19 Aralık 2016 İngiltere basın özeti

Polonya'da protesto Telif hakkı EPA

Polonya'da hükümetin, gazetecilerin parlamento oturumlarını takibine sınırlama getirilmesini öngören hamlesine yönelik protestolar İngiltere basınında geniş yer buluyor.

Financial Times, iktidardaki sağcı Hukuk ve Adalet Partisi'nin gündeme getirdiği kısıtlamalara karşı gösterilerin üç gündür sürdüğünü yazarken, muhalif milletvekillerinin parlamentonun alt kanadındaki kürsü işgaline devam ettiklerini belirtiyor.

Gazete, geçen Cuma günü muhalif milletvekillerinin işgali sürerken, Hukuk ve Adalet Partisi milletvekillerinin başka bir salonda 2017 bütçesini kabul ettiklerini yazıyor.

Financial Times'a konuşan anayasa uzmanı Ryszard Piotrowski, tüm milletvekillerinin oy kullanması gerektiği için bu bütçe oylamasının yasal olmadığını söylüyor. Piotrowski "Muhalefetin oy kullanmasına izin verilmezse, Polonya 'seçilmişlerin diktatörlüğü' diyebileceğimiz bir döneme giriyor demektir" şeklinde konuşuyor.

Gazete popülist ve milliyetçi hükümetin 14 ay önce işbaşına gelmesinden sonra ülkenin en yüksek mahkemesini zayıflattığı ve devlet televizyonu üzerindeki kontrolünü güçlendirdiği için AB'nin eleştirileriyle karşılaştığını belirtiyor.

Kırsalda ve yoksul kesimlerde yüksek destek

Financial Times kamuoyu yoklamalarına göre hükümetin özellikle kırsal ve yoksul kesimlerdeki popülaritesini özellikle çocuk yardımını arttırması ve bir önceki hükümetin yükselttiği emeklilik yaşını düşürme planlarıyla koruduğunu söylüyor. Gazete, hükümetin Ekim ayında onbinlerce kadının protestolarından sonra kürtajı tamamen yasaklama planlarından geri adım attığını da hatırlatıyor.

Telif hakkı EPA

Daily Telegraph da konuyu başyazılarından birine taşımış. Gazete yazıya "Özgür basına kabul edilemez bir saldırı" başlığını atmış. Dikkat çeken satırlar şöyle;

"Son üç gündür Varşova sokaklarının dondurucu soğuğunda binlerce kişi Polonya Parlamentosu'nun önündeki bir dizi gösteriye katılıyor. Parlamento salonunda muhalif milletvekilleri kürsüyü işgal etti ve bütçe oylamasını engelledi. Bu gösterilerin nedeni iktidardaki Hukuk ve Adalet Partisi'nin gazetecilerin parlamentoya erişimlerine kısıtlama getirmek istemeleri. Sovyet boyunduruğunu 30 yıldan kısa süre önce atmış bir ülke için basın özgürlüğü basın özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası. Medyanın kontrolü yeni başlayan bir otokrasinin açık bir işareti. Sonuçta, iktidardakiler halkın bilmesini istemedikleri bir şey yapmıyorlarsa, neden basını engellemek istesinler ki? Gazeteler sadece bir halka bilgi iletme kanalıdır. Bizi yönetenler, medyadaki bazılarının söylediklerini ya da yaptıkları üzerine yorumları beğenmeyebilir ama özgür bir ülkede bu katlanmaları gereken bir şey. Polonyalılar için basın özgürlüğü önemli, çünkü tarih boyunca özgürlüğün birçok kez sona erdirildiği bir ülkede hürriyetlerinin esası."

Görev başında öldürülen gazeteciler

Daily Telegraph bugünkü sayısında, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün dünya genelinde öldürülen gazetecilerle ilgili raporuna da yer veriyor.

Gazete, örgüte göre 2016'da 74 gazetecinin görev başında öldürüldüğünü ve bunların dörtte üçünün "kasti ve hedef gözeten saldırılarda" hayatlarını kaybettiklerini yazıyor.

En çok gazetecinin öldüğü ülkeler sıralamasında Suriye'nin 19 gazeteciyle başı çektiği belirtilirken, Suriye'yi 10 gazeteciyle Afganistan'ın ve dokuz gazetecinin hayatını kaybettiği Meksika'nın izlediği kaydediliyor.

Telif hakkı Getty Images

Örgüt 101 gazetecinin öldüğü bir önceki yıla göre sayının düştüğünü söylerken, bu durumu da çok sayıda gazetecinin Suriye, Irak ve Libya gibi tehlikeli ülkelerden kaçmış olmalarına bağlıyor.

Guardian'ın dünya haberleri sayfalarında dikkat çeken bir haberde, Irak'ta Peşmergeler ve Suriye'de de YPG saflarında IŞİD'e karyı savaştıktan sonra başkent Kopenhag'da tutuklanan Joanna Palani'nin yaşadıkları anlatılıyor.

23 yaşındaki Palani'nin hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceği belirtilirken, durumun IŞİD için savaştıktan sonra ülkeye dönenlerin gördüğü muameleyle karşılaştırılıp, ikiyüzlülük suçlamalarının gündeme getirildiği aktarılıyor.

YPG saflarında savaşan Danimarka vatandaşı kadın

Palani'ye Eylül 2015'te bölgeye geri dönmesini önlemek için 12 aylık bir seyahat yasağı konduğu ancak Palani'nin bu yıl 6 Haziran'da Doha'ya kadar gittiğini itiraf ettiği söyleniyor.

Palani'nin avukatı Erbil Kaya, Danimarka askerleri ve diğer koalisyon üyesi ülkelerin safında savaşan biri hakkında soruşturma başlatılırken, ülkeye geri dönen IŞİD militanrlarının rehabilitasyona sokulmasının bir çelişki olduğunu söylüyor. Kaya "Bu bir utanç. Dünyada Uluslararası koalisyonla aynı safta savaşan birini cezalandıran ilk ülkeyiz.

Telif hakkı Reuters

Haberde Palani'nin İranlı Kürt bir ailenin kızı olduğu ve Irak'ın Ramadi kentindeki bir mülteci kampında dünyaya gelen Palani'nin ailesinin, Palani üç yaşındayken Danimarka'ya göçtükleri anlatılıyor.

Guardian'da dikkat çeken bir diğer haber de Suudi Arabistan'daki idamlar.

Gazete Suudi Arabistan hükümetinin üst üste iki yıldır 150'den fazla kişiyi idam ettiğini yazıyor. İnsan hakları kuruluşu Repreive'in raporuna göre ülkede uyuşturucu suçları, reşit olmayanlar ve siyasi mahkûmlara idam cezası vermek için, giderek artan oranda gizli mahkemeler de kullanılıyor.

Habere göre dünya genelinde infaz edilen idam cezalarında da 2015'te büyük artış oldu. 2015'te 1634 kişinin infaz edildiği ve bunun bir önceki yıla göre yüzde 50'lik bir artış anlamına geldiği vurgulanıyor.