin muhafazakar kenti Afyon’da yönetimin el değiştirip değiştirmeyeceği kararsızlara bağlı gibi görünüyor.