İtalyan kazanovalar 'ekonomik kriz kurbanı'

Ekonomik krizin haberlere konu olmayan bir yönü, kadınlara kur yapmakla tanınan ve 'Kazanova' olarak adlandırılan İtalyan erkeklerinin maddi sıkıntılar nedeniyle artık bu ünvanın 'hakkını verememeleri'.

Milano kentinde bir dondurmacının önündeki kuyrukta, iki iş adamı, çeşit çeşit dondurmalara bakarken okul çocukları gibi heyecanlı görünüyorlardı.

Sıra kendilerine geldiğinde ise, kısık sesle iki 'küçük' dondurma ısmarladılar.

Uzun boylu olanı elindeki tek top çikolatalı dondurmaya üzgün bir ifadeyle bakarak "Artık herşeyi küçültmek, azaltmak gerekiyor." dedi.

"Hiçbir şey için para yok artık. Kadınlar için bile. Pek çok kadına kur yaptığımız kazanovalık günleri geride kaldı. Tek bir kadın bile çok pahalı." diye sitem etti ve sanki kimseye duyurmak istemezmiş gibi kısık bir sesle "Ben eski bir kazanovayım" dedi.

Metres geleneği geçmişte kaldı

Ekonomik kriz, İtalyan erkeklerini 'en can acıtan yerden' vurdu.

Ülke hâlâ resesyondayken, işsizlik yüzde 12 seviyesinin üzerindeyken ve hayat pahalılığı artarken, Latin aşıklar da artık daha hesaplı hareket etmek zorunda.

Gözlerden uzak, dayalı döşeli evinde lüks bir hayat süren bir metrese sahip olma 'geleneği' artık geçmişte kaldı İtalyan erkekleri için.

Panorama dergisinden gazeteci Terry Marocco, "Bugünlerde kimin böyle bir yaşama gücü yeter ki? Düşünün bir kere, iki Noel, iki apartman dairesi, iki akşam yemeği, iki tatil... İmkânsız bu!" diye özetliyor gelinen durumu.

Marocco "İtalyan erkekleri o kadar sıkıntı içinde ki pek çokları artık sevgililerinden faturaları paylaşmalarını istiyor." diyor. "Hatta tanıdığım biri, romantik bir gece için bir otele götürdüğü sevgilisinden, hesabı yarı yarıya paylaşmasını istedi."

Üstü kapalı şekilde sorulan sorulardan, Milano'daki otellerin 'öğle tatili' müşterilerinin azaldığı sonucu çıkıyor.

İtalyan çöpçatan internet sitesi Cdate'e göre de Kazanovalar artık eskisi gibi çiçekler, komplimanlar, akşam yemekleriyle sevgililerinin kalbini kazanmak yerine daha hızlı sonuca ulaşmaya çalışıyor.

Cdate internet sitesinden Mariangela Chimienti, "Bugünlerde birlikte bir kahve içip parkta yürüyüş yapmak eski lüks pohpohlamaların yerini aldı." diyor.

Aldatma başkenti

İtalyan Boşanma Avukatları Birliği tarafından yapılan bir araştırma, Milano'nun ülkenin 'aldatma başkenti' olduğunu gösteriyor.

Ancak sadakatsizliğin bir bedeli var elbette ve İtalyan erkekleri artık bu masrafı karşılayabilecek durumda değil.

Ekonomik krizin patlak verdiği 2008'den bu yana Milano'da boşanma oranı yüzde 35 azalmış. Bunun sebebi ise erkeklerin artık tüm varlıklarıyla evliliklerine sarılması değil, pahalı ve uzun bir süreç olan boşanmanın masrafını kaldıramıyor olmaları.

Milano'daki gösterişli dairesinde kırmızı kadife terapi koltuğunu okşayarak konuşan psikiyatrist Roberta Ribali, "Yaşlı İtalyan erkekleri için bu parasızlık tam bir trajedi." diyor.

'Güven sarsılması'

"Bu erkekler, parayı hep bir güç sembolü olarak gördüler ve bunu hep kadınları satın almak için kullandılar." diyen Ribali, "Gençler duruma biraz daha kolay uyum sağlayabiliyor. Yaşı ilerlemiş kadınlara karşı sevimliliklerini, yakışıklılıklarını kullanabiliyorlar. Ancak ileri yaştakiler için bu büyük bir kendine güven sarsılması." saptamasında bulunuyor.

Ribali, önündeki randevu defterinin sayfalarını çevirirken, "Onlar için nispeten daha ucuz bir yol var elbette. İnternetten kendilerine bir arkadaş satın alabilirler. Bu elbette bir fahişe olacak ama aynı zamanda arkadaşları haline de gelebilir. Ayrıca onlara kürkler, mücevherler almaları da gerekmiyor. Evet, çözüm bu olabilir. Viagra'nın da yardımıyla..." diyor.

Milano'nun merkezindeki kafeler ve barlar, hâla iş sonrası ayaküstü birer içki içen ve yan masalardaki kadınları süzen İtalyan erkekleriyle dolu.

'Belki Noel'de ikramiye alırım'

Takım elbiseleri içindeki Andrea ve Fillipo, markalı spor giysiler içindeki arkadaşları Jacapo'nun anlattığı hikayeleri biraz da kıskançlıkla dinliyorlar.

Fillipo bunun nedenini "Jacapo bir petrol şirketi için çalışıyor. Her ülkede bir sevgilisi var." diye anlatıyor.

Elimi omzuna koyup "Peki senin sadece bir sevgilin mi var?" diye soruyorum.

"Evet" diye iç çekiyor, "Çok fazla para kazanmıyorum." diyor.

Sonra, asık suratı biraz aydınlanıyor "Kim bilir, belki de Noel'de ikramiye alırım." diyor umutla...