Müslümanların yoğun olduğu Birmingham'da halk Londra saldırısı ve seçim için ne diyor?

Birmingham Belediye Binası Telif hakkı CAGIL KASAPOGLU
Image caption Birmingham Belediye Binası

İngiltere'de erken genel seçime 5 gün kala Londra'da düzenlenen son saldırı, kampanya gündeminin odağını siyasi partilerin seçim programlarına ve Avrupa Birliği'nden çıkış (Brexit) sürecine yönelik tartışmalardan güvenlik politikalarına kaydırdı.

Ana muhalefetteki İşçi Partisi'nin lideri Jeremy Corbyn, İçişleri Bakanlığı döneminde polis sayısını azaltarak güvenlik zaafına yol açtığı gerekçesiyle, Başbakan Theresa May'ın istifa etmesi gerektiğini söyledi.

Londra saldırısı, sokaktaki seçim tartışmalarına da yansıdı. Özellikle ülkede radikal İslam ile mücadele politikaları öne çıktı.

Seçimin nabzının güvenlik odaklı göründüğü kentlerden Birmingham, İngiltere'de başkenti Londra'dan sonra ülkede en fazla Müslümanın yaşadığı ikinci şehir.

Birmingham'da yaklaşık 234 bin Müslüman yaşıyor, bu da toplam şehir nüfusunun yaklaşık dörtte birine denk geliyor.

Birmingham merkezi kozmopolit. Asya, Orta Doğu mutfağı sunan restoranların yanında klasik İngiliz pubları, İngilizlerin hızlı tüketim amaçlı üçgen sandviç satan kafeleri ve sokaklarında birçok farklı etnik yapıdan gelen Birminghamlılar için her şey sıradan.

Merkeze yürüyerek yaklaşık 30 dakika mesafede ise Sparkbrook ve Sparkhill mahalleleri var.

Buralarda Arapça tabelaların sayısı artıyor. "Bismillah Fırını", "Kainat Modacısı", "Medine Marketi"nin tabelalarıyla, Ramazan nedeniyle kapalı restoranların özel iftar yemekleri için asılan, "İftar'da gelin yazılı afişler dikkat çekiyor.

"Yabancı" olanların kolayca ayırt edilebildiği yerler bu mahalleler.

Telif hakkı CAGIL KASAPOGLU
Image caption Birmingham'ın Sparkhill ve Sparkbrook semtleri

İki mahalle ayrıca, İngiltere'de cihat bağlantılı grupların ve bireylerin yaşadığı semtler olarak biliniyor.

Güvenlik araştırmaları düşünce kuruluşu Henry Jackson Society'nin Mart ayında yaptığı araştırmaya göre İngiltere'de "terör bağlantılı" olduğu tespit edilenlerin "radikalleştiği" yerler arasında Sparkbrook da gösteriliyor.

Londra'nın Westminster Köprüsü'nde Mart ayında düzenlen saldırılardan sonra polis 'terör şüphelileri' için operasyonlarını buraya yoğunlaştırmıştı.

Mahalle bu "cihatçı" suçlamalarıyla ilgili konuşmaya çok yanaşmıyor ama Sparkbrook'a yakın Birmingham Central Mosque (Merkez Camii) radikalleşenlerin, Müslümanların içinde yalnızca küçük bir azınlık olduğunu söylüyor.

'Radikal İslamcıları camilerde bulamazsınız'

6 bin kişilik kapasitesiyle İngiltere'nin en büyük camilerinden olan Birmingham Central Mosque'un girişinde "Terör İslam değildir" yazılı kitapçıklar var. Kitapçığın içinde İslam'ın bir barış dini olduğu, IŞİD'in İslam'la ilgisi olmadığı yazıyor.

Son sayfanın köşesinde de "Suriye'ye gittiğinden veya Suriye'den, ya da başka bir savaş bölgesinden döndüğünden şüphelendiğiniz birileri mi var? Radikalleşme işaretleri mi gösteriyor? Destek ve tavsiye için polisi arayın 101" mesajı paylaşılmış.

Telif hakkı CAGIL KASAPOGLU
Image caption Birmingham Merkez Camii 6 bin kişi kapasiteye sahip.

Son sayfa da ayrıca bu bildiride imzası olan Birmingham camilerinin isimleri var.

Camide görüştüğüm mütevelli heyeti üyeleri Niyazi Ahmed ve Ali Yousef de kitapçıktaki bilgileri sıralıyor önce sonra Yousef, "Zaten bunları buralarda aramayın. Camilerde bulamazsınız. Buraya gelselerdi bunları yapmazlardı" diyor.

Başbakan Theresa May, Londra'daki son saldırı sonrası sert bir açıklama yaptı ve "Radikal İslam'a aşırı hoşgörü gösterildi" dedi. May, 'İslam'ın saptırılmış bir versiyonu' olarak tanımladığı ideolojiyle mücadele edileceğini söyledi.

Fakat Başbakan'ın bu açıklamalarına, seçime günler kala ana muhalefette İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn'in de "O zaman neden polislerin sayısını azalttın" çıkışıyla alevlendi. Corbyn, iktidara gelmesi durumunda 10 bin polisin işe alınacağını söyledi.

'Asılmalılar'

Bu tartışmaları sorduğum Birmingham Central Mosque mütevelli heyetinden Niyazi Ahmed, "Theresa May haklı, vatandaşlarını korumak hükümetin sorumluluğundadır. Ama meselenin köküne inmeliler" dedi ve radikal İslam'a karşı alınacak önlemlerin Müslüman halkı mağdur etmemesi gerektiğini söyledi:

"Nereden ilham alıyorlar, nerede eğitiliyorlar bunları bulmaları lazım. İstihbaratları var. Ama bu tip politikalar, kitlesel olarak tüm Müslümanları etkilememeli. Yoksa büyük haksızlık yapılmış olur. Mesela polis bir hırsızı yakalıyor diye yoldan geçen herkese hırsız gözüyle bakmıyoruz. Dolayısıyla genelleyemeyiz."

Telif hakkı CAGIL KASAPOGLU
Image caption Birmingham Merkez Camii mütevelli heyeti üyeleri Ali Yousef (solda) ve Niyazi Ahmed (sağda)

Peki Ahmed'e göre radikal İslam'la nasıl mücadele edilmeli?

"Çok sert olmalı" diyor Ahmed ve idamı savunduğunu söylüyor:

"Bir kişi, bir ya da iki kişiyi öldürmüşse asılmalıdır. Bir hayata karşı bir hayat. Hiç kimsenin başkasının hayatını almaya hakkı yok. Bem böyle diyorum. Eğer birinin hayatını aldıysa, onun da hayatı alınmalıdır."

Mütevelli heyeti üyeleri Niyazi Ahmed ve Ali Yousef, bu tartışmaların Perşembe günü yapılacak genel seçimlere nasıl etkisi olabileceği sorusuna ise "Herkesin yorumu kendine. Göçmen karşıtları Muhafazakarlara verecektir, ama kimileri de İşçi Partisi'ne" yanıtını veriyor.

Kendileri oy kullanacak mı veya kullanacaklarsa hangi partiye verecekleri sorusunu ise cevapsız bırakmayı tercih ediyorlar.

İngiltere'de ilk kez Sih bir kadın milletvekili çıkabilir

Çok sayıda farklı etnik yapı ve inanca sahip İngilizlerin bir arada yaşadığı Birmingham'da 2015 genel seçimlerinde oyların çoğu İşçi Partisi'ne gitti.

Şehirdeki 10 seçim bölgesinden 9'unun milletvekilleri İşçi Partisi'nden, biri Muhafazakar Parti'den.

Ancak bu seçimlerde Muhafazakarlar en az iki milletvekili çıkarmayı hedefliyor. Zira iki seçim arasında, İngiltere'nin AB'den çıkması için yapılan Brexit referandumu seçmenin kararlarında da etkili oldu.

Birminghamlılar geçen yılki referandumda 3800 oy farkla tercihlerini Brexit'ten yana kullandı.

Muhafazakarların gözünü diktiği seçim bölgesi, İşçi Partisi'nin 'Brexit taraftarı' milletvekili Gisela Stuart'ın bu yıl aday olmadığı Edgbaston. Bir önceki genel seçimlerde Muhafazakarların oylarını yüzde 38'e kadar çıkardığı Edgbaston'da bu yılda çekişmeli bir yarış olacak.

Ancak İşçi Partisi, Gisela Stuart yerine 'Brexit karşıtı' kampanya yürüten Preet Gill'i aday gösterdi. Eğer Preet Gill seçilirse, İngiltere'de parlamentoya girecek ilk Sih kadın milletvekili olacak.

Telif hakkı CAGIL KASAPOGLU
Image caption Birmingham Merkez Camii'de "Terör İslam değildir" kitapçıkları dağıtılıyor.

İngiltere'de son kamuoyu araştırmaları, İşçi Partisi'nin Muhafazakar Parti ile arasındaki farkı kapattığını gösteriyor.

Fakat burada seçmen, özellikle üst üste gelen saldırıların ardından oylarını daha çok güvenlik politikalarına göre vereceğini söylüyor.

Birminghamlı İşçi Partisi destekçisi emekli öğretmen May Taylor, liderleri Jeremy Corbyn'nin Başbakan Theresa May'e 'istifa çağrısının' sandıkta karşılık bulmayacağı görüşünde:

"Yine de Theresa May, Corbyn'den daha popüler. Çünkü İngiltere'de basın ağırlıklı olarak sağcı. Muhafazakar Parti yanlısı. Birçok kişi de gazetelerden okuduklarından fikir ediniyor. Corbyn'e karşı olumsuz bir hava var."

'İngiltere'nin dış politikasında sorun var'

May Taylor, radikal İslam anlayışının Birmingham'la eşleştirilmesini de doğru bulmuyor:

"Müslümanlar arasında çok küçük bir azınlık radikal ideolojiye sahip. Birkaç bin Müslüman'ın yaşadığı bu şehirde bu görüşe sahip olanlar bir elin beş parmağı kadardır. Bu ideolojiyle mücadele, toplumların kendi içinde olmalıdır."

Telif hakkı CAGIL KASAPOGLU
Image caption İşçi Partisi destekçisi Mel Taylor

Mel Taylor'a göre dış politika da rol oynuyor:

"İngiltere'nin dış politikasında da sorun var. Eğer Müslüman ülkelere karşı savaşırsa, onların düşmanı olur."

Birminghamlı eğitimci Charisma Raj da henüz karar vermese de Liberal Demokratlar ve İşçi Partisi arasında gidip geliyor.

Kentteki radikal İslam ile ilgili tartışmalara ilişkin ise İngiltere'de "Truva Atı skandalı" olarak bilinen olayı hatırlatıyor.

Birmingham'da 2014 yılında bir grup Müslüman öğretmenin şehirdeki bazı okullara radikal İslamcı, Selefi müfredatlar dayattığı iddiasıyla başlayan soruşturma ile patlak veren skandala bu ad verilmişti.

Soruşturmada bir eğitim vakfı başkanının 2007'de Birmingham'daki üç okul için 72 sayfalık bir 'İslamcı gündem' oluşturup uyguladığı ortaya çıktı ve yerel yönetime bu gelişmelere göz yumduğu eleştirisi yöneltildi. Son yıllarda öğretmenlerin İslam'la ilgili yaptıkları referanslar da bu skandala atıfla incelendi.

'Tüm iletişim denetlensin'

Charisma Raj, radikal İslamla mücadele için kişisel gizlilik haklarından vazgeçebileceğini söylüyor:

"Belki de çok eleştirilebilecek tartışmalı bir bakış açım var ama, benim gizlim saklım yok, eğer bu radikal ideolojiye sahip insanları bulmak istiyorlarsa beni cep telefonumdaki mesajlardan, Facebook, Twitter, sosyal medyadaki paylaşımlarıma kadar her şeyin gözetlenmesinden yanayım. Eğer bu güce sahip olacaklarsa yüzde 100 desteklerim."

Telif hakkı CAGIL KASAPOGLU
Image caption Charisma Raj, radikal İslam'la mücadele için tüm iletişim kanallarının denetlenmesinden yana.

"Bu saldırıların nedeni, internette gizli bir yerlerde bu insanların faaliyet gösteriyor olmalarıdır. WhatsApp, Facebook kullanıyorlar, eğer bu insanların yerinin ortaya çıkması için her şeyi denetlemeleri gerekiyorsa denetlesinler."

İngiltere'de yapılacak erken genel seçim; Brexit tartışmaları, güvenlik kaygıları ve radikal İslam ile mücadele ülkeyi nasıl bir geleceğin beklediğini belirleyecek.

Bir anda İngiltere'de "radikal İslam'ın merkezi" olarak görülen, bir yandan da Brexit konusunda ikiye bölünmüş Birmingham ise şimdilik fırtınada gemiyi karaya sağlam çıkaracak kaptanını arıyor gibi görünüyor.

İlgili haberler