Asgari ücrette artış vaadi popülizm mi?

Telif hakkı AFP

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) seçim vaatlerinde dikkat çeken noktalardan biri de, asgari ücrette büyük oranda artış oldu.

CHP 1500 TL, HDP ise 1800 TL asgari ücret vadetti.

Türkiye'deki halen asgari ücret brüt 1201,50 TL. Gelir vergisi, Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) primi ve diğer kesintiler çıkarıldığında ise net 949,07 TL'ye iniyor.

Yani net asgari ücrette CHP yüzde 58, HDP ise yüzde 89 artış vadetmiş oldu.

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Carnegie Üniversitesi öğretim görevlisi Sinan Ülgen, böylesi bir artışın ancak ekonomik büyümenin ivme kazanmasıyla yapılabileceği görüşünde.

Ekonomi ve Dış Politika Araştırma Merkezi (EDAM) Başkanı Ülgen, CHP'nin büyümeyi yüzde 5'lere çıkarmayı da vadettiğini hatırlatarak, "Mevcut yüzde 2-3 düzeyindeki büyümeyle asgari ücretin yükseltilmesi mümkün değil" diyor.

CHP'nin ekonomiden sorumlu genel başkan yardımcısı Selin Sayek Böke ise asgari ücretin düşüklüğünün üretkenliği azalttığını söylüyor. Böke geçen hafta partisinin seçim beyannamesinin açıklanmasından önce yaptığı açıklamada, asgari ücret artışıyla çalışanların daha üretken hale geleceğini belirtmişti.

Asgari ücret-işsizlik ilişkisi

Bununla birlikte asgari ücretin yükseltilmesinin işsizlik üzerinde olumsuz etki yaratabileceği endişeleri de var.

Ekonomide işsizlik ve asgari ücret doğru orantılı iki değişken olarak kabul ediliyor. Asgari ücretin yükselmesiyle birlikte işverenin maliyetlerini kontrol altında tutmak için daha az kişi çalıştıracağı varsayımı, işsizlik oranının yükseleceğini öngörüyor.

Bir diğer kaygı ise yüksek asgari ücret nedeniyle kayıtdışı istihdamda artış yaşanması riski.

Ancak Ülgen'e göre bu denklem de büyümenin daha dinamik hale getirilmesiyle bozulabilir.

Ülgen, "Büyüme yüzde 5-6 bandına çıkarılırsa iç talep de canlanır ve yeni yatırımlar mümkün hale gelir. Bu da istihdam talebini artırır ve işsizliğin yükselmesini önler" diyor.

Ülgen büyümenin istenen seviyeleri yakalayamaması halinde asgari ücrette de vaat edilen artışların işsizliği ve kayıt dışı istihdamı artıracağı görüşünde.

Boğaziçi Üniversitesi ekonomi Profesörü Burak Saltoğlu ise asgari ücreti yükseltmenin bir diğer problemine dikkat çekiyor.

BBC Türkçenin sorularını yanıtlayan Saltoğlu, Türkiye'de gerçekten asgari ücretle çalışanların sayısının, resmi verilerde görünen sayıdan daha az olduğunu ifade ediyor ve "Bunun arkasında işverenin ücret vergisinden kaçınma yaklaşımı var" diyor.

Asgari ücret artışı ile vergisel nedenle asgari ücretli olarak görünenlerin ayrıştırılması gerektiğini vurgulayan Saltoğlu, "Gerçek ücreti asgari ücretin çok üzerinde olan kesimden de vergi alınmaması, vergi adaletini bozabilir. Konuya kesin çözüm ekonomide kayıtdışının azaltılması ile mümkün. Gelir eşitsizliği önemli bir sorun olsa da sanki bu öneriler onu çözemeyebilir" diyor.

Vergi gelirleri

Asgari ücretin vergiden muaf tutulması ise her iki muhalefet partisi tarafından dile getirilen vaadler arasında.

Gelir İdaresi Başkanlığı verilerine göre Türkiye'de 5,5 milyon kişi asgari ücretle çalışıyor. Yani toplam SSK ve Bağ-Kur'luların yaklaşık yüzde 40'ı asgari ücretle çalışıyor.

2014 verilerine göre brüt asgari ücretten yapılan toplam kesinti yılda 16,6 milyar TL düzeyinde. Bu kesintiler içerisinde SSK primi, gelir vergisi, damga vergisi ve işsizlik fonuna aktarılan paylar var.

Asgari ücret üzerindeki kesintiler
Brüt asgari ücret 1.201,50 TL
SSK primi (%14) 168,21 TL
İşsizlik sigortası fonu (%1) 12,02 TL
Gelir vergisi (%15) 63,08 TL
Damga vergisi (%7,59) 9,12 TL
Toplam kesinti 252,43 TL
Net asgari ücret 949,07 TL

Sadece gelir vergisiyle bütçenin asgari ücret üzerinden elde ettiği tutar ise 4,1 milyar TL seviyesinde.

Toplam gelir vergisi tahsilatı ise 2014 yılında 74 milyar TL olarak gerçekleşmişti. Yani gelir vergisinin yüzde 5,5'i asgari ücretlilerden kesiliyor.

Asgari ücretin vergiden muaf tutulmasıyla birlikte bütçenin bu gelirden mahrum kalacağı ve bütçe açığının da bu nedenle yükselebileceği ifade ediliyor.

Ülgen'e göre yine büyümenin hız kazanmasıyla bu sorun da aşılabilir.

Türkiye'de toplanan vergilerin yüzde 74'ünün katma değer vergisi (KDV) ya da özel tüketim vergisi (ÖTV) gibi dolaylı vergiler olduğunu hatırlatan Ülgen, "İç tüketimin artmasıyla birlikte bu vergi kalemlerinden elde edilen gelir yükselecektir" diyor.

Ancak Ülgen'e göre büyüme mevcut seviyelerde kalırsa asgari ücretteki artış bütçe için de sorun yaratabilir.

İlgili haberler