Temiz Eller'den 25 yıl sonra İtalya'nın elleri ne kadar temiz?

Antonio Di Pietro, Temiz Eller operasyonunun en ünlü savcısıydı Telif hakkı AFP
Image caption Antonio Di Pietro, Temiz Eller operasyonunun en ünlü savcısıydı

25 yıl önce bugün, İtalya'nın Milano kentinde "Mike-Papa" kodlu bir operasyon kapsamında İtalyan Sosyalist Parti yetkilisi Mario Chiesa gözaltına alındı. Mario Chiesa daha sonra, aralarında siyasi parti liderleri, bürokratlar ve ülkenin en büyük şirketlerinin yöneticilerinin de bulunduğu binlerce kişinin yargılandığı davanın ilk tutuklusu olarak tarihe geçecekti. "Mike-Papa" operasyonu ise "Mani Pulite" (Temiz Eller) adını alarak İtalya'nın ve dünyanın en sansasyonel yolsuzluk davalarından birine dönüşecekti.

17 Şubat 1992'de Mario Chiesa'nın ofisine baskın yapan güvenlik güçleri, Sosyalist Parti yetkilisini 7 milyon liret değerindeki, savcılık tarafından önceden işaretlenmiş banknotları rüşvet olarak aldıktan hemen sonra yakaladı. Chiesa'nın tutuklandıktan 5 hafta sonra yapmaya başladığı itiraflar ve eski karısının ifadeleri, yolsuzluğun 7 milyon liretle (yaklaşık 3500 euro) sınırlı kalmadığını ve rüşvet çarkının ülkenin yönetici sınıfını da içine aldığını ortaya çıkardı.

Şubat 1992'den Aralık 1994'e kadar üst düzey politikacılar, bürokratlar, iş adamları da dahil 4500'den fazla kişi hakkında soruşturma açıldı. Açılan davalarda yolsuzluk ve bağlantılı suçlardan mahkum olanların sayısı 1233'e ulaştı. 448 kişi daha ilerleyen yıllarda suçlu bulunsa da zaman aşımı ya da ölüm gibi sebeplerle mahkum edilemedi.

Eski Başbakan ve Sosyalist Parti lideri Bettino Craxi de yolsuzlukla suçlananlar arasında yer alıyordu. Craxi, 3 Temmuz 1992'de Temsilciler Meclisi'nde yaptığı konuşmada "Herkes biliyor ki, siyasi finansmanların büyük kısmı kuralsız ve yasadışıdır. Bu salonda bulunan hiçbir önemli kuruluşun siyasi sorumlusunun ayağa kalkıp da aksi yönde yemin edebileceğine inanmıyorum" diyerek yolsuzluk ve rüşvet suçlamalarına karşı milletvekillerinden "dayanışma" talep etti.

İtalyan siyaset dünyasında hemen herkesin yolsuzluğa karıştığını söyleyen, kendisinin hedef haline getirilmesini ise "darbe" olarak niteleyen Craxi sonunda tutuklanmaktan kurtulmak için 1994'te Tunus'a kaçtı. 5 ayrı davada rüşvet ve yolsuzluktan suçlu bulunan Craxi 1995'te kaçak ilan edildi. Craxi 2000 yılında sürgünde hayatını kaybetti.

"Temiz Eller umut mevsimiydi"

İtalya'nın en köklü partilerinden Sosyalist Parti ve Hıristiyan Demokrasi'nin dağılmasıyla, siyaset sahnesinin neredeyse tamamen yenilenmesiyle sonuçlanan Temiz Eller operasyonları İtalyanlarda, yozlaşmış siyasi sistemin temizleneceği, yolsuzlukların sona ereceği umudu yaratmıştı. BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Kurumu (Anac) Başkanı Raffaele Cantone, Temiz Eller'in yarattığı umudu şöyle tarif ediyor:

"Temiz Eller büyük bir umut mevsimiydi, sivil toplumun uyanışıydı. İnsanlar Milano Adalet Sarayı'nın önünde gösteri düzenleyerek savcılara destek veriyordu ve 'yolunuzdan dönmeyin' diyordu."

Ancak Temiz Eller'i başlatan ilk operasyondan 25 yıl sonra bugün bu umudun büyük oranda hayal kırıklığına dönüştüğü görülüyor.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün 25 Ocak 2017'de yayımladığı rapor, İtalya'nın halen yolsuzluğun en yaygın olduğu Avrupa ülkelerinden biri olduğunu gösteriyor.

Siyaset ve bürokrasi dünyasında yolsuzluk vakaları, yönetici sınıfların organize suç örgütleriyle bağlantıları sıklıkla soruşturmalara konu oluyor.

Anac Başkanı Raffaele Cantone de bu hususun altını çizerek, "Soruşturmalarda suç örgütleriyle politika dünyası arasındaki bağlara gittikçe daha sık rastlanıyor" diyor:

Cantone, 1992'de başlayan Temiz Eller operasyonundan bugüne nelerin değiştiği şeklindeki sorumuza şöyle yanıt veriyor:

"Son 25 yılda çok şey değişse de yolsuzluğun İtalya'nın en büyük sorunlarından biri olmayı sürdürdüğü yadsınamaz. 1992'de yolsuzluk daha ziyade siyasi partileri kapsıyordu, şimdi ise daha çok mafya örgütlerini ve iş lobilerini içeriyor. Öte yandan bugün rolleri ayırt etmek ve kimin rüşvet veren kimin rüşvet alan taraf olduğunu anlamak bile zorlaştı, bu yüzden savcılar sıklıkla 'suçla bağlantılı olmak" iddiasıyla dava açıyorlar."

"Her şey değişti ama hiçbir şey değişmedi"

Temiz Eller savcılarından Antonio Di Pietro 2012'de verdiği bir mülakatta 1992'den sonra yaşananları şöyle özetliyor:

"20 yıl sonra acı olan şu: Her şey değişti ama hiçbir şey değişmedi... Dün iktidar paraya erişim için kullanılıyordu, bugün para iktidara erişim için kullanılıyor. Roller tersyüz edildi."

Temiz Eller'den çeyrek asır sonra İtalya'nın adı sıklıkla yolsuzluk skandallarıyla anılmaya devam etse de Anac Başkanı Cantone "O zamandan bu yana hiçbir şeyin değişmediğine katılmıyorum" diyor. Cantone son yıllarda özellikle yolsuzluk suçlarını önlemek amacıyla önemli adımlar atıldığını, 2014'te Anac'ın kurulmasının da buna bir örnek olduğunu söylüyor.

Temiz Eller soruşturmasını Corriere della Sera gazetesi için takip eden, halen Espresso dergisinde çalışan gazeteci-yazar Paolo Biondani ise İtalya'da halen yolsuzluk seviyesi yüksek olsa da Temiz Eller'in "çok faydalı" olduğunu söylüyor. BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Biondani, "Temiz Eller çok faydalı oldu, çünkü yolsuzluğu yok etmese de azalttı" diyor ve şöyle devam ediyor:

"Bugün İtalya'da yolsuzluk, Almanya ve İsveç gibi Avrupa ülkelerine kıyasla hala yüksek seviyelerde ama 25 yıl öncesine göre kesinlikle daha az. Bugün tekil bireyler ya da tekil güç odaklarında yolsuzluk var ama tüm kamu harcamalarını etkileyecek derecede merkezileşmiş bir yolsuzluk sistemi artık yok."

"Kültürel savaş gerekli"

Peki yolsuzluk neden tamamen yok edilemedi? Biondani'ye göre bunun iki nedeni var:

"Birincisi: Temiz Eller yalnızca elit kesime dokunduğu sırada tüm kamuoyu tarafından destekleniyordu. Ne zaman ki yolsuzluk soruşturmaları daha alt seviyelere inmeye başladı, vergi vermemek için rüşvet ödeyen küçük işletmeleri, oğlunu askere göndermemek için para ödeyen aile babalarını da kapsamaya başladı, o zaman savcılara destek de azaldı.

İkincisi: 1994'te Berlusconi'nin zaferinin ardından yeni siyasi sınıf, yolsuzluk, hesapta sahtecilik ve bunlarla bağlantılı suçların cezalandırılmasını güçleştiren çok sayıda yasayı onayladı. Rüşvet verenlerden de alanlardan da çok azı hapse ya da tazminata mahkum edildi. Bu da sıradan vatandaşın, adli soruşturmaların bir işe yaramadığını düşünmesine başlamasına neden oldu."

Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Kurumu Başkanı Cantone de Temiz Eller ve sonrasında atılan adımların yolsuzluğu ortadan kaldırmakta yetersiz kalmasını, "Maalesef, kelepçelerin İtalya'yı reforme etmeye yeteceği yanılgısına düşüldü. Yolsuzluğun kökten sökülebilmesi, ilk olarak kültürel bir savaş gerektirir" sözleriyle açıklıyor.